Sahte hayatımızın hakiki komedisi: ‘Aile Arasında’
Tayfun Atay
Son Köşe Yazıları

Sahte hayatımızın hakiki komedisi: ‘Aile Arasında’

10.12.2017 01:27
Güncellenme:
Takip Et:

SPOILER içerir!

Nazım Hikmet nasıl vatan hainliğine devam ediyorsa hâlâ…

Gülse Birsel de yalan dünyamızın ipliğini pazara sermeye devam ediyor hâlâ!..

***

Gülse’nin “Yalan Dünya”sı, televizyon dizi tarihimizin başyapıtları arasında yer almayı hak etmiş çalışmadır. Reyting sistemine dinbaz-politik müdahale marifetiyle ekrandan kovuldu. Yine Nazım’dan çağrışımla yazmıştım zamanında, o, bir “memleketimden insan manzaraları” idi.

Dizide bir kültürel parçalanma içinde akıp giden hayatımızın doğudan batıya, kentten kıra, mondenlikten zontalığa her tarafına zıplayarak ürettiği karakterleri, sosyolojik ilgiye değer bir beceriyle seyrimize sunmaktaydı Gülse.

Aile, evlilik, akrabalık, komşuluk, töre, âdet ve geleneğin, en önemlisi de “erkekliğin” iç yüzüne sondajlar yapıp bunların hâlihazırdaki samimiyetsizliklerini ifşa etmekten hiç mi hiç kaçınmamaktaydı Gülse.

Ancak bunu yaparken hâlâ insandan umudu kesmemenin de;

Suçu, “Sistem” denen bir kocaman yanlışlığın kurbanı bireylerde aramamak gerektiğinin de;

Aile, akrabalık, dostluk ve arkadaşlığın, kısacası tümüyle insan toplumsallığının hâlâ dayanışma, paylaşma, sevgi, güven, umursanma ihtiyacımız açısından varlığının ve öneminin altını çizmekten de geri durmamaktaydı Gülse…

***

Gülse bu minval üzere, Türkiye’nin gündelik hayat sosyolojisini müthiş eğlenceli bir ciddiyetle yazmaya devam ediyor hâlâ…

Televizyondan “politik zor”la kovulmuş “Yalan Dünya”yı sinemaya, üstelik çok daha özgür, eleştirel, zengin, özellikle hayatımızda bir “direniş stratejisi” olarak mevcut argo ile zengin ve argoyu da tatlı tatlı estetize etmiş şekilde taşıyarak, yoluna devam ediyor.

Vizyondaki filmi “Aile Arasında”nın ilk izleme sonrası düşündürdükleri bunlar.

Daha, çok izleyeceğim.

Elime not defterimi alarak gidip izleyeceğim!..

***

Filmde bitmiş bir evliliğin ve hiç-başlamamış bir evliliğin (yani 21 yıl uzatmalı, “Sistem’ce gayrı-meşru” meyvesi de olan bir ilişkinin) iki iyi huylu karakteri (Demet Evgar-Engin Günaydın) baş rolde buluşturulmakta. Onlara her iki ilişkiden kötü huylu karakterlerle takviye yapılmış (Gülse Birsel-Şevket Çoruh). Cihangir’den Adana’ya açılan ve kültürel açıdan “parçalı-bulutlu” bir mekân yelpazesinde, o uzatmalı ilişkinin “gayrı-meşru” meyvesinin (Su Kutlu) yine “Sistem”ce imkânsız evlilik macerası, kahkahalandırıla kahkahalandırıla anlatılarak yol alınıyor.

Şu “Sistem” dediğin de ne ola mı diyorsunuz?..

“Sistem”, karı-kocalığın da, babalığın da, analığın da, evlatlığın da, evlilik, aile, akrabalık ve dostluğun da “para” olduğu bir ekonomi-politik örüntü.

Bu örüntüden ustalıkla süzdüğü karakterleri önümüze koyuyor Gülse: Monden, koket ve felaket Mihriban (Gülse Birsel); hönkürdek fakat hödük Adanalı zengin kebapçı Haşmet (Erdal Özyağcılar); onun karısı, hem fettan hem de “oynak” Mükerrem (Devrim Yakut); Mükerrem’in kocasından değil “sütçü”den olma saftirik oğlu Emirhan (Fatih Artman); “yanlış hayat”ın sillesine dayanmayı hırtlıkta bulmuş uzatmalı “dost” ve vefasız baba, klarnetçi Necdet (Şevket Çoruh); hem onun kafasını sopa ile kırmak için, hem de aynı “yanlış hayat”ın kıçına bir “doğruluk” sopası sokmak istercesine tabloya yerleştirilmiş pavyon şarkıcısı, trans birey Behiye (Ayta Sözeri); ve içerisinde ne aşkın ne de sevginin, sadece ve sadece paranın bulunduğu bir evlilik cenderesinde hâlâ nefes alıp vermeye çalışan, “Antidepresanların Gülümser” (Devin Özgün Çınar)…

Dahası var ama bu kadarı bile Nazım’ın romantik-dramatik “Memleketimden İnsan Manzaraları” destanını Gülse’nin şu kıyamet çağında trajik-komik mahiyette nasıl güncellediğini işaret etmeye yeter de artar.

***

Tabii “Aile Arasında”, bize “memleketimden insan manzaraları” yanı sıra, bununla bağlantılı, ilişkili, titreşimli mahiyette yaşadığımız hayatın “sahtelikler silsilesi”ni de sunuyor.

"Kutsal" aile, "yüce" evlilik kurumu, "değerli" akrabalık ve hemşehrilik bağları… Bunların hepsinin birer “serap”tan ibaret olduğunu içten içe bilsek de kendimize dahi itiraf edemiyoruz çoğu zaman… “Kamusal senaryo” buna izin vermiyor.

Gülse, hepimizde “saklı senaryo”yu açığa çıkarıyor.

Filmde izliyoruz: Evlilikler sahte, aile ilişkileri sahte, akrabalık bağları sahte, düğünler sahte, kına geceleri sahte, ölen dedenin arkasından ağlamalar sahte…

Yani gösteri, yani “şov”…

Gülse, bu sahteliği, bu hayatımıza hâkim, koskocaman “realite-şov”u yapıbozuma uğratıyor.

Ve bu “şov”un realitesi ile bizi çatır çatır yüzleştiriyor.

Heyhat, hem de hepimizi kahkahalara boğarak yapıyor bunu!

Aşk olsun ona, aşk olsun!..

***

Kişiselleştirerek bitireceğim ama yine de bir başka küresel-toplumsal “sahtelik” haline göndermeyle yapacağım bunu…

Yıllar yılı “1 Kadın 1 Erkek”te (ki o da dinbaz-politik müdahaleye kurban bir dizi) tutkunu olduğum Demet Evgar’ı filmde gayet yaşlanmış halde izledim.

Yalnız, üzülerek değil, sevinerek izledim!..

Sevinçle, neşeyle, mutlulukla ve daha da büyük bir tutkunlukla izledim.

Demet, yaşına, yaşlanmasına, yaşlılığına o kadar güzel sahip çıkmış ki!..

O kadar güzel yaşlanmış ki!..

Yaşlandıkça o kadar daha olgun ve çekici bir güzellik eklemiş ki kendine…

İnsanlık adına içim ferahladı.

***

Demet belli ki yaşlandıkça güzelleşecek, yaşlandıkça güzelleşecek, yaşlandıkça güzelleşecek…

Ve böylece yaşlandıkça ölümsüzleşecek.

Malûm, yaşlılık, “yaşarken ölmek”tir diye bellettiler bize hanidir ve şu yalan dünyada hepimize “Yaşasın anti-ageing” dedirtir oldular.

Ben filmden çıkarken bir de Demet’i hayal ettim sokaklarda, caddelerde, meydanlarda…

Yaşlandıkça kusursuzlaşan, daha da komik, daha da sevimli, daha da seksi, daha da “kutsî” hale gelen güzelliğiyle…

“Yaşasın Yaşlılık, Kahrolsun Anti-Ageing” diye slogan atıp yürürken!..

Yazarın Son Yazıları

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Devamını Oku
10.09.2018
Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Devamını Oku
05.09.2018
Betona tapanların mabedi yapıldı

Betona tapanların mabedi yapıldı

Devamını Oku
03.09.2018
Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Devamını Oku
20.08.2018
‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

Devamını Oku
15.08.2018
Doların da Allah’ı var!

Doların da Allah’ı var!

Devamını Oku
13.08.2018
‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

Devamını Oku
08.08.2018
Üniversite pazarı

Üniversite pazarı

Devamını Oku
06.08.2018
Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Devamını Oku
01.08.2018
‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

Devamını Oku
30.07.2018
‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

Devamını Oku
25.07.2018
Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Devamını Oku
23.07.2018
Meşihat makamı

Meşihat makamı

Devamını Oku
18.07.2018
‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

Devamını Oku
16.07.2018
Ters köşe (10.07.2018)

‘Cülus töreni’

Devamını Oku
10.07.2018
Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Devamını Oku
08.07.2018
Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Devamını Oku
04.07.2018
Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Devamını Oku
02.07.2018
‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

Devamını Oku
26.06.2018
Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Devamını Oku
25.06.2018
‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

Devamını Oku
25.06.2018
‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

Devamını Oku
11.06.2018
Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Devamını Oku
06.06.2018
Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Devamını Oku
04.06.2018
Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Devamını Oku
30.05.2018
Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Devamını Oku
28.05.2018
İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

Devamını Oku
23.05.2018
‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

Devamını Oku
21.05.2018
Eğlenceli ciddiyet: İnce

Muharrem İnce’nin mevcut iktidar ağzı karşısında en büyük avantajı, yerli ve milli “mizah duyusu”na sahip olması. Sanki Erdoğan, hiç beklemediği bir “lügat”le karşı karşıya kalmış gibi geliyor bana. Öyle hissediyorum.

Devamını Oku
17.05.2018
İnanç borsası nefslere açılırken…

İnanç borsası nefslere açılırken…

Devamını Oku
16.05.2018
‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

Devamını Oku
13.05.2018
‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

Devamını Oku
09.05.2018
Eşeğe kurban olun!

Eşeğe kurban olun!

Devamını Oku
07.05.2018
Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Devamını Oku
02.05.2018
Hitler’i anıyoruz (!)

Hitler’i anıyoruz (!)

Devamını Oku
30.04.2018
Biz tarihin yüzüne bu fotoğrafla bakacağız

Eve dönüş yolunda...

Devamını Oku
25.04.2018
‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

Devamını Oku
23.04.2018
Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Devamını Oku
18.04.2018
ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

Devamını Oku
16.04.2018
Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Devamını Oku
11.04.2018