Paçavra

23 Eylül 2020 Çarşamba

Paçavra sözcüğü dilimize Rumcadan girmiş.

Eskimiş bez parçası anlamına geliyor.

Fakat bir de mecazi anlamı var ki herhangi bir nesneyi ya da kimseyi aşağılamak için sanırım daha ağırı bulunamaz.

Örneğin “alçak”, “ahlaksız” gibi aşağılayıcı sıfatları şaka yollu kullandığımız da olur. Fakat paçavra sözü için bu pek olası değil.  

Örneğin biri için paçavranın tekidir dediğimizde, hakaretin, küçümsemenin, değersizleştirmenin en ağırlarından birini, belki de en ağırını söylemiş oluruz.

Birini paçavraya çevirmek; onu sözle yerin dibine batırmak, kendini savunamaz duruma getirmek demektir.

Nesneler, özellikle de kitap, gazete vb. yazılı ürünler için de bu sözcüğün kullanıldığı olur.

Örneğin Puşkin otobiyografisi adıyla İngilizce yayımlanan, dilimize de çevrilen bir paçavra vardı. 

Kısa ömrü sansür ve polis takibi altında geçen, yaşamını da yine polis rejiminin kurduğu bir tuzak düelloda yitiren büyük şair, güya tuttuğu Fransızca günlükte, yine güya o koşullarda, rejimin soluğu ensesindeyken neredeyse her gün yaşadığı, aralarında grup seksler de bulunan pornografik, sapkın ilişiklerini dile getiriyordu... 

Bu olmayan günlük, sözüm ona yüz yıl sonra bulunmuş, Fransızcadan İngilizceye çevrilmiş, oradan da dünyaya dağılmıştı.

Türkçesinden birkaç sayfa okuduktan sonra çöpe attığım, günümüz porno edebiyatının ürünü olduğu her satırından belli bu paçavra, yine o sıralarda, Frankfurt Kitap Fuarı Rusya pavyonunda büyük şairin anadiline de çevrilmiş olarak karşıma çıktı...

Kitap pavyonu sorumlusu olmaktan çok, gerçekten de pavyon görevlisine benzeyen kişiye söylediklerim kelimesi kelimesine aklımdadır: “Puşkin, sizin ulusal kahramanınızdır. Böyle bir paçavrayı yayımlamanız ayıp değil mi?

Yüzüme bakmaksızın verdiği yanıt tek kelime olmuştu: “Business”...

***

Paçavra” sözcüğüyle birkaç gün önce Cumhuriyet’in bir haberinde karşılaştım. 

AKP milletvekili ve TBMM Aile Sağlık Çalışma ve Sosyal İlişkiler Komisyonu Başkanvekili Tuba Durgut, Yeni Akit Gazetesi Yazıişleri Müdürü Ali Karahasanoğlu’na 12 yaşındaki çocuğa cinsel istismardan tutuklanan tarikat şeyhini hoş gören yazısından ötürü tepki göstererek sosyal medya hesabında şöyle yazıyor: 

“İnsaniyetten, İslamiyetten, ahlaktan ve vicdandan birazcık nasibi olan herkesin bütün hücreleriyle isyan edeceği, lanetleyeceği bir olayı ne kadar da empatik bir dille, nasıl da büyük bir anlayışla ve soğukkanlılıkla kaleme almış bay yazar. Büyük bir camianın namuslu kadınlarına fahişe demekte beis görmeyen paçavranın yazarı, esfeli safiline inmiş ahlaksız, sapık tecavüzcüye ise şımarık demekle iktifa ediyor.”

***

Sözü edilen yazıyı internette aradım, bulamadım.

Zaten konu bu yazı değil, söz konusu gazetenin bir AKP milletvekillini  “paçavra” dedirtecek kadar çileden çıkaran yayın anlayışıdır.

Sayın Tuba Durgut’un adını ilk kez duyuyorum.        

Esfeli safil” (en aşağıdaki yer, cehennemin dibi) gibi anlamını ve Kuran’da bir surede geçtiğini bu vesile ile öğrendiğim Arapça bir deyimi bildiğine göre inançlı bir Müslüman...

Kendisine de inancına da saygı duyarım.

Bizden ya da bizden değil gibi basit, küçük, takım tutucu bir ayrıma değer vermeyerek, insani değerleri öne çıkardığı için bu hanımefendiye teşekkür ederim.

Davranışının sadece mensup olduğu partinin yöneticileri, milletvekilleri ve yandaşları için değil, herkes için örnek olmasını dilerim.

Çünkü yaşam, paçavraya ve paçavralaşmaya karşı sesini yükseltmekten çekinmeyen; hangi dünya görüşü ve inançtan olurlarsa olsunlar, vicdanlı, namuslu, cesur insanlar var olduğu için yaşanmaya değer.


Yazarın Son Yazıları

RTÜK nedir? 30 Eylül 2020
Paçavra 23 Eylül 2020
Eylül 2 Eylül 2020
Halk 26 Ağustos 2020
Yetenek ve tutku 12 Ağustos 2020
Başkalarının hikâyesi 5 Ağustos 2020
Ne yazmalı? 29 Temmuz 2020
Melek Çetinkaya 22 Temmuz 2020
Abdülhamit 8 Temmuz 2020