Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

06.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı. Etkilenen bölge birçok ülkenin yüzölçümünden büyük bir alana sahipti. Demiryolları, limanlar, havalimanları, enerji santralları, kültürel yapılar ve müzeler bu felaketten ağır şekilde etkilendi. Bu ölçekte bir yıkım, yalnızca afetin büyüklüğünü değil, yönetim ve organizasyon eksikliklerini de ortaya koydu. O karda kışta Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) yetersiz kaldı. 

‘KADER PLANI’ 

Evlerimiz başımıza yıkılıp canımız, malımız enkaz altında kaldığında, kimilerinin aklına “imar planı” yerine “kader planı” geldi. Kendi kaderini elinde tutamayan bir halkın kederi, enkazın altında yankılandı. Çizmelerini giyip sahneye çıkan “olağanüstü” adamların konvoyları yolları tıkadığı için yardım konvoyları yollarda kaldı. 

Devlet ananın kanatları açılmadı, pençeleri felakete dokunamadı. Halk yalnızlığın en ağır yükünü taşıdı. Merkezde ve yerelde iyi ve deneyimli komuta kontrol merkezine (önderliğine) gereksinim vardı. Yapılacak iş felaket bölgesindeki yurttaşlara en kısa sürede ulaşmak ve yardım sağlamaktı. “Kader planı” söylemiyle geçiştirilen felaketler ancak güçlü bir organizasyon, inisiyatif sahibi askerler ve ulusun en örgütlü gücü olan ordunun etkin rolüyle aşılabilir. 

Aradan üç yıl geçmesine karşın beceriksizlikler devam ettikçe bütün ülke uzun süredir ağrı çekmekte, yaralar sızlamaya devam etmektedir. 

DOĞAL AFETLERDE DÖRT EYLEM 

Depremleri, yangınları, sel baskınlarını yönetmekteki şu dört eylem, birbirini tamamlayan devamlı bir döngüdür: 

  • Planlama: Çok iyi düşünülmüş, uygulanabilir merkezi ve yerel planlar yapmak.
  • Önleme: Uygulanabilir yasalarla depreme karşı duyarlılığı ve eğitimini geliştirmek. 
  • Müdahale: Arama, kurtarma faaliyetinde kamu kurumları eşgüdümünü başarmak. 
  • İyileştirme: Yaraların süratle sarılmasında eşit koşulları sağlamak. 

Dünyanın tam ortasında ve büyük doğal afetler tarihinin içindeki bir coğrafyada yaşıyoruz. İstanbul’un yüreğindeki büyük bir deprem, bir ulusun kalbine saplanacak hançer gibi beklemektedir. Diğer kentlerdeki çarpık kentleşme, onları da benzer tehlikelerin eşiğine sürüklemektedir. 

Depreme karşı dikey değil yatay yapılaşma bir kurtuluştur. Kentsel dönüşüm yalnızca bina yenilemek değildir. Nüfusu dengeli dağıtacak politikalarla kentlerin yükünü azaltmak gerekir. Türkiye’nin geniş toprakları, “toplu konutlar” yerine “yeni köyler” kurarak daha güvenli bir yaşam alanı sunabilir. Kentleşme ve sanayileşmenin Marmara ve Ege bölgelerine yığılması önlenebilir. Bir deprem ülkesinin yöneticilerinin bu konuda ellerinden ne geliyorsa yapmaları öncelikli görevleridir. AFAD Başkanlığı “Doğal Afetler Bakanlığı” şeklinde yeniden yapılandırılmalıdır. 

Bunlar ve benzeri önlemler yanında bütün dünyanın uyguladığı, ordu birliklerinden yararlanma konusu çok önemlidir. Devletin en güçlü ve en organize gücü olan Türk ordusunun afetlerde kullanılması yeniden düşünülmelidir. 

İNİSİYATİF NEDİR? 

2023 depreminde, izin almadan adım atamayan yerel ve merkezi yönetimler vardı. Milli savunma bakanı, başkandan izin almadan harekete geçemedi. Deprem bölgesine ancak akşam saatlerinde ulaştı. Ulaştı da ne oldu? Demeç verdi, “3 bin 500 askerle 120 bin evin yıkıntıların altındaki yaralıları kurtarıyoruz!” dedi. İlk şok geçip insanlar olayları ayrıntılı görmeye başladığında, her şeyin çok trajikomik olduğu anlaşıldı. 

Oysa ilk saatlerde yapılması gerekenler açıktı. Tugay komutanları emir beklemeden arama, kurtarma ve güvenliği üstlenmeliydi. İstihkâm alayları iş makinelerini hemen bölgeye sevk etmeliydi. Özel Kuvvetler havaalanlarına intikal edip nakliye uçaklarını bekler durumda olmalıydı. Deniz Kuvvetleri Mersin, Aksaz ve Gölcük’ten koordineli şekilde yakın limanlara yola çıkmalıydı. Hava nakliye uçakları ilk dakikalarda hava meydanlarında alarmda olmalıydı. 

Bunların hiçbiri yapılmadı. Çünkü komutanlığın en temel özelliği olan “inisiyatif” çoktan merkezileştirilmişti. Koşullar değiştiğinde emir beklemeden sorumluluk alarak doğru zamanda harekete geçmeye inisiyatif denirdi. Bu ilke unutulduğu için ordunun doğal refleksi felaket anında devreye giremedi. 

EN ÖRGÜTLÜ GÜÇ 

Ordular, ulusların en örgütlü gücüdür. Ulusun ve devletin varlığı ordunun etkinliği ve yetkinliğiyle korunur. Asker yalnızca silahı değil sargı bezini de en iyi bilen kişidir; afetlerde halka yardım etmesi kadar doğal bir şey yoktur. Sabit ve seyyar askeri hastanelerin kapatılması, bir ulusun hafızasına işlenmiş büyük bir yanlıştır. Ordunun gücü yalnız savaşta değil barışta da topluma nefes olmalıdır. 

Türk ordusu barışta doğal afetlerle mücadelede öncelikli olarak görevlendirilmelidir. Böylece onun önümüzdeki bölgesel ve genel savaş koşullarına her an hazırlıklı olması da sağlanmış olur. Ordu birliklerinin teşkilat, malzeme ve kadroları, doğal afetlerde ve günümüz muharebelerinde kullanılacak gibi iki durumlu yapılandırılabilir. Bazı ülkelerin orduları böyledir. Bu onun taktik, teknik ve motivasyon üstünlüğünü pekiştirir. Savaş koşullarında moral ve psikolojik üstünlüğünü artırır. Böyle bir ordunun varlığı ulusun güvenini sağlar, toplumsal dayanışmayı güçlendirir. 

Türk ordusu bir tutam hamasetten ibaret değildir. O, ulusun en örgütlü gücüdür.

Emekli Albay Cumhur Utku 

İlgili Konular: #Ordu #deprem

Yazarın Son Yazıları

Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026
Üniversitelerde bitmeyen sorunlar - Kaya Özgen

Üniversitelerimizde büyük sorunlar yaşandığı biliniyor.

Devamını Oku
28.01.2026
Atatürk, üç kadın ve Hatay - Ülgen Zeki Ok

Kişisel gelişime hevesli gençler, bu amaca yönelik rehber kitaplar yerine, Atatürk’e yakın insanların yazdığı anı kitaplarını okumalılar.

Devamını Oku
28.01.2026
Çöküşü yönetenler - Doğan Sevimbike

Davos’ta bu yıl dile getirilenler, artık “gelecek vizyonu” ya da “reform çağrısı” olarak okunamaz.

Devamını Oku
27.01.2026
Trump siyasi havayı geriyor - Taner Baytok

Büyük küçük birçok ülkenin gündeminde ilk sırayı işgal eden açlık, fakirlik, geçim sıkıntısı yerini daha da önemli başka risklere terk etti.

Devamını Oku
27.01.2026
Cüzzamla Savaş Derneği 50 yaşında - Prof. Dr. Ayşe Yüksel

Yarım asır önce, ülkemizde belki de yalnızca Verem Savaş Derneği’nin olduğu günlerde, bu dernekten de destek alarak Cüzzamla Savaş Derneği’ni kim kurdu?

Devamını Oku
26.01.2026
Hukuksuzluk diz boyu… - Av. Erol Ertuğrul

Ünlü İtalyan fizikçi Galileo, “Dünya dönüyor” dediği için engizisyon mahkemesi tarafından 1632 tarihinde yargılanmış ve yaşam boyu hapis cezası ile cezalandırılmıştı.

Devamını Oku
26.01.2026
Kurtulma olasılığını da düşündüler - Mustafa Yıldırım

Tevhid, Ekim 1991’de “İslami Direniş ve Parti” başlıklı bildiriyle kendilerini, “Türkiye’deki tağuti Kemalist rejime karşı olan Müslümanlar” olarak tanıttı; “mevcut rejime karşı mücadele verecek bir hareketin” yapılanma ilkelerini, madde madde açıkladı.

Devamını Oku
25.01.2026
Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu.

Devamını Oku
24.01.2026
UMUT o duvar yıkılıncaya kadar devam edecek

Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri, 24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde hunharca ve kalleşçe öldürülmesiydi.

Devamını Oku
24.01.2026
Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın

24 Ocak 1993 günü Ankara’da aracına yerleştirilen bomba ile katledildi Uğur Mumcu.

Devamını Oku
24.01.2026
Tarihsel mezhepçi zihniyet - Neval Oğan Balkız

Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.

Devamını Oku
22.01.2026
Psikolojik sermaye - Banu Özkan Tozluyurt

Bugünün dünyasında çocuklarımızı en çok neyle ölçüyoruz?

Devamını Oku
22.01.2026
Stratejik akıl ve politik alan - Başar Yaltı

Generallerin sanatı olarak bilinen strateji, askeri bir terim olmakla birlikte artık yaşamın hemen her alanında, özellikle de politik alanda kullanılan bir kavram haline geldi.

Devamını Oku
21.01.2026
Gazze’ye kim çöktü? - Ufuk Saka

Her şey küresel sermaye ittifakı adına İngiliz hükümetinin, ta 1848 yılında bir genelgeyle Filistin’deki konsoloslarını Yahudilerin himayesine vermesiyle başlamıştı.

Devamını Oku
21.01.2026
İktidarın meşruiyet sorunu - Kadir Serkan Selçuk

2002 genel seçimlerinde AKP yüzde 34 oy aldı.

Devamını Oku
21.01.2026
‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026
İşçi sendikalarına öneriler - Engin Ünsal

1968 yılında uluslararası bir sendika toplantısı için New York’taydım.

Devamını Oku
20.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026