Ad Karışıklığı

30 Nisan 2011 Cumartesi
\n\n\n

Prof. Dr. Ali Demiri yıllardır tanırız. Akademik etiğe titizlikle uyan, bilimsel tutarlılığı olan, dürüst bir kişiliği vardır. Ömrü boyunca; intihalciliğin, kopyacılığın, şifreciliğin, cemaatçiliğin ve de beceriksizliğin yanından bile geçmemiştir. Ama, gelin görün ki, adaşı ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir yüzünden başı dertte:

\n

37 yıllık meslek yaşamımda, hep emekten, insan hak ve özgürlüklerinden yana oldum: TÖB-DER yöneticiliği, EĞİT-DER üyeliği, EĞİTİM-İŞ Sendikası kurucu genel sekreterliği, TÜMOD genel başkan yardımcılığı, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı üyeliği, Dil Derneği üyeliği gibi birçok demokratik ve mesleki örgütlenme içinde yer aldım. Gazi, Hacettepe, Bilkent, Mersin ve Ondokuz Mayıs üniversitelerinde görev yaptım. Geçen yaşadığım akıl almaz ilkelliklerden sonra meslek yaşamımı sonlandırıp yurtiçi ve yurtdışında konferanslar vermeyi, okuyup-yazmayı, bir de bahçemde çalışmayı sürdürüyorum.

\n

Daha önce de başka Ali Demirler yüzünden birçok olay ve olguyla karşılaştım: Öldüm, yaralandım, ressam oldum, yargıç oldum, dershane ve lokantalarım oldu, göreve başlatılmadım, sürüldüm, açığa alındım, akademik yükseltimlerim engellendi, sınırda alıkondum, tutuklandım. Ancak son zamanlarda yaşadığım gibisini hiç yaşamadım. Öncelikle ÖSYM Başkanıolmam bir olay oldu hak etmediğim halde! Tanıdık arkadaşlarım ve öğrencilerimden Biz seni böyle bilmezdik türünden tepkiler aldım. Dilim döndüğünce, O Ali Demirin ben olmadığını açıklamaya çalıştım. Geçen günlerde, Paris Anadolu Kültür Merkezinde verdiğim iki konferansın duyurusunu okuyan bir delikanlı yumruk atacakken, son anda kurtarabildim kendimi.

\n

Ali Demire ulaşamayanlar banaNe olacak bu ülkenin durumudiye soruyorlar. Ben de Ne olacak benim durumum? diyorum. Adımdan, onurla taşımaya çalıştığım akademik unvanımdan utanmaya başladım. Bu yaştan sonra adımı mı değiştirsem, yeni bir ad mı eklesem, yoksa bir gazeteye O Ali Demir ben değilimtüründen ilan mı versem acaba?

\n

Bizim tanıdığımız bilim insanı Ali Demirin utanacak hiçbir yanı yok. Çünkü insanın adına onur veren kimliğidir!

\n

Gerisini yaptıklarından tatmin olanlar düşünsün.

\n\n\n

Başarı Ölçütü

\n\n\n

KPSS, YGS, derken ALESte de sınavı eline yüzüne bulaştıran ÖSYM ve onun Başkanını, Eğitim-İş Sendikası Guinness Rekorlar Kitabı için aday gösterdi:

\n

Bu kadar hatanın, birtakım gizli kapaklı işler örtbas edilmeye çalışılırken açığa çıkmış olabileceğini düşünmeden edemiyoruz. ÖSYMnin görmezden geldiği bütün deliller kendilerini ele vermektedir. Minare, artık kılıfına sığmamaktadır. ÖSYMyi bu kadar kısa zamanda bu kadar çok hatayı gerçekleştirebildiği için Guinness Rekorlar Kitabına aday gösteriyoruz.

\n

CHPli Atilla Kart ise olaya bir başka pencereden baktı:

\n

Parti memuru-cemaat memurunu, devlet yönetiminde egemen hale getiren siyaset anlayışının üst düzey temsilcileri olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınçın; 9 yıllık iktidarlarında bile, hiçbir vicdan muhasebesi ve akli değerlendirme yapmadan, hamaset ve demagoji yaparak, kendilerince bu tabloyu eleştirme cesareti göstermelerini, halkımız ve milletimiz içi acıyarak izliyor. Adı geçenler; ÖSYMde, YGSde meydana gelen bu ve benzeri faciaların sorumlusu ve yaratıcısı olduklarını ne zaman hatırlayacaklar?

\n

Bir atasözünü hep hatırladıkları kesin:

\n

İnkâr yiğidin kalesidir.

\n\n\n

Tekke ve Zaviyeci CHP’li

\n\n\n

DYPden gelip CHPde Parti Meclisi üyeliğine değin yükseltilen Bülent Kuşoğlu, Zaman gazetesine (24 Nisan) açıklamalar yapmış. Kuşoğluna göre; tekke ve zaviyeler tarih boyunca Türklük ve İslamiyetin aktarılmasında çok önemli roller üstlenmişler:

\n

Şu anda toplumu kültür ve inanç konusunda besleyecek bu damardan yoksunuz. Onun için de bu tür kurumlara ihtiyaç var, yeniden kurulması için gerekli hazırlıkların yapılması gerekir. Tekke ve zaviyeler, çağdaş kurumlar olarak tekrar benimsetilmeli. Bunlar irtica yuvaları!’ Yok öyle bir şey. Tam tersine kültür yuvaları.

\n

Tekke ve zaviyeler birer üretim yeridir. Oralarda insan yetiştirilirdi, oralar eğitim ve kültür kurumlarıydı. Ve bunlar aynı zamanda Türk ve İslam kültürünün belirli yerlere aktarılmasını misyon edinen yerlerdi. Tekke ve zaviyelerin olmamasının topluma olumsuz etkileri oldu. Toplumumuz çok kolay yönlendirildiyse ve provoke edilebildiyse bir sebebi de budur. Sadece devletinsosyal devletolması yetmiyor, toplumun dasosyal toplumolması gerekiyor. Onun için de bu tür kurumlara ihtiyaç var.

\n

Bütün bu görüşler, sağ gelenekten gelen bir siyasetçi olarak Bülent Kuşoğlunun kendi içten görüşleri olabilir. Ama bunlar, tekke ve zaviyeleri kapatan, Cumhuriyet devrimini gerçekleştirmiş bir partinin çatısı altında söylenecek sözler olamaz.

\n

Suç; Kuşoğlunda değil, onu partiye taşıyanlardadır.

\n\n\n

Kaybolunca

\n\n\n

Değini, Prof. \tDr. Abidin Kumbasardan:

\n

İnanç etkin olunca bilimsellik kaybolur. \tGaz tüpleri \tnükleer, \tkitaplar \t\tbomba olur...

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Atatürkçüler Ayakta 24 Temmuz 2021
Neye, Ne Denir? 17 Temmuz 2021
Büyük Tüccar 10 Temmuz 2021
Milli Güvenlik Sorunu 26 Haziran 2021