'Medreseler' 100 yıl önce kaldırıldı!

10 Haziran 2024 Pazartesi

Neler oluyor bu eğitim konusunda, anlayan bir anlatsın diyecek noktasındayız. Sıralayalım ÇEDES adlı “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” projesiyle okullara giren imamlar; laik, bilimsel eğitime karşı olduğu eleştirilerinin merkezindeki “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredat...

Her geçen gün daha fazla duyduğumuz, üst düzey yetkililerin katıldığı “icazet törenleri”, üstüne “medrese” hikâyeleri... Ortaöğretimde yıl boyu okullara gönderilmeyen, derslere girmeyen çoğu kız çocukları için karne verildiği, “hayalet öğrenciler” yönündeki iddialar...

Geçen hafta gündeme yansıyan haberlerden biri de LGS Sınavı’nda din kültürü ve ahlak bilgisi sorularının belirleyici hale getirildiğiydi. Gazetemizin Eğitim Şefi Figen Atalay imzalı habere göre derslerin sınav puanına etkisi incelendiğinde TC inkılap tarihi ve Atatürkçülük dersinin payı yüzde 5.44’e, yabancı dilin de yüzde 4.92’ye düştü. Din kültürü ve ahlak bilgisinin payı ise 6.20’ye yükseldi. Aytunç Ürkmez imzalı haberimizde ise terör örgütü Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen Âlimler ve Medreseler Birliği’nin “medreseler için öğrenci kayıtlarına başladığı”, bu “medreselere” Diyanet’in destek verdiği iddiası aktarıldı. Buralarda 3 bine yakın kız ve erkek çocuğunun sözde eğitim gördüğüne işaret edildi.

TEPKİLERİ DUYAN VAR MI...

Eğitimle ilgili bir diğer haberimiz ise yaz tatilinin gelmesiyle birlikte tarikat ve cemaatlerin attığı adıma ilişkindi. Cengiz Karagöz imzalı haberde, bu yapıların “yaz kampları” için duyurularına başladığı belirtildi.

Eğitim tablosu bu şekildeyken önceki günkü manşetimizin başlığı ise “Evlerin kapısını tarikata açtılar”dı. Eylül Barut imzalı haberde, Aile Bakanlığı’nın “dini rehberlik büroları”nı yaygınlaştırma kararı aldığı ifade edildi. Burada çalışacak kurumların ise iktidarın “sivil toplum kuruluşları” diye nitelediği tarikatlar olacağı savunuldu. Karara muhalefetten ve kadın hakları derneklerinden, “bakanlıklar cemaatlere paylaştırılarak ekonomik olarak güçlendiriliyor, tarikatlara mürit yetiştiriliyor” tepkileri yükseldi. Bu tür adımların arkasında asıl olarak kadınların hedef alındığına dikkat çekildi.

Kadına şiddet konusundaki kara tablomuzu ise önceki gün Rengin Temoçin’in Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na dayandırdığı haberinde bir kez daha acı bir şekilde gördük. Bu yılın ilk beş ayında 164 kadın erkekler tarafından katledildi. Ağır ekonomik bunalımın yaşandığı ülkemizde eğitimin yanı sıra kadın, kız çocuklarının hakları, ölümcül şiddetle mücadele konularında neler oluyor sorusunun yanıtı önemli. Uzmanlar, demokratik toplum örgütleri uzun süredir iktidar cephesine uyarılarını yapıyor. Peki ilgili bakanlıklar bu görüşleri dikkate alıyor mu acaba, ne dersiniz?...

Milli Mücadele’nin ardından 1923’te büyük önder Atatürk’ün ilan ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin temel devrimleri arasında kuşkusuz eğitim de var. Laik, eşitlikçi, bilimden yana, Aydınlanma ilkesiyle örülü çağdaş bir bakışla yarınlara hazırlanışın temeli. Ülkenin dört bir yanında başlatılan eğitim devriminin, dönemin zorlu koşullarına karşın başarısı ise dünya tarihine geçecek şekilde ortada. O günlerden bugünlere... Hem de teknoloji bu kadar gelişmiş, küresel çapta rekabet bu kadar hızlanmışken...

ÖĞRETİM BİRLİĞİ YASASI

Karanlık medrese zihniyeti neden hortlatılmak istenir, akıl alır gibi değil. Zaten medreseler yasadışı değil mi?... Kimisi “kuralına kılıf bulurcasına” oluşturulan kurs adı altındaki bu yapılanmalar nasıl varlık gösterebiliyor, yargının takibi yok mu?...

Dedik ya yanıtlanması gereken sorular çok. Ama yanıtlardan biri zaten tartışmaların merkezinde olan MEB’nin, kendi bağlantılı internet sitesinde “Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve medreselerin kaldırılması” bölümünde var. Biliyorlardır elbette ama hatırlatalım yine de. Atatürk inkılapları/eğitim bölümündeki metinde şu ifadeler yer alıyor: “Daha Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Kemal, eğitim konusunda da çalışmalara başlamıştı. Eğitim ve kültür konusundaki bölünmüşlüğün kaldırılmasını savundu. Büyük zaferden sonra çağdaş bir eğitim sisteminin kurulması için düşündüklerini uygulamaya koydu. Bu amaçla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu kabul edildi. Bu kanunla, medreseler kaldırıldı ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki bütün okullar, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı. Böylece eğitim kurumlarının bir çatı altında toplanması ve eğitimin milli bir nitelik kazanması sağlandı. 2 Mart 1926’da maarif teşkilatı hakkındaki kanun kabul edildi. Bu kanunla laik eğitime uygun, ilk ve ortaöğretim programları belirlendi... Eğitim ve öğretimde çağdaş ülkeler seviyesine çıkmak için yeni programlar geliştirildi. Atatürk, Türkiye’de milli eğitimin kuruculuğunu da yapmış oldu.”



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Söz değil eylem gerek 8 Temmuz 2024

Günün Köşe Yazıları