Yazgülü Aldoğan

Hayat ucuz, yaşamak pahalı!

02 Aralık 2021 Perşembe

Metin Gürcan’ı casusluk suçlamasıyla gözaltına almışlardı, hızlıca tutuklamışlar. “Casus olduğunu itiraf etmiş.” Yabancı elçilik mensuplarına analiz yapıyormuş, 400 dolar karşılığında! Geçerli döviz kurlarıyla bizim için iyi bir telif sayılabilir de bir Avrupalı için ne ki 400 dolar? Bu paraya casusluk yapılır mı? Aslında Metin Gürcan’a da gerek yok bunun için, Murat Yetkin’in analizlerini okusalar ya, bedava! İkisi de sonuç olarak erişilebilir bilgilere akıllarını kullanıp analiz yapıyor. Gürcan’ın hatası, gizli bir iş yapıyormuş gibi zarf alıp vermeler. Zaten memlekette elini sallasan casus, kolunu sallasan teröriste çarpıyorsun. Osman Kavala da casus. Üstelik paraya da ihtiyacı olmayan bir kapitalist! Ama vicdan sahibi de olduğundan solcudur. Bu çakma casus ve teröristlerin ciddiyeti olmadığını iktidarı kullananlar da biliyor ama halkın hayal gücünü gıdıklayacak, ekonomik kriz yerine çenesini oyalayacak “düşman” lazım. Dış güçler var ama o afaki bir laf. Casus daha afili. Terörist dersen, 15 Temmuz’u yapan suçlu lazım, çoluk çocuğu içeri tıktılar, 4.5 yıldır yatırıyorlar! Böylece tarihe çoluk çocuğun, erin, öğrencinin, uzman çavuşun darbe yapmaya kalktığı bir darbe geçti ki o dönem yaşı tutmayan öğrencileri yaşları 18 oldu diye şimdi tutukluyorlarmış! Darbeci diye yaftaladıklarına ömür boyu hapis cezası verdiler. Öğrencilerinkini Yargıtay bozdu. Yeniden görülüyor, ara verilmişti, Digitürk davası, dün Silivri’de başladı. Bakırköy’deyken gidebiliyordum, Silivri’ye kimse gidemesin diye herhalde!

SİLİVRİ SOĞUK

Cezaevinden gelen mektupları okuyup okumamakta tereddüt ediyorum, hiçbir şey yapamamak içimi yakıyor. İçeridekiler açık görüş diye yalvarıyorlardı, yazmadım, yapacakları varsa yapmazlar diye. Bu ay açık görüşler de başlıyor dediler. Çoğunun ailesi İstanbul dışında, yoksul ve yaşlı. Gelmeleri gitmeleri çok zor. Yılda bir iki kez, sadece açık görüşe geliyorlardı, pandemide açık görüş kapanınca hasret büyüdü. Zaten müebbet almışsın, tünelin ucu görünmüyor. Koşullar korkunç. Daracık koğuşlarda tıklım tıkış. Gökyüzü bile tel arkasından. Kaloriferleri yakmıyor, sıcak su vermiyorlarmış, kantinden aldıkları battaniyeleri de toplamışlar. Bu koşullarda bekliyorum, oradan niye hâlâ bir “72. Koğuş” çıkmıyor? 

ARKASI OLAN ÇIKAR

Bahçeli aracı oldu, Çakıcı bile serbest kaldı. O gençlerin arkasında ise kimse durmadı. Suçlu bile olsalar, o suç kanıtlanmalı. O davaların nasıl laf ola beri gele görüldüğüne tanık oldum. Hukukçular darbeye iştirak suçu olmadığını, öğrencinin, erin, astsubayın emrin içeriğini tartışma hakkı değil, emre itaatle sorumlu olduğunu tekrarlıyor. Ateş etmemiş, kimseye zarar vermemiş, sadece götürüldüğü yerde beklemiş 18-20 yaşındaki insanları nasıl müebbetle cezalandırırsınız? Bırakın Silivri zindanındakini, dışarıda yaşamak bile bu kadar zorken içeride hayat nasıl iyi olsun?

HAK ARAMAK

Bizim gazetede olanları da duymuşsunuzdur. Terzi kendi eteğinin söküğünü nasıl dikemezse, gazeteci de herkesin hakkını arar, kendi hakkını arayamaz. Ne demişler, “Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma”. Yazılarımda yanlışlar bulursanız, yılların düzeltmeni duayen Rüya Hanım da işten çıkarıldığı içindir. Kendisine bugüne kadarki yazılarıma katkıları için yürekten teşekkür ediyorum. En iyi foto muhabirimiz de dahil bu tensikata. Hak vereceğim tek gerekçe, işlerini iyi yapamamaları olmalıydı. Oysa gerekçe, artan kâğıt ve baskı gibi maliyetleri karşılamak, duayen olanları çıkarıp gençlerle devam etmek? Cumhuriyet gazetesi, kâr etmek amacıyla çıkarılan patron gazetesi değildir. Aldığımız ücretler de asgari ücretin olması gerektiği kadar! Bu sıkıntıyı başka türlü aşmak gerekir. Tek dileğim, meslekte son durağım olmasını istediğim Cumhuriyet gazetesinin bizi okura karşı başı eğik, mahcup bırakmaması, yoksa kırılacak bir kalem kaldı.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları