İslamiyetin aydınlık yüzü: Tasavvuf
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

İslamiyetin aydınlık yüzü: Tasavvuf

21.06.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Süslümanlar, takıp takıştırmakta yarıştıkları eşarplarını, çantalarını, kravatlarını ve zaten tüm ürünlerini binlerce (hatta yüz binlerce) Avro’ya kapıştıkları Hermès markasının adını, anlamını bilirler mi?

Hiç sanmıyorum, merak bile etmediklerine kalıbımı basarım.

Zaten İslamiyetin kendisinden menkul hacı hocaların, hatta cahil cüheladan oluşan Diyanet’in dilinde belden aşağı meşgale ve arkaik cinsellik fetvalarına indirgenmesi de süslüman beyinlerin en küçük bir felsefe kıvrımından bile yoksun olmasıyla sağlanmıştır.

Hermes, İslamiyete tasavvuf üfleyen Hermetik felsefenin simgesidir. Çoktanrılıdan tektanrılıya tüm dinlerdeki mistisizm, yani tasavvuf kaynağı olan Hermes; eski Mısır’dan Yunan ve Roma dinlerine, tanrıların kâtibi ve habercisi unvanıyla donatılmış bir tanrıydı.

Ebu Ma’şer’in Kitâbü’l-Ülûf’una göre İslamiyet, Hermes’i peygamber yaptı ve İdris, İlyas, Hızır peygamberlerle ilişkilendirdi. Tufandan önce Mısır’da yaşadığı, piramitleri inşa ettiği, öğretisini tufandan korumak için yazılı olarak bıraktığı tezinden yola çıkarak “Ermiş” olduğu da kabul gördü.

Tanrı’yı ararken insanı bulmak

Emekli Yargıtay üyesi İsmail Özmen, hayranlık uyandıran derinlikte bir hukuk ve felsefe insanı olarak yazdığı sayısız kitaplara, son olarak Tasavvuf başlıklı çok önemli bir eser ekledi. Tasavvuf düşüncesini, tarihiyle birlikte dinsel ve bilimsel anlamda irdeleyen bu kitap; felsefesi en azından Türkiye’de tümüyle karartılan, yozlaştırılan İslamiyetin; zaten dünyada da kelle kesmeye meraklı fanatikler tarafından gölgelenen aydınlık ve ilerici yüzünü ortaya koyuyor:

Hermetik felsefeyi anlatan Zümrüt Tablet’te, ezoterizmin de temelini olus¸turan “Yukarısı Nasılsa, Asağısı da Öyledir” ilkesi yer alır. Hermetik öğretide tüm varoluşu, yaşam kaynağını ve evreni bir arada tutan ortak bir yaratılış nedeni vardır. Bir arada varolan çeşitli gerçeklik düzeylerinde, yani fiziksel, zihinsel ve ruhsal düzeylerde ne oluyorsa birbirine yansır ve birbirinden etkilenmesine yol açar. Bu öğreti aklın üstünlüğünü öne çıkararak, evrensel yaratıcının erişilemez ve taklit edilemez zekâsının Evren’in her yanına yansıdığını anlatır. Bizler ancak ruhani araştırmacılar olarak; onun yüceliğini algılamak, bu kosmos (düzen) içerisinde yerimizin ne olduğunu anlamak ve kendimizi tanımaya çalışmakla yükümlüyüzdür.

Aradığımız hep kendimizdir, yani insan.

Tasavvuf, gerçek tevhid yoluyla kişinin bireysel kurtuluşa ulaşma çabasıdır. İnsanlık tarihi kadar eski mistisizm ekolünün İslami bölümünü oluşturan tasavvuf, özü itibarıyla “Allah’tan başka tanrı yoktur” mutlak gerçeğinin farklı biçimlerde tekrar tekrar ifade edilmesidir. Aşılmaz sanılan şablonları, sedleri şu ya da bu yollarla aşıp, bunları açıktan ya da gizlice parçalamak suretiyle kaldırarak Allah’a daha başka yollarla da varılabileceğinin bilincidir. Hiçbir sınır tanımayan şablon kırıcıların farklı ve değişik tutumlarının gizemli yansımasıdır.

Elbette ki bu gerçek devrimcilerin içinde dünyaya, Tanrı’nın dışındaki her şeye sırt çevirmiş “zâhit” diyebileceğimiz soyutlanmış direnişçiler de bulunmaktadır. Bunlar, gizemini ve gücünü kendi kuyusunda saklayan en büyük direnişçilerdir. Çünkü karşıt direniş, gidilmemiş en kutsal, en karanlık, en uzun yolda en güçlü, en inatçı, en soluklu yolcunun başarabileceği bir direnç çeşididir. Onu ancak o yolda yürüyenler bilir, çünkü onlar inançları uğruna her şeyi, ama her şeyi göze almış kahramanlardır. Kahramanlıklarını sessizce, en yalın biçimde inanç ve düşüncelerinin yansıması olan şiirlerinde, sözlerinde sergilerler. Tasavvuf tarihi Hallac-ı Mansûr, Seyyid Nesimi gibi böylesi binlerce örnekle doludur.

Manevi topluluk kavramı, bu mistik deneyime özgün bir görünüm ve temel öz olarak katılmıştır ki, bunlar zaman içindeki kan izlerinin bitmez çığlıklarıdır. Unutulmamalıdır ki, çığlık ve kan üzerine yazılı bir tarihin kimse için övünülecek bir tarafı yoktur, kibir ve övünme ise ancak Şeytan’a mahsustur.*

İsmail Özmen’in kitabını okuyana kadar tasavvufa kafa yoran biri değildim. Bu öğretinin derinlikli, ilerici ve devrimci yanını ortaya koyarak gözlerimi açtığı için kendisine teşekkürü borç biliyorum.

* Alıntı: İsmail Özmen, TASAVVUF Dinsel ve Bilimsel Açıklaması/ Urzeni Yayınevi, 2020

Sinop-Silivri Rüzgârları

Arkadaşlar

İlk önce büyüklerin selamı var.

Nâzım, Neruda, Yaşar Kemal

Sait Faik, Orhan Kemal,

martıları, gurbet kuşları

Aldırma” diyor Sabahattin Ali.

Bunlar uyduruk Silivri rüzgârları

günlük lodoslar gibi geçecekler.

Arkadaşlar

özgürlük ve adalet yürekli babaların

küçücük bebekleriydiniz.

Adalet ve özgürlük yürekli

babalar oldunuz.

Ne fırtınalar gördük, ne boralar.

12 Mart’lar 12 Eylül’ler.

İşkenceler, idamlar.

Unutmasın hiç kimse

bizim Dumlupınar’ımız var.

Kuvvacılar. M.Kemal’in askerleri

selamları var

Ellerimizde çiçekler dilimizde türküler

yanınızdayız pazar günü.

Bunlar uyduruk Silivri rüzgârları

günlük lodoslar gibi geçecekler..

A. Kadri Ergin

Y.N: Bugün, Silivri mahpusu genç ve cesur babaların, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Murat Ağırel, Ferhat Çelik, Aydın Keser ve yavrularını bağrına basamayan tüm fikir mahpuslarının onlardan uzak geçirdikleri sonuncu Babalar Günü olsun. Güzelim çocukları bugün boynu bükük koyan haksız ve hukuksuz zulüm bitsin!

Yazarın Son Yazıları

Sınır ötesi operasyonda kuşkonmaz ikilemi

Takvimler 1995 yılının nisan ayını gösteriyordu.

Devamını Oku
08.03.2026
Namus yorgun, vicdan helak

İyi insansanız; insan, hayvan, hatta orman, dere, göl vb. gibi tehlikeye düşen bir varlığı savunur ve bazen kurtarabilirsiniz de.

Devamını Oku
01.03.2026
Özerk Amerikancılar

Ernest Grenier, İkinci Abdülhamit döneminde Osmanlı borçlarını düzenlemek için kurulan IMF’nin atası Düyunu Umumiye’nin müfettişi ve casusudur.

Devamını Oku
22.02.2026
Hiç kimsenin kızları...

Ben dahil birçok genç kadın, Epstein’in bizden ne istediğini öğrendikten sonra bile onun inine geri döndükleri için eleştirildi.

Devamını Oku
15.02.2026
Küresel kötülük ittifakı

1989 yılı mart ayı ortalarıydı.

Devamını Oku
08.02.2026
Sözü demokrat, özü faşistler

Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını toplamak için kurulan zamanın IMF’si Düyunu Umumiye’nin müfettişi ve Fransız casusu Ernest Grenier*, anılarının Kürdistan başlıklı bölümünde anlatır...

Devamını Oku
01.02.2026
Tetikte siyasi erk, hedefte İstanbul Erkek

Geçen hafta, kardeş yazarımız Barış Pehlivan’ın kaleminden İstanbul Erkek Lisesi’nde çevrilen dinci dümeni okudunuz.

Devamını Oku
25.01.2026
Hrant Dink’in iki ölümü

Yarın 19 yıl olacak, içimizdeki en insan kaldırımda cansız yatalı ve üstüne serilen muşambaya sığmayan ayaklarındaki tabanı delik papucuyla unutulmaz olalı...

Devamını Oku
18.01.2026
Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025
Yarım insan hakları

Mısır, nüfus çoğunluğu Müslüman bir ülkedir.

Devamını Oku
24.08.2025
我们身后还有十五亿

Çin’in Mikronezya’yı sessizce işgali Makronezya müstebiti Valdemir Potin hariç, Ezya arşipelindeki tüm istibdatları heyecana gark etmiş ve hatta okyanus ötesi kıtaları da zıplatmıştı.

Devamını Oku
23.08.2025
Bir vasiyetin ağırlığı

“Toplum olarak fikirdüşünce gelişmesi ve vicdan bilinçlenmesi gibi nimetlerden yoksun kalmışlığımızın iki sorumlusu vardır...

Devamını Oku
17.08.2025
Çin işi, asker dişi

Mikronezya ile Yutania’nın şöyle ağız tadıyla bir türlü kapışamayan ordularının sahillerde pineklediği bir sabah; olan oldu.

Devamını Oku
16.08.2025
İsyan hakkı

İnsanlar niçin anneye, babaya, düzene isyan ederler?

Devamını Oku
10.08.2025
Yanık toprak taktiği

Türkiye, artık ağır yaralı bir ülke.

Devamını Oku
03.08.2025
Satamam derdimi kimseye

Mikronezya’nın Yutania ile nihai kapışması beklenirken Ulu Çoban Muktedir Makropiç’in de askeri ve sivil ahalinin moralini elbette yüksek tutması gerekiyordu.

Devamını Oku
02.08.2025
Patria Nostra’dan Madara Mostra’ya

Hani karşınızda biri limon yer, sizin damağınız kamaşır.

Devamını Oku
27.07.2025
Emekli açlık, emeksiz tokluk

Köyde doğdum. Lise bitene kadar kara lastik ayakkabı giydim. Devlet yurdunda tıkış tıkış vaziyette üniversiteyi bitirebildim...

Devamını Oku
20.07.2025