Ne sanıyorduk ki?

21 Temmuz 2015 Salı

Tayyip Erdoğan kadar, politikalarını algı yanılgılarına dayayan bir siyasetçi daha var mıdır bilmem.
Bir zamanlar, rejimin üstündeki vesayeti kaldıran adam rolüne soyunmuştu.
Sonradan anlaşıldı ki hazret, tarihimizin gördüğü en dehşet verici vesayet rejminin tepesine kurulmasının önündeki engelleri temizlemekle meşgulmüş.
Kürt sorununda da Tayyip Bey onu çözecek kişi olarak sunuldu herkese.
Oysa, bakmasını bilen gözler görüyorlardı ki Tayyip Bey’in bu sorunu çözmesine imkân yoktu. Ve eninde sonunda çözümün önüne bir engel olarak dikilecekti.
Kürt sorununun çözümü demokrasi ile mümkündü. Bu da demekti ki, Tayyip Bey Kürt sorununda derde deva değildi. Nasıl olsundu ki, demokrasi ile hiçbir ilgisi yoktu.
Onun bir süre kimilerince demokrat gibi algılanması, ulus devletin kurum ve kavramlarına karşıtlığından kaynaklanıyordu.

***

Tayyip Bey bir süre Kürt sorununa da, ulus devletin yarattığı ve ümmetçi devlet panzehiriyle aşılacak bir konu olarak yaklaştı.
Din ve mezhep kardeşliğinin çözüm için yeterli olduğu yanılgısına kapıldı. Geleneksel Kürt toplumunun, muhafazakâr yapısı da onun düşüncelerini pekiştirdi.
Aslında net bir çözüm planı olmadan, salt bu düşünceden yola çıkarak, bir çatışmasızlık hali oluşturulmasına ön ayak oldu.
Çatışmasızlık halinin temel dayanağı devlet ile Öcalan’ın görüşmeleriydi.
Gerçi bu görüşmelerden herhangi elle tutulur bir sonuç çıkmıyor gibi görünüyordu, ama bizatihi Öcalan’ın taraf olarak kabul edilip dostlar alışverişte görsün kabilinden de olsa, müzakerelerin yürümesi bile başlı başına önemli gelişmeydi.
Herhangi elle tutulur bir gelişme olmadığı izlenimi de yanıltıcıydı. Aslında PKK olmasa bile devlet silah bırakmıştı ve Güneydoğu’da iktidar hızla el değiştiriyordu.

***

Olsundu, çatışmama hali, kimilerince barış olarak algılanyor, Tayyip Bey’e oy getiriyordu.
2015 seçimlerine kadar bu süreç böyle işledi. 2015 seçimleri arifesinde, Kürtlere ümmet yoluyla ulaşma girişimlerinin getirisi olmadığı anlaşıldığında, Tayyip Bey taktik ve söylem değiştirdi. Artık çözüm süreci makbul olmaktan çıkmış, HDP de terör ile bağlantılı örgüt olarak nitelenmeye başlanmıştı.
7 Haziran’da Tayyip Bey’in rüyalarını yıkan baş etken, seçimin büyük galibi HDP oldu.
Seçimin ikinci galip partisi MHP ise, çözüm sürecini hedef alan kampanyasıyla başarı kazanmıştı. Bu durumda, ümmet yaklaşımlı, çözüm süreçli politikasından yarar sağlayan Tayyip Bey’in artık söylemini değiştirme kararı daha da pekişti.
O yüzdendir ki HDP’nin PKK’ye silah bırak çağrısında bulunduğu bir dönemde, Tayyip Bey düne kadar uyguladığı politikaya karşı olma tavrını benimsedi.
Çözüm süreci, Dolmabahçe mutabakatı gibi konulardaki açıklamalarını hep bu açıdan ele almakta yarar var.
Tayyip Bey’in günün birinde bu noktaya gelmesi de hiç kimseyi şaşırtmamalıdır.
Yoksa, Tayyip Bey’in Kürt sorununu çözmeye niyet ettiğini mi sanıyorduk?..
Öyle bir şey hiçbir zaman olmadı. Ve şimdi Tayyip Bey, sorunun çözümü önündeki en büyük engellerden biridir.


Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020