1990 ile 1992 yılları arasında, Fenerbahçe Yönetim Kurulu’nda yer alıyordum ve kulüp sözcüsü idim. Galatasaray ile oynayacağımız bir maç öncesinde, stadımızın önünde bana sorular soran basın mensuplarına, “Galatasaray bizim ezeli rakibimiz ve ebedi dostumuzdur’’ diye başlayan bir cevap vermiştim.
\nDaha önce, bu söylemi kullanan olup olmadığını veya benim sözlerimin mi kamuoyunda yerleşik söylem haline geldiğini bilemem. Lakin bu söylem, inandığımız bir gerçektir.
\nAncak futbolun milyar dolarlar içinde sanayileşmesi, Türkiye’nin yerleşik ahalisinin, büyük şehirlere akın edip buralarda tutunmak savaşımına girerek, agresif tavırlara bürünmesinin, spor seyirciliğine uzanan kavgacı ve uyumsuz uzantısı, dostluğu birçok kez söylemde bırakan eylem öğeleri oldu. Yöneticiler de bir yandan dostluk söylemi, öte yandan taraftarın arzu ettiği keskin söylemler arasında ikilemlere düşer oldu. Bu derbi maç ile ilgili demeçler, haftalar öncesinden verilmeye başlandı; önlerinde bulunan çok önemli maçlara konsantrasyon eksikliği ile çıktılar.
\nŞu anda da önümüzdeki günlerde, Fenerbahçe’nin de Galatasaray’ın da hem Avrupa arenasında hem de Türkiye Ligi’nde çok önemli karşılaşmaları var. Fakat, bilhassa Galatasaray cephesinden derbi maçla ilgili demeçler verilmeye başlandı.
\nHani şu çok sevilen “Yönetciciler, tansiyonu düşürücü demeçler vermeli” söyleminin yerine, “Yöneticiler, zorunlu kalmadıkça demeç vermemeli” şeklinde uygulamak daha doğru olur diye düşünüyorum.
\n