Aydın Engin

Önce kapitalizm, arkadan gelir İslam

13 Mayıs 2015 Çarşamba

Önce Ekonomi Bakanı olan zat konuştu. Nihat Zeybekci. Hani AKP yeniden iktidar olursa ekonominin dizginlerini Ali Babacan’dan devralacağı söylenen siyasetçi. Hani Türkiye’de aldığı ekonomi eğitimi kesmemiş olacak ki özgeçmişine “İngiltere South London College’de ekonomi eğitimi aldığını” yazan, bizim Cumhuriyet’in çalışkan karıncalarından biri bu palavrayı meydana çıkarınca sadece özgeçmişinden o satırları çıkarmakla yetinen pişkin siyasetçi…
(Galiba) İhracatçılar Meclisi toplantısında bir salon dolusu kapitaliste sesleniyor. CHP’nin asgari ücreti yükselteceğini ilan etmesi, HDP ve MHP’nin “Ben de ben de, hem daha da fazlasıyla” diye yarışa katılmaları AKP tepelerini pek ürkütmüş olacak ki Ekonomi Bakanı Zeybekci gözlerinden öfke şimşekleri çakarak konuştu:
“… Şimdi bu asgari ücret arttığından devletin cebinden hiçbir şey çıkmayacak. Nereden çıkacak? Sizlerin cebenizden çıkacak. Diyelim asgari ücret 100 lira arttı. Bunu siz vereceksiniz. Devlet değil, siz. Bunun yol açacağı sonuçlar belli. İhracatçılar olarak siz de etkileneceksiniz. O yüzden bu konuda tutumunuz net olmalıdır…”
Vay be…
İslami referanslarla kurulan ve yürüyen, partilerinin adına “Adalet” terimini de yerleştiren bu zatlar, iş ciddileşince adaletli bir düzenin değil sermaye düzeninin en vahşisinin yanında saf tutmaktalar.
Patronlardan siyasal yardım dilenmekteler.
O gün sadece not etmekle yetinmiştim.
İyi ki etmişim.
Rastlantı olamaz.
Ekonomi Bakanı olan zattan iki gün sonra, bu kez de Başbakan Davutoğlu bir başka patronlar toplantısında, yine bir salon dolusu kapitaliste seslendi. Konu yine asgari ücret. Başbakan, patronlara asgari ücretin artması halinde ekonominin nasıl bir felakete uğrayacağını anlatıyor…
Bu arada dinleyen herkesi salak yerine koyan bir bilgi de aktardı. Asgari ücretin öyle kafadan belirlenemeyeceğini, işçi ve işveren örgütlerinin birlikte ve özgürce saptadıkları bir ücret olduğunu söyledi.
Boş bulundum, televizyon ekranına burada yineleyemeyeceğim sözcüklerle bağırdım…
Bu mesleğe işçi ve sendika habercisi olarak başladım. Daha önce pek çok sendikanın aylık, on beş günlük, haftalık dergilerini, gazetelerini çıkardım. Asgari ücretin nasıl belirlendiğini iyi hem de çok iyi bilirim. Bu konuda siyaset esnafından pek çok palavra, yalan dinledim ama bu kadar kuyruklusunu doğrusu duymamıştım…

***

İki gün ara ile önce Ekonomi Bakanı’nın, ardından Başbakan’ın asgari ücretteki olası bir artışa karşı patronlara nasıl bir “korku senaryosu” sunduklarını ve bu konuda kendilerini (Yani AKP’yi) desteklemeye çağırdıklarına tanık olduk.
Patronların bu konuda uyarılmaya ihtiyaçları olduğunu sanmıyorum. Kapitalizmin evrensel amentüsünü,
“Kâr, daha çok kâr, mümkün olduğu kadar çok kâr” duasını onlar günde beş, hatta on beş vakit bilmem kaç rekât yinelemekteler.
Ancak başta CHP, muhalefetin seçim kampanyalarını ekonomi temelli ve ülkede yaratılan değerin biraz daha adil dağılımı hedefinde yürütmeleri AKP elebaşılarını sahiden panikletti.
İktidara geldiklerinde ha-zır bulup üstüne oturdukları sendikasızlaştırılmış işçi kitleleri, örgütsüz, dolayısıyla hak arama araçlarından mahrum kentli ve köylü emekçiler döneminin kapanıvermesinden ölümüne ürküyorlar.
Taptıkları “serbest piyasa ekonomisi tanrısı”na itirazlar gelmesi onlar için bir karabasana dönüşmüş.
2002’den bu yana başarı (başarı?) ile yürüttükleri seçmen kitlelerine dinsel referanslara bulanmış bir söylem, kendisine destek çıkan patronlara ise ihale ve benzeri kıyaklardan ibaret bir devlet yönetimi formülünün asgari ücret tartışması ile küçücük de olsa yara alması onlar için olabilecek felaketlerin en büyüğü.
Paniklediklerinde ne İslam kalıyor, ne iman. Varsa yoksa kapitalizm…
Bertolt Brecht’in “Üç Kuruşluk Opera”sındaki ünlü şarkıyı hatırlar mısınız?
Brecht orada “Önce ekmek, arkadan gelir ahlak” diye dalgasını geçer…
Brecht’ten ödünç alacağım.
AKP için “Önce kapitalizm, arkadan gelir İslam” diyeceğim.
Haksız mıyım?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018