Ağırlaştırılmış İnsan Hakkı İhlali

20 Mart 2016 Pazar

Avrupa Birliği ülkelerinin elçileri, müsteşarları Cumhuriyet’in Ankara Temsilciliği’ni ziyaret ettiler. Böylece düşünce özgürlüğü konusundaki duyarlılıklarını göstermek istediler. Hemen hemen aynı saatlerde Brüksel’de AB ile Türkiye arasında “göçmenlerin durdurulması” konulu görüşmeler yapılıyordu. Anlaşma sağlandığı bildirildi. Anlaşma uluslararası mülteciler hukukunun bir yana bırakılmasını, küresel çapta seyahat özgürlüğünün rafa kaldırılmasını öngörüyor. Türkiye kendi sınırından hiçbir göçmenin AB ülkelerine geçişine izin vermemeyi, onları durdurmayı bizim gazetenin ifadesiyle “jandarmalık” yapmayı üstleniyor.

***

Jandarmalıktan öte bir durumdur. İnsan hakkı ihlalidir. AB bu anlaşmadan kârlı çıkmış, para karşılığı göçmen akımını durdurmayı şimdilik başarmıştır. Şimdilik demekte yarar var, çünkü yoksul ülkelerden zengin ülkelere mülteci akımının durdurulmasını imkânsızdır. Göçmenlerin ölümü göze alarak giriştikleri yolculuğun kitlesel boyutlara ulaşması nedeniyle alarma geçen Avrupa çare arıyor; Libya ile denediği ama beceremediği, bedelini Kaddafi’ye ağır ödettiği çözümü Türkiye ile yeniden deniyor. Olacak iş değildir.

***

Türkiye mültecilerin kalmak istedikleri değil, geçmek istedikleri ülke. AB ise uluslararası ilkeleri çiğneyerek, yalan söyleyerek bu göçü durdurmak, sınırlandırmak, mülteciyi karpuz seçer gibi seçebilmek istiyor. Gerekçe çoktur. AB ülkelerinde yükseldiği pompalanan İslamofobi, yabancı düşmanlığının artması tehlikesi vs. vs... Asıl mesele zenginliği paylaşmamak, küresel sınıf mücadelesini kazanmaktır. Doğudaki, güneydeki kaynaklara sahip çıkmak için her yolu denerken, insanlara evet insanlara kapıyı kapatmaktır.

***

Kuşkusuz bu arada şampiyonluğunu kimselere bırakmadıkları insan hakları, düşünce özgürlüğü, hapisteki gazeteciler gibi can sıkıcı konular da var. Batı uygarlığının, aydınlanmanın mirasına sahip çıkmak, çıkar görünmek, korumak, kollamak gerekiyor. Ne yapsın ihtiyar Avrupa? Aba sopa yöntemini deniyor; bildirilerle, ziyaretlerle gönül alıyor ama anlaşmalarla duvar örüyor, insan haklarını hiçe sayan yönetimlerle “derin işbirliklerine” giriyor.

***

Aslında Türk vatandaşlarını kandırdığı, yönetime içi boş bir övünme malzemesi verdiği de kuşku götürmez. Türk pasaportlarının AB ülkelerine vizesiz girebileceği dedikodusu gerçekten de dedikodudur. Schengen Anlaşması’nın tartışıldığı, kimi ülkelerin uygulamaya sınırlar getirdiği gerçeğini bilenler, AB üyesi olamayacağı sık sık yinelenen Türkiye’nin vatandaşlarına vizesiz seyahat hakkı tanınacağı iddiasına yalnızca gülebilirler, gülmelidirler.

***

Cumhuriyet’i ziyaret eden misyon temsilcilerinin söylediklerini ciddiye almak durumundayız. Ama gerçekleri daha çok ciddiye alıyoruz. Bir zamanlar Türkiye’de demokrasiyi AB’ye bağlayan liberal aymazlığın yeniden nüksetmemesi, bu anlaşmayı o gerekçeyle kutsamaması için, “her şeyi gör, değerlendir ama nesnel gerçekleri görmekten vazgeçme, ne istiyorsan kendin, kendi gücünle alırsın, kimse sana onu hediye etmeyecektir” diyoruz.

***

Bu yazının tamamlandığı dakikalarda terör yine can aldı. Anlaşılan o ki; ülkeyi cehenneme çevirenler teslim almak istiyorlar insanı, insanlığı. Ayakta kalmaktan, dayatılan kaderi tersine çevirmekten başka çaremiz yoktur.  


Yazarın Son Yazıları

Sondan Bir Önceki 7 Eylül 2018
Hava Tükenmeden 31 Ağustos 2018
Burjuvazi Mon Amour! 29 Ağustos 2018
Haftanın Dökümü 27 Ağustos 2018
Hep Biz mi Ödeyeceğiz? 26 Ağustos 2018
Unutma Yarın Cumartesi 24 Ağustos 2018
Geleceği Kurtarmak 22 Ağustos 2018
Gazetecilik ölüyor mu? 17 Ağustos 2018
Kim Kriz İster? 15 Ağustos 2018