Erdal Sağlam

Dış kaynak ve maskedeki sıkıntıların sebebi aynı

02 Mayıs 2020 Cumartesi

Halk sağlığı açısından bir türlü halledilemeyen maske sıkıntısının altında da, acilleşen dış kaynak sorununun altında da aynı anlayış yatıyor. İyi düşünülmeden alınan kararlar, kamuoyuna aşırı özgüven ve hamaset üslubuyla yapılan açıklamalar ve yanlışlığı görüldüğü halde kararların değiştirilmemesi...

Bu yönetim anlayışı ve üsluba sahip yöneticiler “dirayetli tavır koyup geri dönmeyen lider” edasında, halkını hem sağlık hem de ekonomik olarak zor durumda bırakıyor, zarar görmesine neden oluyorlar.

İktidara yakın gazeteler son günlerde, canla başla, maske sıkıntısının aslında olmadığını söylemeye çalışıyorlar. Halbuki maske ciddi bir sıkıntı olmaya devam ediyor. Yanlış karar alındığı biline biline, bu yanlıştan rasyonel yöntemler bulunup geri dönülemiyor. Maske kullanılması gerektiği bilimsel kurullardan çıkmadan önce, isteyen maskeyi bulup takıyordu. Talep çok olunca fiyatlarda aşırı artış görülmüş, sağlık çalışanları maske bulamaz hale gelmişti ama vardı. Hükümet çıkıp da “maske ücretsiz olacak ve sadece ben dağıtacağım” diye, hesaplamadan bir karar verdi. Bu kararın önemli nedenlerinden biri belediyelerin hızla maske dağıtmaya başlaması ve CHP’li belediyelerin maske dahil halkın ihtiyaçlarını karşılamada öne çıkmasıydı. Yani halkın ihtiyaçlarının karşılanması değil siyasi çıkar anlayışı öne çıktı. “Devletim bana ücretsiz maske dağıtıyor” algısı yaratılmaya çalışıldı ama sonu hüsran oldu. Organize olunamadı, 2 ay geçmesine rağmen sistemi oluşturulamadı. PTT yoluyla maske dağıtımı organize edilemedi, iş eczanelere yıkılıp “mesaj gelene ücretsiz verilecek” dendi, hem mesajlarda hem eczanelerde ciddi sıkıntılar çıktı. Son olarak “çalışanlara kendi kurumları maske verecek” dendi, kuruluşlar telaşa düştüler.

Özetle; maskede alınan kararlar yanlıştı, düzelteceğim diye yine yanlış kararlar verildi, iş kördüğüm oldu. “Türkiye’de maske yok mu?” derseniz bence bol bol var ama halkın kullanımına sunulamıyor. Şimdi karar alıp maske satışı serbest, ancak şu tür maskelerde şu fiyatın üstüne çıkılmayacak denilse 3-4 gün içinde sorun biter. O zaman belediyeler de hızla parasız dağıtım yapar. Ama bir kere “Ben ücretsiz dağıtacağım kimse dağıtmayacak” denildi ya, bunun üzerine söz söylenemiyor, sözü söyleyen de sıkıntıyı göre göre kararını değiştirmiyor.

Dış kaynak ve IMF tartışması

Aynı tavır ekonominin en acil sorunlarından olan dış kaynak meselesinde de geçerli. Dolar kurunu 7 TL’nin üzerine çıkarmayacağım diye zaten olmayan döviz rezervleri satılmaya devam ediyor. Net döviz rezervlerinde eksiye dönmemize rağmen yönetimden tık yok. Halbuki sorun belli; Türkiye’nin yüklü dış borç geri ödemeleri var ama dövizi yok. Bunun için bizim gibi ülkeler FED’den swap hakkı alıyor, kullanmasa bile böyle bir kaynak bulunduğu için, dövize hücum yaşanmıyor. Dış politikada yapılan büyük hatalar sonucu ABD ambargo koyacak diye ABD’nin tahvillerini altına çevirdik, Merkez Bankası’nın bağımsızlığını elinden aldık, rezervleri harcadık ve bunları tüm dünya biliyor, standartlara uymadığımız için FED’den bu hakkı alamıyoruz. Buna rağmen dış kaynak bulma imkânı olduğu halde bunu da kullanmıyoruz. Çünkü zamanında IMF’ye çok söz söyledik, “bir daha IMF’den para almayacağız” dedik, bu sözden dönemiyoruz. Halbuki kotamızın yüzde 145’ine çıkarılan zaten hakkımız olan yaklaşık 10 milyar doları alabileceğimiz gibi, diğer ülkelerin yaptığı gibi, yeni oluşturulan hızlı finansman imkânı kullanıp yine IMF’den ek kaynak da bulabiliriz.

Merkez Bankası Başkanı önceki gün çıkıp IMF’den talebimiz olmadığını, FED ile görüşmelerin hâlâ devam ettiğini, bu arada başka ülke merkez bankalarıyla swap yapılabileceğini söylüyor. Türkiye FED’den ya da IMF’den yüklü bir swap hakkı ya da kredi imkânı bulamazsa, Katar’dan birkaç milyor dolar swap imkânı bulsa bile, kurları artık tutamayacağını göremiyorlar. Ya da görüyor çok daha tehlikeli yöntemleri planlıyorlar. ABD yönetimine tavizler verip FED için baskı yapmayı deniyorlar ama ABD yönetimi ya da IMF, ne değişir?..

Çünkü anlayış aynı; iyi düşünülmeden yanlış kararlar veriliyor, halka hoş gelecek popülist tavır ve hamasi sözlere ağırlık verilip iktidarın bu şekilde devamı sağlanmaya çalışılıyor. Sonuçta duvara doğru gittiğimiz açıkça belli ama yanlış yolda ısrar ediliyor...

Korkarım; yanlış yönetimlerin ve popülizmin bedelini, zaten sıkıntı içindeki geniş kesimlerin ödediği bir deneyimi daha yaşayacağız.


Yazarın Son Yazıları