Sanatın Çirkin Yüzleri: İçeridekiler (2)

07 Ocak 2009 Çarşamba

Geçen hafta sözde Ermeni soykırımı iddialarını kabullenmemenin dışarıdaki faturalarını aktarmıştım. Bugün ise aynı çirkinliğin ülkemizde nasıl yaşandığını göreceksiniz.

İlk örnek, bu yıl Frankfurtta düzenlenen Made in Turkey sergisi: Küratör Heike Stockhaus, sergiye katılan kimi sanatçıların Bedri Baykam bu sergiye alınırsa, biz girmeyiz dediklerini kendi ağzıyla, hatta sanatçı isimleri sayarak bana aktardı. Hem de eleştirmen Ayşegül Sönmezin önünde, bir restoranda, Ben başından beri sizi istiyordum ama bu laflar karşısında çaresiz kaldım diyerek! Ben de bu sözleri esefle dinledikten sonra gerek kendisiyle, gerek bu demokrasiden nasibini almamışlarla yüzleşmeye ve gündem üstünden medenice tartışmaya açık olduğumu anlattım. Sonuçta Stockhaus, bu şekilde Türk sanatını temsil edecek bir koca serginin yükünün onu ezdiğini kanıtlarcasına, bu insancıkların baskısına boyun eğdi: Bu sergiye, ne ben, ne de Ekrem Kahraman gibi tescilli ulusalcılar alındı, fatura gülünç biçimde Türk sanatına çıktı. Bu skandalı, tüm boyutlarıyla Frankfurtta görevli olan kültür ataşesi Hüseyin Gazi Coşana aktardım. Sanki bu sergiyi yapacak, bu ülkede kimin ne olup olmadığını bilen sanat insanı kalmamış gibi bu görevin bu basiretsizlikleri gösteren Stockhausa verilmiş olmasını, tekrar tüm ayrıntılarını öne çıkararak eleştirdim. Türkiye temsilcileri bu ikazlara hiçbir karşılık vermedi. O anda iki alternatifim vardı: Bu antidemokratik büyük rezaleti kamuoyuna açıp, sergiye eser vermiş tüm sanatçılara duyurup, bu iğrenç oyunu durdurmak veya bin bir güçlükle yurtdışında ses bulan Türk sanatının önünü tıkamamak için, hesaplaşmayı geleceğe bırakmak Ben ikinci yolu seçtim.

Aradan henüz birkaç ay geçmemişti ki, bu tartışmaları hiç bilmeyen Ekrem Kahraman, Piramid Sanatta tesadüfen edindiği bir bilgiyi benimle paylaşarak ciddi bir ikaz yaptı. “İstanbulda açtığınız 68in 40. Yılı Sergisini Almanyaya götürecekmişsiniz. O konuda bir özel üniversitenin çevresindeki bir 68 sergisiyle ilişkili olan kişiler, Alman kurumlarla temas ederek projeyi engelliyorlarmış, dikkatli olun.(Aynı sergiyi, bu cuma Ankara Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlarda 68 sanatçı ile açıyoruz.)

Bardağı toptan taşıran olay, son haftalarda yaşandı. Yine Almanyada bir müze; iki yılı aşkın bir süredir yapılan temaslar sonucu oluşan büyük bir sergiyi benimle yapma kararı almıştı. Birinci elden, serginin ve müzenin yetkililerinden aldığım bir bilgi, midemin ömrümde bir daha belki olamayacak kadar kalkmasına neden oldu. Türkiyeden bir ünlü sanat insanı(!), bu kişilerle konuşarak hakkımda gerçekle hiçbir ilişkisi olmayan iftiraları, malum her Atatürkçüyü faşist-ırkçı-aşırı milliyetçi gösterme taktikleriyle, bu üç kişinin önüne bir pislik torbası olarak bırakıp gitmiş! Müze müdürüne, yüzleşmeye hazır olduğumu söyleyerek Bakın, bir kalpazanın bile ortaya paranın sahtesini koyarken harcadığı bir emek vardır. Yalan söylemek bu kadar ucuz mu diye sordum ve ekledim: Ben Orhan Pamuk gibi düşünmeye mecbur muyum? Kemalist yorumlar Avrupada yasaklandıysa, bildirirsiniz, zaman kaybetmeyiz. Öyle değilse, bu şahıs utanç verici iddiaları hakkında, daha önce haddi bildirilmiş mesnetsiz dedikodular dışında, bir tek kanıt getirirse, ben sanatı, yazarlığı ve bu hazırladığımız sergiyi bırakacağım. Getirmezse, ki getiremeyecek, ondan aynı onurlu tavrı beklemiyorum. Sadece bundan sonra sizlerin gözünün içine bakamasın, yeter.

Türkiyede benden çok farklı siyasi görüşlere sahip sanatçılara karşı, buna benzer arkadan hançerlemeleri, ayak kaydırmaları, biz Kemalistler yapmayı neden aklımıza getirmedik, hiç düşündünüz mü? Bu ülkeye demokrasinin tüm altyapısını biz getirdik ve bunu olgunlukla hazmettik de ondan! Her biri kendini iyi bilen ve farklı düşünen insanları yok etme hayalleri ile beslenen bu şahısları, tüm hoşgörüsüzlükleri ve antidemokratiklikleriyle baş başa bırakıp kendileriyle yüzleşmelerini bekliyorum. Yoksa, tarih üzerinden kendilerine yapışacak bu leke asla silinmeyecek

[email protected]

Faks: 0212 227 34 65


Yazarın Son Yazıları

CHP 5. vitese mi geçiyor? 10 Aralık 2020
Hırs ve hayat dersleri! 12 Kasım 2020