Didim’de yazarlar buluşması...

18 Ağustos 2019 Pazar

Hafta başında Didim’de 15. yazarlar bulunmasının konuğuyduk.
Güzel bir yere gitmek için yapılan yolculuk da gezip görmeye dahildir. Didim’e gidişin özellikle Söke’den sonrasını ayrıca seviyorum. O uçsuz bucaksız yeşil denizi Söke Ovası, bitmesin istersiniz. Dağlarından yağ, ovalarından bal akan Ege’nin en verimli topraklarının ortasından geçen Menderes Irmağı da yeşil gözlüdür. Kısa bir molada, bu bereketin üzerindeki insanlar girdilerdeki pahalılığa dikkat çekip iktidara seslendiler:
- Neden bizden çok başka ülkelerin çiftçisini destekliyorsunuz? İthalatın anlamı bundan başka bir şey değil ki!

***

Yazarlar buluşması dedik, ama özü yazar-okur buluşması. Kitap yazanların, hele günlük yazı yazanların her fırsatta okurla buluşması çok önemli. Beş saati aşan buluşmada sadece Türkiye’den değil, dünyanın dört bucağından gelen insanların elini sıktık. Yurtdışından gelenlerin çoğu Almanya’da oturuyordu. Hayli dertliler. Şöyle diyorlar:
Eskiden Almanlar için Türkiye’ye gelmek çok güzel bir şeydi. Dönüşte bize genellikle pozitif anılarını anlatırlardı. Şöyle bir tanım vardı; Almanlar ikiye ayrılır, Türkiye’yi görenler ve görmeyenler. Görenlerin daha önceden olumsuz yargıları kırılırdı. Şimdi bütün bunlar kalktı...
Fransa, Hollanda, öteki Avrupa ülkelerinden gelenler de benzer düşünceler paylaştılar.
Didim’e yaz tatili için gelenlerin yanı sıra dört mevsim kalanlar da giderek artıyor. 10’a yakın Didim’e yeni yerleşmiş ya da yerleşme kararı almış aile tanıdım. Bir mühendis Cezayirli eşiyle gelmişti, bir başkası Rusla evlenmiş, Didim’e yerleşmiş.
Tatilcilerin iller yelpazesi hayli genişti. Eskişehir’den gelenler, övünçle kentlerinin adını söyleyip ekliyorlardı:
Büyükerşen’in şehrinden...
Rize’den gelenler gülümsüyordu:
Orada bizler de yaşıyoruz...
Diyarbakırlı aile, bir süredir gidememenin sızısıyla konuştu.
Sivaslılar, kentin Cumhuriyetçi kimliğinin daha güçlü olması gerektiği kaygısında. Sivas Kongresi’nin 100. yılının buna vesile olması dileğini sık işittik.
Ankara’dan gelenler, “Mansur Yavaş iyi başladı” diye söze giriyordu.
İstanbul’dan gelenler İmamoğlu heyecanını yaşamaya devam ediyor. İstanbul seçimlerinin toplumdaki sandığa, demokrasiye olan inancı güçlendirdiğini yeri geldikçe vurguluyoruz, ama bunu halkın gözlerinin içinde görmek başka bir şey.
Bize, “Nasılsınız” diye soranlara güçlü bir şekilde, “İyiyiz” dedik. “Bu koşullarda nasıl iyi olunabilir” diye soran gözlerle bakanlara şu karşılığı verdik:
İyi olmanın dört koşulu var; umudu tüketmemek, yaşam sevincini yitirmemek, mücadeleyi bırakmamak, hedefi unutmamak...

***

Didim yazarlar buluşmasının mimarı Hayri Kandemir’i İzmir’den tanıyorum. 26 yıl önce Muzaffer İzgü ile buluşma başlamıştı. 15 yıl önce de her yıl ağustos ayı başından ortasına kadar süren 15 günlük bir program şeklinde başladı. Muzaffer Abi son nefesine dek her yıl katıldı. 26 Ağustos 2017’de kaybettiğimiz İzgü, sağlığının kötüleşmesi üzerine Hayri’ye, “Al sana imza kaşem, benden sonra bunu kullan. Okuru bensiz gönderme” demiş. Hayri de bu vasiyeti yerine getiriyor.
15 yılda 200’den fazla yazar Didim’e geldi. Bu yıl, Ayşe Kulin, Canan Karatay, Canan Tan, Emre Kongar, Mustafa Gazalcı, İlyas Salman, Merdan Yanardağ, Kahraman Tazeoğlu, Barış’lar (Pehlivan, Terkoğlu), Hidayet Karakuş, Hüseyin Yurttaş başta olmak üzere pek çok yazar vardı.
Biz, Ergün Poyraz, Serra Menekay’la birlikte okurla buluştuk.
Bu yılın baş konuğu ise sevgili Eren Erdem’di. Eren’in “Adalet Manifestosu, Meclis’ten Silivri’ye” kitabı, içinde yaşadığımız gerçeklerin geleceğe haykırılışı. Hapiste yazılmış kitap okura ulaştıkça, demir parmaklıkların ardındaki insanın yüreğinde pencereler açılır. Özgürlük türküsüdür, esaretteki insanın sesini dışarıya duyurduğunu hissetmesi!
Didim Belediye Başkanımız Ahmet Deniz Atabay’ı böylesi etkinliklere omuz verdiği için kutladıktan sonra gece yarısını çok geçe Didim’den ayrıldık.
Hayri Kandemir’le kucaklaşırken gönül gözünden öptük. On yıl önce bir hastalık musallat oldu Hayri’ye, gözü adım adım kapandı. Dört yıl önce görme yetisi sıfıra indi. Ama Hayri dimdik hayatın içinde...
Mücadele dedin mi, gözü hiçbir şey görmüyor!