Kışkırtılmış mahalle baskısı

20 Eylül 2016 Salı

Hemşire Ayşegül Terzi’nin bayramın birinci günü belediye otobüsünde başına gelen münferit bir polisiye olay değil, Türkiye’de insanların, nasıl her an ve her yerde bağnazlık tehdit ve baskısı altında olduklarını kanıtlayan bir göstergedir.
Ayşegül Terzi, bayramın birinci günü iş çıkışı otobüsle eve dönerken, “Bu kadınlar şeytan, uğursuzluk saçıyorlar” diyen bir magandanın tekmeli saldırısına uğruyor. Bütün otobüs yolcularının ve şoförün seyirci kaldıkları saldırının nedeni, Ayşegül Terzi’nin şort giymesinin saldırgan Abdullah Çakıroğlu’nun mezhebine uymaması.
Olaydan sonra kaçan saldırgan yakalandığında şu açıklamayı yapıyor:
- Vücutta açık gördüğüm yeri tekmelerim, devlet böyle giyinenleri cezalandırmalı. Her şey İslam hukukuna göre oldu.
Bu açıklama üzerine, bir inşaat şirketinde özel güvenlik olarak çalışmakta olan saldırgan, savcılık tarafından başlangıçta serbest bırakılıyor, daha sonra kamuoyunun yoğun tepkisi ve başsavcının uyarısı üzerine gözaltına alınıyor.
Kamuoyundan yoğun tepki ve başsavcıdan uyarı gelene kadar, Abdullah Çakıroğlu olayını kovuşturmakla görevli savcı mahalle baskısının tepkisinden yana tavır koymuştur. Bu durumda, devlet tarafından pohpohlanmış, sırtı sıvazlanmış, kışkırtılmış bir mahalle baskısıdır söz konusu olan.

***

Devletin, magandaların, yurttaşın yasal davranış ve yaşamına, mahalle baskısı yoluyla müdahale eden saldırısını önlemek yerine, ona seyirci kalması halinde, kışkırtılmış, ısmarlanmış bir mahalle baskısı ortamı doğar ki bu durumda yurttaş her zaman, her yerde baskı, zulüm ve yobazlığın tehdidine açık olarak yaşamak konumunda olur.
Bu durumda vatandaş, kendi giyiminin, davranışının, yemesinin, içmesinin sokaktaki saldırgan herhangi bir magandanın değer yargılarına uygun olmaması halinde, ölüme kadar varabilecek bir tehdit altında yaşamaya mahkûmdur.
IŞİD düzeni işte budur.
Şu anda Türkiye’de yaşanmakta olan da budur.
Şu anda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, özgürlükleri açısından, devletine ve halkına karşı meşru müdafaa halinde kuşatılmış, baskı karşısında çaresiz bir birey konumuna düşürülmüştür.
Çağdaş ülkelerde devlet, yurttaşın mahalle baskısıyla kısıtlanmak istenen özgürlük ve haklarını mahalle baskısına karşı korumak için harekete geçer, özgürlüklere saldırıyı cezalandırır.
Demokratik düzenlerde bu davranış devletin asli görevidir.
Demokrasilerde devlet, mahalle baskısını, sırtını sıvazlayarak pohpohlamaz, tam tersine onu engeller, ona karşı cezai yaptırım uygulamaya kadar vardırır işi. Bunu yapmaya mecburdur.
Pohpohlanmış, kışkırtılmış mahalle baskısı rejimlerinde devlet, iktidar gibi düşünmeyen, onun kullandığı tornadan çıkmayan vatandaşa karşı mahalle baskısıyla el ele hareket etmektedir. Burada kışkırtılmış, ısmarlanmış bir mahalle baskısı söz konusudur.
Yasal haklarını, temel özgürlüklerini kullanmak isteyen vatandaş, bunları hem devlete hem de onun kışkırttığı kitlelere ya da bireylere, yani mahalleye karşı savunmak zorundadır.

***

Devletine ve halkına karşı yasal savunma halinde olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının konumu işte budur. B
u düzende vatandaş yalnız devletin erklerini elinde tutan ceberut siyasal iktidarın değil, aynı zamanda onun bir bileşeni olan, mahallenin baskısıyla karşı karşıyadır. İfade, basın, örgütlenme özgürlüğü başlıkları altına giren konularda vatandaş hakkını devlet, günlük yaşam alanında da devletin koruması altında olan kışkırtılmış mahalle baskısı karşısında savunmak konumundadır.
Dünyada hiçbir düzen, vatandaşın, devletine ve halkına karşı meşru müdafaa konumuna itildiği sistemden beter değildir.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yine yasak 7 Mayıs 2021
Ulussuz devlet 4 Mayıs 2021
Ne sanıyordunuz? 30 Nisan 2021