Köşe Yazısı

A+ A-

Kanunsuzluk zinciri!

21 Temmuz 2019 Pazar

Demokrasinin ana unsurlarını göz ardı eden, otoriter yönetimler, hukuksuzlukları örtmek için “kanun devleti”nin arkasına sığınırlar. İstedikleri gibi kanun yapıp eleştirilere şu karşılığı verirler:
- Efendim, memlekette kanun var. Kanunları uyguluyoruz.
Gelinen noktada Türkiye kanun devleti bile değil. Aynı kanun, kişilere, davalara, zamana, şehre göre farklı uygulanabiliyor.
Buna ilişkin verilebilecek onlarca örnek var.

***

Cumhuriyet gazetesinin önceki yazar ve yöneticilerine ilişkin davada tüm iddiaları çürüten önemli bir gelişme yaşandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16. Ceza Dairesi’ne verdiği tebliğnamede şu unsurların altını çizdi:
- Gazetecilik faaliyetlerinden terör örgütüne yardım ya da üyelik üretilemez.
- Eleştiri ve tartışma sınırları içindeki haber ve yorumlar evrensel değerlerden olan ifade özgürlüğünün parçasıdır.
- Cumhuriyet Vakfı içindeki yönetim, oylama, yayın çizgisi tartışmaları terör örgütü faaliyeti olarak değerlendirilemez.
- Yukarıdaki faaliyetlerin hiçbiri bir suça delil niteliği taşımaz. Sanıkların beraatına...
20 sayfalık tebliğname özlemini çektiğimiz evrensel hukuk normlarından izler taşıması bakımından umut verici. Bu durumda hapisteki Cumhuriyetçilerin bir an önce serbest bırakılması gerekir.
Mahpusluğu 400 güne yaklaşan Eren Erdem’in durumu da aynı. İzlediğimiz duruşmalarında kendisine sorulan sorular, yazdığı haberlerden başka bir şey değildi. Aynı davada Eren’den daha çok hapis yatacaklar tahliye edildi, Eren hâlâ Silivri’de. Avukatı Onur Cingil’in yarın yapacağı başvurunun sonuçlarını bekliyoruz.
18 Temmuz Perşembe günü Çağlayan’da Canan Kaftancıoğlu’nun duruşması vardı. 37. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davada savcının, 7 yıl önceki, o günün sıcak gelişmeleri içinde yazılmış sosyal medya paylaşımlarını büyük çabalar sonucu bulunmuş deliller gibi ağdalandırarak okuması ülke adına hüzün vericiydi. Yargıyı siyasal intikama alet etmenin, yürürlükteki kanunları zorlayıp bunun kılıfı yapmanın acı bir örneğiydi. İddianamede Kaftancıoğlu’na, “AKP’nin İstanbul’u kaybetmesinin bedelini ödeyeceksiniz” dense daha dürüstçe olurdu.
Yine kanunların hiçe sayıldığı davalardan biri de İstanbul Üniversitesi akademisyenler davası. Burada yargılanan Doç. Dr. Fatih Gürsul’un dosyasını okuyunca insan, “Eee, delil nerede” diye sormadan edemiyor. Avukatı Metehan Arısoy’un yaptığı genel istatistiğe göre, Gürsul’un durumunda olup tahliye edilen en az 100 kişi var. Yargıtay dosyayı incelese büyük olasılıkla bozulacak. Ancak, gözlemimiz o ki, mahkemeler Meclis’ten çıkacak yargı paketini bekliyor. O paketle tahliyeler olacak, davalar düşecek. Anlaşılan o ki, Gürsul’un en büyük suçu Kılıçdaroğlu’nun danışmanı olması.

***

Yukarıda sadece küçük bir kesit aktardığımız davalar zincirinin özü; hukuksuzluktan öte kanunsuzluklarla karşı karşıyayız.
Bu durumda hiçbir vicdan, “Hükümet FETÖ ile samimi mücadele ediliyor” demez. Şunu der:
FETÖ ile mücadele her şeye alet ediliyor.
Kanunsuzluk zinciri, hukukun prangası haline geldi.

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

Seçimle gelen kayyımla gider! 20 Ağustos 2019 Sal
Didim’de yazarlar buluşması... 18 Ağustos 2019 Paz
Hollanda’ya göçen İzmir’den yazlık alan Suriyeli aile... 15 Ağustos 2019 Per

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Canan Kaftancıoğlu