Köşe Yazısı

A+ A-

Yeni bir MC mi?

23 Nisan 2019 Salı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişimi akla onlarca soruyu getiriyor. Buna karşılık Erdoğan’ın 24 saati aşan suskunluğu, Bahçeli’nin susmazlığı, böylesi olayları önlemekten sorumlu İçişleri Bakanı’nın aymazlığı soru işaretlerini daha da çengelli hale getiriyor.
Çubuk saldırısı bir provokasyon ise vahim...
Provokasyon değil de, Cumhur İttifakı’nın aylardır bileyip geliştirdiği nefret dili sonrası halkın kendiliğinden kalkışması ise daha vahim...
Her iki durum da iktidar dahil Türkiye için çok vahim.
Ülkeyi, terör örgütü PKK’nin yıllardır her türlü yöntemi deneyip başaramadığı yere, böylesi olaylar sürükleyebilir.
Linç girişiminin ilk hamlesi sonrası Kılıçdaroğlu bir eve geçtiğinde linççilerin saatlerce evin önünde kalması şunu akla getiriyor:
Gözaltına alınması gerekenler, koruma altına mı alındı?
Dışarıda evi yakalım diyecek kadar vahim sesler yükselirken, evin içinde Emniyet Genel Müdürü çözüm olarak Kemal Bey’e dönüp şunu öneriyor:
“Size polis şapkası ve montu giydirip çıkaralım!”
Kemal Bey, net bir ifade ile “Hayır, üzerimdeki elbise neyse onunla dışarı çıkacağım” deyince konu kapanıyor.
Polis üniformasını, bu görevi yapanlar elbette onuruyla ve hakkıyla taşır, ancak bu önerinin ucunun nereye gittiği aşikâr!
Türkiye’nin bütünlüğü, birliği konusunda en büyük gücümüz halkın sağduyusu, birlikte yaşama iradesi. O güç bu oyunları da bozacaktır.

***

Çubuk olayının öncesi ve sonrasındaki iktidar diline baktığımızda aklımıza şu soru geliyor:
Yeni bir Milliyetçi Cephe sürecine mi giriyoruz?
1970’li yılların ikinci yarısında Türkiye kısa süreli koalisyon hükümetleriyle yönetildi. 1973 seçimleri sonrası CHP-MSP hükümeti kuruldu. Ecevit-Erbakan koalisyonu Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gerçekleştirdi. Ancak koalisyon Mart 1975’te dağıldı. Dönemin Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı Demirel ile Erbakan ve MHP lideri Türkeş, Milliyetçi Cephe (MC) hükümetini kurdu. Bu dönemde Türkiye büyük bir kutuplaşma yaşadı. Birinci MC Haziran 1977’ye kadar sürdü. Arada Ecevit’in hükümet denemesinden sonra Temmuz 1977’de İkinci MC kuruldu. Bu dönem yaşanan pek çok kanlı olayın en sarsıcısı Kahramanmaraş’tır. Demirel şu ünlü sözünü o günlerde etmişti:
“Bana milliyetçiler suç işliyor, dedirtemezsiniz!”
Uğur Mumcu o yılları anlatırken, birbiriyle çatışan gruplara aynı elin silah sağladığını kanıtlamıştı. O süreç, yüzde 90’ının yaşları 18-25 arası 5 bin gencin ölümüne neden oldu. Bunlar olurken MC hükümetleri de kutuplaştırmanın üzerine benzin dökerek yürüdü.
Bugüne bakıyoruz; Türkiye’yi yönetmekten sorumlu Cumhurbaşkanı Erdoğan’la, Erdoğan’ı yönlendirmekten sorumlu Bahçeli, önce önümüzdeki seçimler sonra önümüzdeki nesiller diyor. Bahçeli’nin sözlerini Türkçeye çevirirsek dediği şu:
“Bana Cumhur İttifakı seçimi kaybetti, dedirtemezsiniz!”
Bu tablo Türkiye’yi iyi bir yere götürmez...

***

Gelinen noktada Cumhur İttifakı’nın karşısında İstanbul ve Ankara seçimlerini kazanan Millet İttifakı’na büyük bir sorumluluk düşüyor. Başarıyı elde etmek kadar bu başarıyı yönetmek de önemlidir. Yerel seçimlerde oluşturulan dil, Türkiye’nin geleceğidir.
Dildeki değişiklik, rejimdeki değişiklikten daha önemlidir.
Kılıçdaroğlu’nun referandum sürecinden bu yana adım adım örüp genişlettiği bu dili bozmadan başarıyı yönetmek ve 2023 seçimleri için şimdiden kolları sıvamak gerekiyor.
Kılıçdaroğlu’nun şahsında Türkiye’ye geçmiş olsun diyoruz... Artık gelecek olsun...

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

ABD Suriye yerine Türkiye’ye mi girecek? 21 Ağustos 2019 Çar
Seçimle gelen kayyımla gider! 20 Ağustos 2019 Sal
Didim’de yazarlar buluşması... 18 Ağustos 2019 Paz

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Kemal Kılıçdaroğlu, Uğur Mumcu