14 Mart’ın 198. yılı: Çökertilen sağlık sistemi
Ahmet Saltık
Son Köşe Yazıları

14 Mart’ın 198. yılı: Çökertilen sağlık sistemi

13.03.2025 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Yarın 14 Mart. 1827’de İstanbul Tıp Mektebi öğrencilerinin şanlı başkaldırısının 198. yıldönümü. Geçen yıl 14 Mart’ta, bu köşede “14 Mart Tıp Bayramı: 197 yıl sonra neredeyiz?” konulu yazımızı paylaştık. Bir koca yıl daha geçti ve sağlık sistemimizde en köklü reform (!) bakan değişikliği oldu. Çocukçu bakanımız gitti, yerine eli neşter tutan cerrah bakanımız oldu. Son bakanın İstanbul Sağlık Müdürlüğü yılları ile örtüşen yenidoğan çetesi faciası vd. her nasılsanedense, yeni bakanı epey zorladı. Aile hekimleri hizmet yönetmeliği ile oynandı ve 30 bine yakın meslektaşımız ciddi biçimde hak yitikleri ile yüz yüze geldi. SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) ile belirlenen muayene ücretleri birkaç katına çıkarıldı, yaygın toplumsal tepki yüzünden geri alındı. Geçen yıldan bu yana sağlık sektörümüzde iz bırakan, -gerçekte çoook utandıran- bir olay da, ameliyathane masasında stent pazarlığı yapılan kalp hastasının görüntüsü oldu. Yine maşalar yakıldı ama o maşaları tutan ellere, kollara dokunul(a)madı. Bu iktidarda tersi beklenebilir mi ki?!

Epey zamandır TTB (Türk Tabipleri Birliği) 14 Mart’ı “Tıp Bayramı” olarak kutla(ya)mıyor. Oysa tıp öğrenciliğimizde (1971-77) ve izleyen hekimlik yıllarımızda ne hoş olurdu tıp balolarımız… Bu sevincimiz, “Tıp Bayramımız” elimizden alındı! Özellikle Haziran 2003, milat oldu. AKP’nin Sağlık Bakanı Recep Akdağ, özgün adı “Health Transformation” olan neoliberal küreselci dayatmayı “Sağlıkta Dönüşüm” adıyla başlattı. Söz verilmişti Oval Ofis’te, iktidara gelmeden önce, örn. BOP vd. gibi. Geldik bu günlere. Sistem tıkandı. İnsanlar randevu alamıyor muayene olmak için. Kimi özellikli inceleme ve görüntülemeler aylar sonrasına kalıyor. 2024’te kişi başına hekime başvuru 11’i geçti, AB ortalamasının 2 katı! Şimdi kalkıp “Hekime erişimi kolaylaştırdık” mı denecek pişkinlikle!? Dayatılan muayene süresi 5 dakika! İnsanlar ve hekimler kendilerini ifade edemiyor. Hastalar şifa bulamıyor ve anlamsız yinelenen başvurular sürüyor. Yapılan yersiz incelemeler, yazılan ilaçlar çok yönlü ağır fatura; ekonomiye de hastaya da hekime de sağlık sistemine de Toplumu çürütüyor! Biz İYİ HEKİMLİK YAPMAK İSTİYORUZ! Gene de toplam ulusal gelirden ayrılan sağlık gideri AKP’nin iktidar olduğu 2002’den çok öte değil, yerinde sayıyor yüzde 4.5 ile ve AB ortalamasının yarısı. Ama biz “Türk mucizesi” peşindeyiz Sağlıkta Dönüşümü başlatan Bakan Akdağ’ın heybetli, tarihsel (!) buyrumuyla: “Bundan böyle hastalar müşteri olarak görüle ve memnun edile!”

RTE galatıyla “Neredeeen nereye?!” Eşit, nitelikli sağlık hizmetinin doğuştan temel hak öznesi onurlu yurttaş, AKP iktidarı ile artık “sıradan müşteri”ye indirgenmiş oluyor. “Müşteri memnuniyeti” ise, sağlıkta bilimsel olarak ölçümü olanaklı olmayan, Kafdağı ötesi bir masalsı beklenti. Nitekim 22 yıldır bu seraba erşilemedi, tersine uzaklaşıldı. Oysa bir de kamçısı vardı “Sağlıkta Dönüşüm” maskeli emperyal planın kamçılı çavuşu Bakan Akdağ’ın ve ardıllarının: Performans! Niteliği kurban ederek niceliği fetiş kılan bir başka kurgu. Sağlık sektöründe kamu geri çekilir, insanlar özel sektöre adeta zorlanırken, kamusal ve cep ödemleriyle bu sektörün yerli-yabancı yatırımcısına 22 yıldır yüzlerce milyar dolar ulusal servet aktarıldı.

Zincir özel hastanelerle devasa tekeller oluşturuldu. Önceki Bakan Koca, hastaneler patronuydu. Sağlık turizmi ve kayıtdışılık da katılırsa, tüm sektörlerde 20+ yılda toplam sermaye aktarımı birkaç trilyon $!

Bu süreçte temel maliyet girdisi olarak görülen sağlık emek gücünün ucuzlatılması da unutulmadı. Tıp fakülteleri, hekim ve öbür sağlık meslek üyeleri, nitelik acımasızca kurban edilerek adeta mitoza sokuldu. Bir milyona yakın sağlık emekçisi göreve alınmadı, köle ücreti-koşullarıyla iş beklentisine itildi. Zorunlu hizmetin hala sürdüğü hekimler sesini biraz daha gür çıkarınca, RTE, “giderlerse gitsinler...” diye kükredi. Binlerce gittiler... Hekim açığımız kapatılamadı, beyin göçü verdik. Gelişen bir ülke için ciddi kanama bu!

Bu yıl hekimler sokaklarda, yollarda, yürümekteler... İstanbul’dan yola çıktılar, başkente ulaştılar. Elden gelen çaba ile seslerini duyurmaya çabaladılar. Ne var ki, ülkenin AKP iktidarınca gerçekten “pek yaman” kurgulanan yapay gündem oyunları arasında çığlıkları yeterince duyul(a)madı. Dün (11 Mart) SÖZCÜ’de ayrılan yer, iç sayfalarda yaklaşık ve abartısız 4x4 cm idi! Kulağımıza geldiğine göre, 14 Mart 2025 günü Anıtkabir ziyareti TTB Merkez Konseyi’nde oylanmış ve 5’e 6 reddedilmiş. Ne çok utanç... 5 oy Çağdaş Hekimlerden, 6 da önceki Etkin Demokratik TTB takımından olsa gerek. 5 üye kişisel olarak, Ankara Tabip Odası ile Anıtkabir ziyaretine katılacak. “Beni Türk Hekimlerine emanet ediniz” diyerek bizleri yücelten Atatürk’ün saygın anısına ne büyük hakaret! Şiddetle kınıyoruz bu sefil tutumu ve bu hekimleri. Yazıklar olsun! Dolayısıyla, kendi içinde bölünmüş, hekimlerin yarıdan azının üye olduğu ve haklarını TTB’de değil sendikalaşmada aradığı günümüzde, 14 Mart’ın 198. yılını büyük hüzünle yaşıyoruz. Var olsun AKP=RTE(!)

Yazarın Son Yazıları

Çok katmanlı bunalım

Türkiye neden eşzamanlı hukuk, siyaset, ekonomi, eğitim, güvenlik, çok katmanlı-çok ağır bir toplumsal güven bunalımı yaşıyor?

Devamını Oku
08.10.2026
Çürüme...

Turizm Bakanı Ersoy’a ait Maxx Royal Bodrum’daki ağaçlık bölgenin yok edilip otel yapılması...

Devamını Oku
24.09.2026
Ne pahasına olursa olsun, devlet gücüyle kalıcı iktidar!?

Türkiye çok kritik bir eşikte.

Devamını Oku
10.09.2026
Son AHİM kararı: Kavala’dan Ertürk’e... Hukuk devleti çökerken iktidar nereye?

AİHM Büyük Dairesi, önceki gün Osman Kavala hakkında bir kez daha konuştu.

Devamını Oku
27.08.2026
Tarihsel eşik ve ulus devletin egemenlik bunalımı

103 yaşındaki TC, çok ağır egemenlik bunalımıyla yüz yüze.

Devamını Oku
13.08.2026
‘Çerçeve yasa’ neyin çerçevesi?

Türkiye, tarihinin en kritik yönetselpolitik eşiklerinden birinde.

Devamını Oku
30.07.2026
Bağımsızlığın ipoteği: NATO’nun kanlı mirası ve Türkiye’nin egemenlik sınavı

Atatürk’ün dış politikadaki altın anahtarı çok nettir...

Devamını Oku
16.07.2026
Yapay zekâ ve sağlığımız: Bir umut mu, bir risk mi?

Yapay zekâ (YZ), tıp uygulamasını ve halk sağlığı yönetimini kökten değiştirme gücüne sahip, kuşkusuz en güçlü devrimsel ve çağcıl araçlardan biri.

Devamını Oku
02.07.2026
2026 yılı çok ‘sıcak’ olacak!…

Vurgulayalım: Artan sıcaklıklar salt doğa olayı değil, küresel sağlık krizi. Kişisel önlemlere ek, kamusal önlemler kritik. Bireysel önlemler (şapka, su, gölge...) koruyucu ama yetersiz. Kentleri soğutmaz, sağlık sistemini iklim krizine göre yapılandırmaz ve karbon salınımını azaltmazsak; tekil çabalar, yanan ormana bir bardak su dökmekten öteye geçmez!

Devamını Oku
18.06.2026
Cumhuriyetin 2. yüzyılında ‘merhametli monarşi’ reddiyesi

TC 2. yüzyılının eşiğinde, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasal, ekonomik ve hukuksal fetret dönemini yaşıyor.

Devamını Oku
04.06.2026
Salgınlarla başımız dertte mi?

Ebola ve Hantavirüs gibi çevresel kökenli hastalıklar, artık salt klinik olgu değil, küresel iklim ve ekosistem çöküşünün (çevre kirliliği, tarım, orman yangınları...) birer belirtisi-sonucu!

Devamını Oku
21.05.2026
İktidarın nüfusu artırma saçmalığı

13 Şubat 2025’te bu köşede yazmıştık...

Devamını Oku
07.05.2026
21. yüzyılda ulusal egemenlik bitti mi?

Geçen yıl 24 Nisan’da “Ulusal egemenliğin gasbı...

Devamını Oku
23.04.2026
Anayasa tuzağı ve ara seçim kıskacı

Türkiye’nin içine itildiği yapay yeni anayasa tartışmalarının hukuksal gereklilikten öte, iktidarın ömür uzatma ve Cumhuriyeti dönüştürme girişimi olduğu çok açık. Zamanlama uygun (!). Ekonomik yıkım ve toplumsal bunalımın tepe yaptığı, her cepheden halkın yaşam alanlarına saldırılarak felç edildiği ve siyaset dışına itildiği kesitte, RTE rejiminin neden anayasa masasını tek çıkış yolu (!) dayattığı çok net.

Devamını Oku
09.04.2026
Ortadoğu cehennemi ve iktidarın teslimiyeti

Savaşın şiddeti azalmış görünse de siyasal belirsizlik ve karşılıklı misilleme döngüsü sürüyor.

Devamını Oku
26.03.2026
Küresel haydutluk ve yeni dünya eşiği

Dünya, 1648 Westphalia düzeninden bu yana (egemenliğe saygı ve içişlerine karışmama) görmediği bir kuralsızlık girdabının içinde sürükleniyor.

Devamını Oku
12.03.2026
Çocukluk rehin, geleceğimiz yitik

Hukuk devleti olmamıza karşın, çocuklarımız akıl sağlığı ve ülkenin geleceği için geri dönüşü güç pedagojik yıkımla yüz yüze.

Devamını Oku
26.02.2026
Eşit yurttaşlık mı, yurttaşların eşitliği mi?

Yurttaşların eşitliği, liberal-hukuksal konumu tanımlar.

Devamını Oku
12.02.2026
‘De-kapitasyon’ ve sürüleştirme

Tıbbi bir metafordan politik gerçekliğe...

Devamını Oku
29.01.2026
Genelge ile dayatılan teokrasi

Genelge ile dayatılan teokrasi

Devamını Oku
22.01.2026
Narsisizmin küresel yayılımı

İnsanlık, 21. yüzyılın ilk çeyreğini kapatırken tarihin en karanlık döngülerinden birine, Malign Narsisizm’in küresel iktidar sahnesini işgal ettiği bir cinnet dönemine tanıklık ediyor.

Devamını Oku
15.01.2026
Adaletin ve bilimin aynası: Bir saç telindeki gerçek

Türkiye son haftalarda, spor ve iş dünyasında tanınan bir kişinin madde kullanımı savıyla çalkalanıyor.

Devamını Oku
01.01.2026
Kendi Ağzından Abdullah Öcalan

H. Basri Özbey’in yazdığı “Kendi Ağzından Abdullah Öcalan” adlı kitapta (Kaynak Yay., 2. bs., 2014) günümüzde anımsanması gereken önemli ayrıntılar var.

Devamını Oku
18.12.2025
Kovite benzer yeni salgın tehlikesi var mı?

2020-23 Kovit-19 pandemisinden bu yana yeni salgınlara hazır mıyız?

Devamını Oku
04.12.2025
Gıda güvenliği ve acil önlemler

Artan gıda zehirlenmesi ölümleriyle yüz yüzeyiz.

Devamını Oku
20.11.2025
Türkiye siyasetinde yeni paradigma: “Terörsüz Türkiye” mavi boncuğu ve MHP’nin kökten dönüşüm kumarı

Türkiye bir yıldır, milliyetçi cephenin Kürt sorunu-terörle mücadele söyleminde kökten değişimle sarsılıyor

Devamını Oku
06.11.2025
Sofradaki çifte kriz: Gıda güvencesi ve gıda güvenliği tehdidi

Türkiye, tarımsal özgücü (potansiyeli) yüksek bir ülke olmasına karşın, gıda-toplum beslenmesi alanında giderek derinleşen, yaygınlaşan ve sürdürülemez kerteye ulaşan çift yönlü bunalımla karşı karşıya.

Devamını Oku
23.10.2025
Fener Rum Patrikhanesi neden ekümenik olamaz?!

İstanbul Fener’de yüzlerce yıldır varolan Fener Rum Patrikhanesi (FRP), ülkemizin kültürel-tarihsel varsıllığının önemli bir öğesi.

Devamını Oku
09.10.2025
Türkiye’de sağlık hizmetlerinin temel sorunları

2003’te başlatılan kökü dışarıda Sağlıkta Dönüşüm Programı, günümüzde yurttaşlar ve sağlık çalışanları için ciddi ve derinleşen sorunlar doğurdu.

Devamını Oku
25.09.2025
Şafak yakındır...

Ülkemiz, 3 Kasım 2002’de iktidara getirilen proje parti AKP eliyle çok yönlü ve derin bir karmaşaya adım adım sürüklendi.

Devamını Oku
11.09.2025
Susuzluğun eşiğinde: Türkiye ve dünyada su kıtlığı

Konya’da bir çiftçinin 80 yıllık kuyusunda su bitti!

Devamını Oku
28.08.2025
‘Komisyon’ meşru mu?!

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu (kısaca komisyon), anayasal-siyasal açıdan derinlikli değerlendirme gerektiriyor.

Devamını Oku
14.08.2025
AKP-MHP-DEM taşeron ittifakı ve uçurumun kıyısındaki Cumhuriyet

Ülke afetten afete sürükleniyor; bir karabasan gibi hatta ta kendisi yaşadıklarımız.

Devamını Oku
31.07.2025
AKP-MHP-DEM ortaklığı: Türkiye’den siyasal tarihe dersler...

“Terörsüz Türkiye süreci bir pazarlık süreci değil. İmralı’dan yapılan çağrıda da böyle bir pazarlığın olmadığı açıkça belli” diyen Bakan Tunç...

Devamını Oku
17.07.2025
Türkiye; 3 Temmuz 2025: Tarihin günlüğüne notlar...

“Bu toplumun yetiştirdiği 35 pırıl pırıl insan, saatler boyu süren bir süreç içinde devletin gözleri önünde, ilan ede ede yakılıyor.”

Devamını Oku
03.07.2025
İran’a emperyal saldırı: Sıra Türkiye’de!

1978’de İran’da şiddet gösterileri başladı...

Devamını Oku
19.06.2025
Laiklik... Neden vazgeçil(e)mez? Nasıl yitirdik, nasıl geri kazanmalı?

M. Luther’in Katolik Kilisesi kapısına 95 maddelik ültimatomunu çakmasıyla Protestanlık doğdu.

Devamını Oku
05.06.2025
Lozan Antlaşması’nın iptali için dava açılabilir mi?

Lozan Antlaşması (LA), 24 Temmuz 1923’te bağıtlanmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumda siyasal ve hukuksal meşruluğunu belgeleyen, sınırlarını, egemenliğini tanımlayan kurucu antlaşmadır.

Devamını Oku
22.05.2025
AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

Devamını Oku
08.05.2025
Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Devamını Oku
24.04.2025