ABD neyin örneğidir?

18 Ocak 2021 Pazartesi

Bir türü anlayabilmek için onun evrim sürecindeki en ileri örneğine bakmak gerekir (Grundrisse, Sf. 105). “Bir olguyu en iyi anlama şansını da onun en aşırı durumuna bakarak bulabiliriz.” Kapitalist uygarlığın en ileri örneği olarak ABD’ye bakınca, çok çarpıcı gelişmelerle karşılaşıyoruz. 2008 mali krizi, Covid-19 salgının yönetimindeki başarısızlık, 6 Ocak’taki darbe girişimi de “en aşırı durumun” örnekleri olarak görülebilir.

EN AŞIRI DURUMUNDA…

Mali kriz, kapitalizmin kriz yönetim modelinin iflasını sergiledi, 13 yıl sonra hâlâ ortada yeni bir model yok. Trump yönetimi, Covid-19 krizini önce, “demokratların uydurması”, “bahara sönümlenecek” gibi ifadelerle ciddiye almadı; taraftarları maske takmak, sosyal mesafeyi korumak gibi önlemleri, bireyin “bedensel egemenliğine” ve “serbestliğine” (liberal kapitalizmin iki temel ilkesine) müdahale olarak algıladı. Sonra, Trump, seçim sonuçlarını değiştirmeye odaklandı, salgınla mücadeleyi bıraktı.

Bilimsel çalışmalar tarihte görülmemiş bir hızla, test yöntemleri ve aşılar üretti, ama ABD siyasi rejimi ne test ne de aşılama sürecini yönetebildi. Neo-liberalizmin tarumar ettiği sağlık sistemi, metalaştırılarak özel sektöre aktarılan sosyal hizmetler yalnızca yetersiz kalmamış, esas olarak iflas etmişti. Gelinen noktada dünya nüfusunun yalnızca yüzde 4’üne sahip ABD’de, küresel çapta Covid-19 ölümlerinin yüzde 20’si gerçekleşti.

Darbe girişimi, ABD’de siyasi coğrafyanın egemen kültürünün artık, köktendincilikten, ırkçılıktan, komplo teorilerinden ve silah kültünden oluştuğunu, “süreç olarak faşizmin” hızlanmasına uygun bir iklimin varlığını gösterdi.

Diğer taraftan teknolojik gelişmelerin en ileri ucunda yer alan, sosyal medya alanında şekillenen kapitalist tekellerin, hedef aldıklarını (bugün Trump ve faşistler, peki yarın?) dışlayabilecek, “konuşulabilenin”, dolayısıyla özgürlüklerin sınırlarını çizecek güce oluştuğuna tanık olduk.

EN TEHLİKELİ HAFTA VE ‘KÜKREYEN 20’LER’

Radikal Protestan akım, “Karizmatik Hıristiyanlık” olarak bilinen ve kendi “kâhinlerine” sahip çevreler, Trump’ın başkanlığının Tanrı’nın planı, İncil’deki kehanetlerin bir gereği olduğuna inanıyorlar. 66 milyon Amerikalının bir şekilde ilişkide olduğu bu alanda, “Tanrı’nın, nasıl Musa için Nil Nehri’ni açtıysa, Trump için de son anda bir mucize yaratması” bekleniyor.

Ancak, Trump’ın kışkırttığı, irili ufaklı faşist grupların örgütlediği darbe girişimi, Biden’ın seçim zaferinin Kongre’de onaylanmasını durduramadı. Aksine, Trump ikinci kez “azledildi” ve şimdi Senato’da yargılanmayı bekliyor; egemen sermaye, Trump’la ve onu destekleyen Temsilcilerle ilişkilerini kesmeye başladı. Ulusal güvenlik bürokrasisi de tehlikenin ayırdına vardı, hızla önlem alıyor. Başkente 20 bin asker getirildi; FBI, en son teknolojileri kullanarak darbe girişiminin elebaşlarını saptıyor; Kongre içinden, polisten yardım alıp almadıklarını araştırıyor. Biden de çarşamba günü yemin ederek Beyaz Saray’a yerleşecek.

Kısacası, “kehanetin gerçekleşmesi için” gereken zaman hızla daralıyor. FBI bulgularına göre silahlı-dinci faşist gruplar, yemin töreninden önceki ve sonraki günlerde başkentte ve 50 eyalette silahlı protesto eylemleri gerçekleştirebilirler. Cumartesi günü New York Times, iç hat uçuşlarında kabin memuruna inişte alınmak üzere teslim edilen silahların sayısında belirgin bir artış olduğunu aktarıyordu. Bu sırada, Trump’ın hâlâ “sıkıyönetim” ilan etme düşüncesiyle meşgul olduğu aktarılıyor. (The Times, 17/01)

Bu “en tehlikeli” haftaya girerken sol kesimden kimi yorumcular, 11 Eylül 2001’den bu yana protesto eylemlerini, işçi hareketlerini, genelde hakları ve özgürlükleri sınırlamaya yönelik önlemlere hızla yenilerinin eklenmekte olduğuna işaret ediyorlar.

Geçen hafta, Financial Times’da bir yorumcu, finansal piyasalardaki canlılığa bakarak, aşıların yardımıyla başlayacak “toparlanmayı” düşünerek yazısına “Kükreyen 20’ler” başlığını koymuştu, Tüm iyimserliğine karşın yazar, yüzyıl önce “Kükreyen 20’lerin”, faşizm, “Büyük Bunalım” getirdiğini, sonra da II. Büyük Savaşa yol açtığını anımsamadan edemiyordu.

Kapitalizmi anlayabilmek için onun “en ileri örneğine”, liberal demokrasinin “en aşırı durumuna” bakınca, ne yazık ki iyimser sonuçlar çıkaramıyoruz.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları