Yeni bir ‘durum’ başladı - Cesaret önemli

21 Haziran 2021 Pazartesi

Siyasal İslamın partisi AKP’nin lideri, “Daha neler olacak neler” demişti. İzmir’de HDP’ye yönelik katliam girişiminden sonra, “‘neler’ olmaya başladı mı acaba” sorusu gündeme geliyor. 

‘SÜRDÜRÜLEMEZLİK’ İLE ‘GİDEMEZLİK’ ARASINDA

Bu yıl başlarken, var olan durumun içinde istikrarsızlıkların istikrarının bozulmaya başladığına, böylece yeni bir “durum” olasılığının belirdiğine ilişkin düşüncelerimi sizlerle paylaşmıştım. O zaman teorik bir olasılık olan bu gelişmenin bugün gerçekleşmeye, yeni bir “durumun”, henüz sınırları belirsiz de olsa şekillenmeye başladığını söyleyebiliriz. Bu, yeni “durumda”, ekonomik ve siyasi çelişkiler çok daha sert, siyasetin “güçler matrisini” oluşturan unsurları arasındaki dengeler çok daha değişken olacak gibi görünüyorlar. Bu unsurlardan, içerdeki sınıflar, tabakalar, gruplar, seçkinler ile ilgili olanlara geçmeden kısaca, ülkenin emperyalist sistem içinde sokulduğu çıkmaz sokağa kısaca değinelim. Kendi ekonomik, askeri hatta kültürel sermayesine bakmadan bütün tarafları idare etmeye çalışan rejim, hiçbir somut kazanım yaratamadan, şimdi hızlanan büyük güçler rekabetinin dünyasında ülkeyi yalnızlaştırdı; Irak’tan sonra bu kez Afganistan’da, büyük bir mali ve jeopolitik faturayla, kendisini de “ulusal çıkara ihanet” suçlamalarıyla karşı karşıya bırakmak üzeredir.

Bu “yeni durum” içinde siyasal İslamın Rejimini yöneten kadronun iktidarını sürdürmesi hızla olanaksızlaşıyor. Buna karşılık, Peker videolarının da doğruladığı gibi, yolsuzluğa, talana, yasadışı keyfi yönetim pratiklerine ve bu yollarla edinilmiş devasa servetlere, MAFYA karşısında büyük yükümlülüklere boğazına kadar batmış bir kadronun, muhalefete çekilerek iktidarı terk etmesi de olanaklı görünmüyor. Kısacası karşımızda sürdürülemez ama aynı zamanda da terk edilemez bir iktidar şekillenmesi var.

PATLAYICI KARIŞIM

IMF’nin, yerli ve yabacı iktisatçıların beklentileri bir borç krizinin mayalanmakta olduğuna ilişkindir. Buna karşılık, iktidardaki siyasal İslamın egemen sınıfının ve destek sınıflarının, ucuz kredi yakıtıyla çalışan rant ekonomisine dayalı çıkarları, yaklaşan bir borç krizini engellemek ya da krizi yönetmek için gerekecek önlemlerle (Merkez Bankası rezervlerinin ve düşük faiz saplantısının sergilediği gibi) radikal biçimde çelişiyor. Bu, sentezi olmayan, bir aşamada patlaması kaçınılmaz bir çelişkidir. Şimdi sorun, “Bu patlama en çok hangi kesimleri vuracaktır?” biçiminde şekilleniyor

Peker videolarını, AKP içindeki huzursuzluğu, büyük sanayi-finans sermayesinin Rejimin ekonomik politikalarına yönelik eleştirilerini bu sorunun dışavurumları olarak okuyabiliriz.

Bence daha ilginci, halk sınıflarının ve gençliğin işçi/işsiz, işçi sınıfına katılmaya hazırlanan eğitimli kesimlerin durumudur. Türkiye İstatistik Kurumu’nun, son “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” eşitsizliğini ve yoksullaşmanın yeni boyutlarını sergilerken son yıllardaki bozulma trendinin devam ettiğini gösteriyordu (M. Sönmez, 18.6.2021, Al- Monitor). Bu bulgulara, gençlerin toplam nüfus içindeki oranını ve bu kesim içinde resmi verilere göre yüzde 25’in üzerinde seyreden işsizliği de ekledik mi karşımıza patlayıcı bir karışım çıkıyor. 

“Arap Baharı” olarak anılan olayların öncesindeki yıllarda, birçok analist, Arap ülkelerinde genç nüfusun ve genç işsizlerin oranına bakarak bir toplumsal patlama bekliyordu. Türkiye’de de bugün benzer bir şekillenmeden, son dönemde bu karışıma fünye olabilecek iki gelişmeden söz edilebilir. 1- “Peker videoları” ile başlayan süreç, kimi ellerde birikmiş, bir örnekte 25 milyar dolara ulaşan müstehcen servetleri, ahlaksızlığı ve adaletsizliği gözler önüne serdi. Bu rezaletlerin, özellikle gençler arasında öfke yaratması kaçınılmaz. 2- HDP’yi kapatma çabalarına ek İzmir’de gerçekleşen katliam girişimi, Kürt sorununa ilişkin toplumsal çatlağı daha da derinleştirecektir. Hele, Kürt kökenli vatandaşların en yoğun oranda yaşadığı illerde genç nüfus ve genç işsizliği oranlarının ülke ortalamasının çok üzerinde seyrettiği düşünülürse…

Tüm bunlar, muhalefet açısından “gökkubbe altında kaos var, koşullar mükemmel” sözünü akla getiriyor ve cesaretin önemini bir kez daha vurguluyor.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Evet, umut var 22 Temmuz 2021