Orada kimse var mı?
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

Orada kimse var mı?

06.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

17 Ağustos depremi yaşanalı henüz birkaç gün olmuştu. Çadır, battaniye, lamba gibi gerekli malzemeleri arabaların arkasına atıp koşmuştuk Gölcük’e. Depremzedelerin korku, acı ve yardım isteyen bakışları arasında yardımları dağıtırken biz de gözyaşları içinde dertlerine ortak olmaya çalışıyorduk... Onlar kadar yakından yaşamamış olsak da biz de İstanbul’da şiddetli sarsıntılardan nasibimizi almış korkuyu tatmıştık. Gün kararmaya başlayıp dönüş yoluna geçmeye hazırlanırken yakınımızda bir binada canlı olabilir bilgisi gelmiş, biz de oraya yönelmiştik. 14 yaşlarında bir oğlan çocuğunun -sanırım adı Mert’ti-canlı olabileceği ihtimali üzerinde duruluyordu. Güvenlik koridorunun dışında kalabalık giderek birikiyordu. Bir görevli belirli aralıklarla bize doğru elini kaldırıyor, tüm sesler bir anda kesiliyor ve o da “Orada kimse var mı” diye enkaza doğru sesleniyordu. Neredeyse 1 saate yakın sürdü bu durum. Sonra canlı kimsenin olmadığı söylendi. Yüreğimize koca bir taş çoktan oturmuştu, dağıldık usulca...

27 yıl önce yaşanan, resmi rakamlara göre 20 binin üzerinde insanın yaşamını kaybettiği 17 Ağustos depremi Türkiye’nin “milat” depremi oldu. Yapı stoku, afet yönetimi ve siyaset açısından kırılma noktasıydı. Fay hatları altımızdaydı ama asıl kırılma, yıllardır görmezden gelinen bir sistemin gün yüzüne çıkmasıydı. On binlerce insan, bir doğa olayı nedeniyle değil; yanlış yapılan, denetlenmeyen, affedilen binaların altında kalmıştı. O gün hepimiz aynı cümleyi kurduk: “Bir daha asla.”

Aradan neredeyse çeyrek asır geçti. 3 yıl önce 6 Şubat sabahına Kahramanmaraş, Hatay ve çevre illerden gelen korkunç deprem haberleri ile uyandık. Yaşananlar dehşet vericiydi. Hıçkırarak ağlarken gözlerimi günler ve geceler boyu ekrandan ayırmadım. Bilerek yaptım çünkü bu yaşananların hepsini asla unutmamak için beynime ve bedenimin her hücresine kazımak istedim.

Çünkü insanın içini acıtan soru yeniden karşımızdaydı: Bunca yıl boyunca ne öğrendik? Daha doğrusu, neden bildiklerimizi hayata geçirmedik?

Üstelik bu iki koca depremin arasında Türkiye 2011 Van depremini, 2020 Elazığ depremini ve yine aynı yıl İzmir depremini de yaşamıştı.

Öğrendiklerimiz aslında çok netti. 17 Ağustos bize şunu öğretmişti: Deprem öldürmez, kötü bina öldürür.

Yapı kalitesi, zemin etüdü, mühendislik, denetim ve kamu otoritesi hayati önemdedir. Bu nedenle deprem sonrası yönetmelikler değiştirildi, mevzuatlar güncellendi, “Artık eskisi gibi olmayacak” dendi.

Ama öğrenmekle bilmek arasında, bilmekle uygulamak arasında ne yazık ki derin bir uçurum var. Bildiklerimiz neden davranışa dönüşmedi?

Çünkü deprem bilgisi, Türkiye’de hiçbir zaman gerçek anlamda bir kamusal öncelik haline gelmedi. Afet yönetimi, süreklilik isteyen bir kamusal akıl işidir; oysa bizde deprem, felaket anlarında hatırlanan bir gündem maddesi oldu. Sonra unutuldu.

Unutmak kolaydır; çünkü unutmak siyaseten daha ucuzdur.

İmar afları bu unutmanın en somut ifadesidir. Her af, yalnızca kaçak bir katı değil, gelecekteki bir enkazı yasallaştırdı. Her af, “Kurallara uymasan da olur” mesajını verdi. Bu mesaj, müteahhitten yerel yönetime, denetçiden yurttaşa kadar yayıldı.

17 Ağustos’ta ne olacağını öğrenmiştik. 6 Şubat’ta 60 bine yakın canımızın yittiği depremde olan ise bilmediğimiz bir şey değil; bildiğimiz halde yapmadıklarımızın sonucuydu.

6 Şubat’ta ben gözlerimi bilerek ekrandan ayırmadım; o görüntüleri unutmayayım diye, bu acı bir daha “olağan”laşmasın diye beynime kazımak istedim. Keşke aynı zorunluluk, yasa yapanlara, uygulayanlara, denetleyenlere; mühendislik, mimarlık ve şehircilik okuyan gençlere de getirilebilse. O enkazları, o dehşeti, o çaresiz bekleyişi defalarca izleseler... Çünkü bazı bilgiler kitaplardan değil, ancak hafızaya kazınmış dehşetten öğrenilir. Unutmamak bir sorumluluk haline gelmedikçe bu ülkede her depremden sonra değişmeyen tek cümle kalacak: “Orada kimse var mı?”

Yazarın Son Yazıları

Orada kimse var mı?

17 Ağustos depremi yaşanalı henüz birkaç gün olmuştu.

Devamını Oku
06.02.2026
Yeni Dünya Düzeni: Avrupa-Hindistan Hattı... Türkiye nereye?

Gelelim Türkiye’ye... Türkiye açısından AB-Hindistan anlaşması bir “uzak coğrafya haberi” değil. Çünkü Türkiye’nin dış ticaret omurgası AB pazarı ve Türkiye’nin rekabet gücü de büyük ölçüde AB tedarik zincirleri üzerinden şekilleniyor. Hindistan’ın AB’ye daha avantajlı erişimi, Türkiye’nin bazı sektörlerdeki konumunu doğrudan zorlayabilir.

Devamını Oku
30.01.2026
Davos’ta yeni dünya düzeni: Kim masada, kim mönüde?

Batı Avrupa ülkeleri temkinliydi. Batı için mesele Gazze değildi, sistemdi. Fransa ve Almanya’nın sorduğu soru basitti: “Bu yapı Birleşmiş Milletler’in yerini mi alacak?”

Devamını Oku
23.01.2026
‘Yardımsever Trump’ ve yeni emperyalizm

Donald Trump iki halka birden “yardım” vaat ediyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?

“Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor”...

Devamını Oku
09.01.2026
Kama muta…

Yılın son günü.

Devamını Oku
02.01.2026
Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

Ve bu arayış yalnızca ABD’ye özgü değil... Küresel bir yön değişimi bugün aynı konular Avrupa Birliği’nden Hindistan’a, Japonya’dan IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlara kadar geniş bir alanda tartışılıyor. Tam da bu noktada, BirGün gazetesinde Güldem Atabay’ın aralık ayı başından bu yana bir seri halinde ele aldığı ve benim de özellikle önemli bulduğum bir kavrama değinmek istiyorum: London Consensus.

Devamını Oku
26.12.2025
Demokrasinin 12 kırmızı alarmı... ABD... Türkiye...

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times’ın editör kurulu önceki gün ülkelerinin otokratik bir rejime savrulduğunu söyleyerek “demokratik erozyonun 12 kırmızı alarmını” yayımladı.

Devamını Oku
12.12.2025
Bir bilim insanının uzun yolculuğu: Ufuk Akçiğit

Koç Üniversitesi’nin onuncu kez verdiği Rahmi M. Koç Bilim Madalyası bu yıl Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’e verildi.

Devamını Oku
28.11.2025
COP30... 46 yıl sonra hâlâ bir arpa boyu yol

Brezilya’nın tropik sıcaklığı altında toplanan COP30, dünya siyasetinin iklim krizine nasıl baktığını -daha doğrusu bakmadığını- tek karede özetleyen bir zirve oldu.

Devamını Oku
21.11.2025
Distopik dönemler...

“Az sayıda insanın yaşadığı küçücük bir ada...

Devamını Oku
14.11.2025
Mamdani, İmamoğlu... Küresel solun yeni sınavı

New York’un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani, yalnızca Amerika’daki Demokratlar için değil, tüm dünya için bir mesaj verdi: “Değişim hâlâ mümkün.”

Devamını Oku
07.11.2025
103. yıl...

Buruk, öfkeli ama öte yandan coşkulu..

Devamını Oku
31.10.2025
Savaş uçakları yetmez: Türkiye’nin teknoloji egemenliği sınavı

Türkiye ara çözümlere sıkışırken dünya “neoprime” savunma çağına giriyor.

Devamını Oku
24.10.2025
Dünyanın yeni satranç tahtası: Nadir elementler

Nadir elementler konusu Türkiye’de kamuoyunun gündemine CHP tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump görüşmesinden hemen önce “Pazarlık konusu yapılacak” diye getirildi.

Devamını Oku
17.10.2025
Gazze... Küresel vicdanların da savaş

“Eğer ateşkes kalıcı bir barışa evrilemezse, bu savaş yalnızca Gazze’yi değil, Batı ittifakının meşruiyetini ve küresel düzeni de sarsmaya devam edecek...”

Devamını Oku
10.10.2025
Çare: Alışmamayı öğrenmek…

Şu son bir yıl içinde yaşadıklarımızı diyelim beş yıl önce yaşasaydık herhalde “Olağanüstü günlerden geçiyoruz” derdik.

Devamını Oku
03.10.2025
Kullanışlı piyon mu olacağız? Stratejik ortak mı? Beylikova...

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın New York’ta yaptığı görüşme, sadece ikili ilişkiler bağlamında değil, küresel dengeler açısından da kritik.

Devamını Oku
26.09.2025
Sıfır noktası...

Bir süredir gözüm Nepal’deki gelişmelerde...

Devamını Oku
19.09.2025
Kaç Türkiye? Kimin gündemi?

Moda Caddesi’nden Kadıköy Rıhtım’a doğru yürüyorum.

Devamını Oku
12.09.2025
Demokrasiler neden çöküyor (2)

Erdoğan AKP’si; karşısındaki tek önemli muhalefeti yani CHP’yi işlevsizleştirmek için elindeki tüm yetki ve yargı güçlerini kullanıyor.

Devamını Oku
05.09.2025
Demokrasiler nasıl çökertiliyor (1)

Önce şunu görmeliyiz...

Devamını Oku
29.08.2025
CHP’nin yükü, hepimizin yükü

"CHP’nin üzerindeki yük öyle ağır ki özgür; laik, demokratik bir ülke olma mücadelesini tek başına omuzladı."

Devamını Oku
22.08.2025
24 yıl...

Neredeyse çeyrek asır...

Devamını Oku
15.08.2025
Çürüme... Çözülme... Sahteliğin anatomisi

Sahte diplomalar, sahte ehliyetler, sahte sağlık raporları...

Devamını Oku
08.08.2025
Gazze... Açlık, sessizlik ve ahlaki felç

Seyrediyoruz. Kimi insanlığın geldiği noktadan utanarak, kimi umarsızca sanki bir film seyreder gibi...

Devamını Oku
01.08.2025
Yangın... Kuraklık... Rant: Türkiye’nin iklimle sınavı

Tam bitti derken yeniden başlıyor. Rüzgârın hızına göre şiddetleniyor; ortalığı yakıp kavuruyor.

Devamını Oku
25.07.2025
Şu zeytin ile derdiniz ne?

Şaşırdık mı? Hayır...

Devamını Oku
18.07.2025
TRT’den CHP duruşmaları mı?

CHP’li belediyelere yapılan operasyonların sonu gelmiyor. Belli ki yaz böyle geçecek.

Devamını Oku
11.07.2025
Toplumu germek, muhalefeti susturmak: AKP’nin elindeki yegâne kozu

Çünkü çözüm üretemiyor. Çünkü halkın sorunlarına yanıt veremiyor.

Devamını Oku
04.07.2025
Zeytin... Bir talanın jeopolitiği

“At izinin it izine karıştığı” günlerden geçiyoruz yine.

Devamını Oku
27.06.2025
İran’a saldırı hazırlığı mı? Neden?

Daha sular durulmadan Ortadoğu yeniden karıştırılmaya çalışılıyor...

Devamını Oku
13.06.2025
Bu bayram...

“Bizim bayram görecek halimiz yok arkadaşlar” dedi ve ekledi CHP lideri Özgür Özel...

Devamını Oku
06.06.2025
Nasıl bir eğitim?

Sadece anayasal hakkı olan barışçıl protesto hakkını kullandıkları için hapiste tutulan üniversite öğrencileri olan bir ülke...

Devamını Oku
30.05.2025
Sosyalist Enternasyonal İstanbul’da... Dünya solu ne yapmalı?

O kadar fazla sistematik saldırı altındayız ki... Kimi zaman büyük resmi görebilmek için yaşananları alt alta sıralamak önemli...

Devamını Oku
23.05.2025
‘Çözüm süreci’ ve sonrası

Barışı uzak bir hayal olmaktan çıkarmak hiç kolay değildir, en azından bizim coğrafyada.

Devamını Oku
16.05.2025
Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Devamını Oku
09.05.2025
Siz gidene kadar...

Siz gidene kadar...

Devamını Oku
02.05.2025
Deprem ensemizde: 40 milyar dolarlık sessizlik

Deprem ensemizde: 40 milyar A dolarlık sessizlik

Devamını Oku
25.04.2025
Yüzde 3.5 kuralı: Değişim kaç kişiyle başlar?

Yüzde 3.5 kuralı: Değişim kaç kişiyle başlar?

Devamını Oku
18.04.2025