Hesap vermek, hesap sormak...

Hesap vermek, hesap sormak...

17.11.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İBB iddianamesi beklendiği üzere fırtına gibi o pek sakin (!) gündemimizin merkezine oturdu. Bu fırtına ne ekip ne biçer sorusu ise kocaman bir bilmece. Çevir çevir bitmeyen binlerce sayfa, tek bir kişiye 2 bini aşkın insan ömrünü geçebilecek hapis talebi, tartışmalı gizli tanık ifadeleri... Yargı süreci kuşkusuz ülkemizin demokrasi ve hukuk tarihi açısından da kritik bir evreyi işaret ediyor.

İktidar cephesinin “hemen sandık” çağrılarını görmezden gelerek CHP’ye yönelik baskısı, seçilmiş İBB başkanı ve partinin cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu merkezli iddianame ile yeni bir dönemeçte. Amaç, CHP’yi hem seçmen gözünde itibarsızlaştırmak hem de parti içindeki krizleri de kaşıyarak yorup yaralamak. Ancak iktidarın görmediği ya da görmezden gelmek istediği konu, seçmenin ülkeyi saran kriz halinden bunalmış olması. Ekonomiden barınmaya, eğitime, şiddete, çevre kıyımına her alanda yakıcı sorunlara karşı yetersizlik hali yurttaşın omzundaki yükü her geçen gün artırıyor. İktidarın faturayı hep yurttaşa kesmesine, muhalefeti adeta düşmanlaştıran kutuplaşma iklimine geçit vermesine eleştiriler yükseliyor.

Yurttaş, İmamoğlu’na iddianamede 142 suçtan yaklaşık 2 bin 352 yıla varan hapis istenirken çocuk, kadın katillerinden çete, mafya liderlerine; rant uğruna yönetmelik ve mühendisliğe aykırı bina inşa eden kirli müteahhitlerden binaları denetleme görevini yerine getirmeyen yetkililere; işçi güvenliğini sağlamayanlardan çocuk işçilere ölüm kapısını aralayanlara kadar tel tel dökülen yaşamsal noktalarda hesap sorulup/sorulmadığını, siyasi samimiyeti sorguluyor.

BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ YARGI

Özgür Özel liderliğinde CHP, 19 Mart’tan bu yana yaşanan kriz sürecini “Millet iradesine sahip çıkıyor” mitingleriyle yurttaşa anlatıyor. Meydanların ilgisi aynı zamanda CHP’ye, İmamoğlu’na yönelik davaların siyasi baskı iklimi çerçevesinde olduğu düşüncesinin de göstergesi. İddianame delille “gıybet-duyum” arasındaki farklılıklara yönelik tartışmaları da beraberinde getiriyor. Elbette iddialar araştırılmalı, ancak bağımsız ve tarafsız yargı ilkesi temelinde. Balyoz, Ergenekon kumpas davalarında yaşanan acı süreçler bir daha yaşanmamalı. Masumiyet karinesi gözetilmeli.

İktidar cephesi “yeni anayasa” için bastırıyor. İmralı süreciyle DEM’le yeni rüzgârlara yelken açma çabası da buna eşlik ediyor. Ahmet Özer’in ardından Demirtaş’ın da serbest bırakılacağına yönelik demeçler gündemde. Ancak iktidarın tutumu çifte standardı da ortaya koyuyor. AYM, AİHM kararlarına vurgu yapılırken neden Tayfun Kahraman, Can Atalay ya da Osman Kavala hakkında verilen yeniden yargılama ya da tahliye kararları uygulanmıyor sorusu akıllarda dolaşıyor. Tıpkı kimi hukukçuların vurguladığı gibi: “İBB iddianamesi açıklandı, bunca kişi cezaevinde. Gerekli adli kontrol şartları da ele alınarak neden tutuksuz yargılama konusunda adım atılmıyor?”

YOZLAŞMANIN SONUÇLARI

Referans gazetesi Cumhuriyet geçen hafta iki güçlü yazı dizisiyle siz değerli okuyucuların karşısına çıktı. İlki, “Aile Dayanışması Ağı” çatısı altında bir araya gelen, İBB soruşturmasında tutuklananların yakınlarının, yaşadıkları süreçlere ilişkin anlatımlarıydı. İklim Öngel imzalı “Parmaklıklar Dışında” başlıklı dizi yazısında adalet çağrıları vardı.

Diğer yazı dizisi ise yeşil sahaları da ağır şekilde vuran bahis skandalına ilişkin. Tuğrul Akşar imzalı bugün de devamını okuyacağınız “Mevzu ‘Bahis’ mi” başlıklı dizide, ülkemiz dahil küresel çapta yaşanan yozlaşma ve çürümenin spor üzerinden yasadışı bahise yansımaları, ekonomik/siyasi neden/sonuç ilişkileri ele alınıyor. Aslında çürümeye karşı çözümün anahtarı belli. Bunun için de demokratik, laik, hukuk devleti ilkesi, etik, liyakat bakış açısı, “yandaş-rantçı” alan açılmaması gerek. Bu temel bakış olmadan operasyonlar, soruşturmalar, tutuklamalar yapın durun. Ama durum bir operasyondan diğerine, sabun köpüğü gibiden de öteye pek geçemiyor.

İlgili Konular: #ibb

Yazarın Son Yazıları

Sandık anlamını yitirmemeli

Demokrasi açısından çok ciddi bir sınamayla karşı karşıyayız.

Devamını Oku
05.10.2026
Hesap verilebilirlik...

Göz göre göre gelen krizlerimize bir yenisi daha eklendi.

Devamını Oku
28.09.2026
Okullarda ücretsiz bir öğün hemen şimdi

Ekonomik krizin ağırlığından kaçış yok; pazarda, markette, barınmada, eğitimde, her yerde. İktidarın yama bohçasına dönmüş ekonomi planlamalarında hedefler tutmuyor.

Devamını Oku
21.09.2026
Hürmüz’den Kızıldeniz-Akdeniz’e kelebek etkisi

ABD’nin İsrail destekçiliğiyle başlattığı İran savaşının etkileri, Körfez’le birlikte Yemen’i de içine almış durumda.

Devamını Oku
14.09.2026
Sandığa saygı ilkesinde birleşmek

Siyasette etik-ahlaki tutum, ufuk çizgisini karartacak noktada desek pek de yanlış olmaz.

Devamını Oku
07.09.2026
‘Bize özgü’ de biz kim...

İktidar cephesinin başkanlık yönetim sisteminde revizyona gidebileceği yönündeki kulis haberleri peş peşe geliyor.

Devamını Oku
31.08.2026
Kimin yönetim modeli!

İsrail’in, İdlib’deki üsse saldırısı Suriye üzerinden bölgesel gerilimin bir anda nasıl alevlenebileceğini hatırlattı.

Devamını Oku
24.08.2026
Rant zehri

Acının bir kez daha yıldönümü.

Devamını Oku
17.08.2026
Çerçeveden sorunlara savrulma riski

Washington’ın uzun yıllardır savunma stratejisinin merkezinde Ortadoğu’dan Asya-Pasifik’e odaklanma hedefi var.

Devamını Oku
10.08.2026
Sandıksız iktidara ne denir...

Bir kamuoyu araştırması yapıp seçme ve seçilme özgürlüğü hakkından vazgeçer misiniz diye sorsanız, katılımcıların tamamına yakını “Hayır” der.

Devamını Oku
03.08.2026
İyi yerden bakalım, demokrasi ses verdi...

Küresel çapta demokrasi bitkisel hayatta mı tartışmalarının arasında ülkemiz yeni bir siyasi partiye merhaba dedi

Devamını Oku
27.07.2026
Bölünme ve ittifak denklemi

CHP’yi bölme projesi “butlan” mayasıyla yoğruluyor.

Devamını Oku
20.07.2026
Savunma stratejisi, demokrasi ve diplomasi...

Ankara’yı günler öncesinden “yasak kente” çeviren iki günlük NATO zirvesini geride bıraktık.

Devamını Oku
13.07.2026
Mizah tükenmez

“Ağlanacak hale gülmek” deyişi yakında yasaklı sözler tanımına alınır mı bilinmez.

Devamını Oku
06.07.2026
Seçmeni yok sayan siyaset

Küresel sistemin temelden sarsıldığı, belirsizliğin sürdüğü bir dönemde CHP, sadece ulusal çapta değil uluslararası düzeyde de demokrasi mücadelesi açısından dikkatle izleniyor. “Sadece parti içindeki çekişme” olarak tanımlanamayacağını sıklıkla vurguladığımız bu süreç, demokrasi ve otokrasi hattında da kritik bir dönemeç.

Devamını Oku
29.06.2026
Anayasa tuzakları

CHP “mutlak butlan”la birlikte zorlu bir sürecin içinden geçiyor.

Devamını Oku
22.06.2026
Demokrasi sınavı

CHP’nin eline koluna dolandırılan “mutlak butlan” siyasetteki mücadelede seçmen desteğinin, meydanlardan yükselen mesajın etkisine ilişkin tartışmaları da alevlendirdi.

Devamını Oku
15.06.2026
Gündem savıcılık!

Zor günler... Daha zorlarının kapıda olduğu hissini bastırmak giderek zorlaşıyor. Ekonomideki yangın sönmüyor.

Devamını Oku
08.06.2026
‘Böl, parçala’da yeni yollar!

Siyasi partiler içinde zaman zaman ayrışmalar yaşanır; demokrasinin, siyasetin doğasıdır.

Devamını Oku
01.06.2026
Özel: Meydanlar bizim

CHP’ye yönelik “mutlak butlan kararı” Türkiye açısından zorlu demokrasi virajındaki açıyı daha da daralttı.

Devamını Oku
25.05.2026
Zorluklar, direnç ve umut...

Ekonomik veriler içinde bulunduğumuz darboğazı ortaya koyuyor.

Devamını Oku
18.05.2026
MESEM’i dokunulmaz kılan ne?

Küresel mücadelenin sert virajlarından birindeyiz.

Devamını Oku
04.05.2026
Çoklu krizler dönemi

Osmanlıcı, ümmetçi hayalciler, yine yeniden emperyalist çıkarların önlerine attığı kırıntılarla meşgul.

Devamını Oku
27.04.2026
Unutulan bir kavram: İstifa

Günümüzün sıkça kullanılan klişesi: “Hayat hızlı akıyor, gündem çabuk değişiyor. Teknolojik gelişmeler rüzgâr gibi esip geçiyor; durmak, beklemek geride bırakıyor...”

Devamını Oku
20.04.2026
Dini siyasete alet edenler

İslamabad buluşması; ateş hattının durulması ve Hürmüz kilidiyle birlikte uçuşa geçen küresel enerji piyasasını dindirmek için bir nefes olarak görüldü.

Devamını Oku
13.04.2026
Trump’ın bulamadığı panik butonu

Trump-Netanyahu cephesi, İran’a kolayca girdikleri gibi çıkacakları yanılgısına düşmeleriyle birlikte panikle buldukları her düğmeye basar halde.

Devamını Oku
06.04.2026
Hürmüz’den Montrö’ye!

ABD-İsrail’in başlattığı İran savaşında bir ay geride kaldı.

Devamını Oku
30.03.2026
Savaşa çekme tuzakları

Savaşa çekme tuzakları

Devamını Oku
23.03.2026
Bombayı ‘eğlence’ görmek!

Çeşitli bölgelerde kontrollü çatışma ve sınırlı savaşlar dönemi mi, yoksa üçüncü dünya savaşı için o kâbus kapı aralandı mı? Tartışmalar sürüyor...

Devamını Oku
16.03.2026
Ateşin Akdeniz yansıması

ABD-İsrail ile İran arasındaki ateş çemberi genişliyor. Körfez’in son yıllarda küresel çapta yatırımcılar için çekim merkezi haline gelen zengin Sünni monarşilerinde alarm zilleri çalıyor.

Devamını Oku
09.03.2026
Yarını belli olmayan senaryolar

Domino taşı etkisi hızlıydı. İsrail işgali altındaki Filistin’i yerle bir etti, on binler katledildi, topraklarından sürüldü. Bugün bağımsız, bütüncül bir Filistin devleti hedefinden bahsetmek istesek de gerçekler Trumpizmin Akdeniz resortu tadında kurguladığı, gerçek sahiplerinin yok sayıldığı bir bölge.

Devamını Oku
02.03.2026
Güven demekle olmaz...

Yaşamın her alanında güven vermek, güven duymak değerlidir.

Devamını Oku
23.02.2026
Ne senle ne sensiz ittifakı...

Hangi sohbete dalsak konu eni sonu, nasıl bir dünyaya doğru gittiğimizin belirsizlik ve kaygılarla iç içe geçmiş sorusuna geliyor.

Devamını Oku
16.02.2026
Kısır döngüden çıkmak gerek

Ekonomi şimdi düzeldi, düzelecek diye iktidar sözlerinin üzerinden kaç bahar, kaç kış geçti...

Devamını Oku
09.02.2026
Diken üstü dünya...

Küresel restleşmede oyun sürekli yeniden kuruluyor.

Devamını Oku
02.02.2026
Trump ‘vekil’ kartı...

Suriye’deki gelişmelerin Türkiye açışından önemi ortada.

Devamını Oku
26.01.2026
Dünya kaynıyor

Venezuela devlet başkanı ve eşinin ABD tarafından kaçırılmasıyla “Yok artık” diyerek hâlâ şaşırabildiğimizi görüp şaşırdığımız yeni yıla merhaba demiş olduk.

Devamını Oku
12.01.2026
‘Arka bahçe’ tuzakları

ABD’nin Venezüella’ya darbesi, kâğıt üzerinde bile olsa, uluslararası hukukun, kurallarının artık geçerli olmadığının açık ilanı oldu.

Devamını Oku
05.01.2026
Çetin bir yıl bizi bekler

Dünya zaman dilimine göre 365 günü daha geride bırakmak üzereyiz.

Devamını Oku
29.12.2025
Magazinleştirmek...

Uyuşturucu operasyonu “ünlü” dalgasıyla sürüp giderken ana gündem maddeleri sanki gölgede bırakılmak istenir gibi.

Devamını Oku
22.12.2025