Şahsıma mektuplar (4) Diplomasi diploma istemez!

03 Şubat 2024 Cumartesi

En rahat ettiğim, en kolay kararlar verdiğim alan diplomasi! Ne yaparsan yap siyaset üretmiş oluyorsun. Muhalefet de bir şey diyemiyor. Eleştirdiği an demeci yapıştırıyorum, “Siz dış güçlerin adamısınız” diyorum.

İşin sırrını kısa sürede çözdüm; bütün mesele güvenilmez olacaksın. Ne karar vereceklerini bilemeyecekler. O yüzden de sana karşı hazırlık yapamayacaklar. Karşında şaşkın ördek gibi apışıp kalacaklar, afallayacaklar. Lafın başıyla sonunu farklı getireceksin ki derin diplomasi olsun. Karşındakilere it bilmez bağlaması çalacaksın.

Derin diplomasinin yanında bir de hızlı diplomasi var ki tam bana göre. 180 derece dönmek ne demek, aynı anda 180 derece farklı durumda olabilmek lazım.

***

İlk değiştirdiğim tanımlardan biri, “sözünün eri” oldu. Ne demek sözünün eri? Er miyiz lan biz? Biz sözümüzün patronuyuz. Söz de sermaye gibi bir şey; istediğin gibi kullanırsın. Mesela benim bütçemi nasıl kullanacağıma kim karar verir? Şahsım! 

Verdiğim sözlerin sahibi kim? Şahsım!

Devlet kimin? Şahsımın!

O zaman istediğim gibi söz üretip harcarım.

İşte burada tarihe kayıt düşüyorum: 

Miçotakis diye biri benim için yoktur” dedim. Sonra gidip sarıldım. Demek ki varmış!

Sisi ile asla barışmam” dedim. Önümüzdeki günlerde gidip sarılacağım. Demek ki barışılıyormuş!

Kaşıkçı dosyasını asla Suudlara vermem” dedim. Toplayıp verdim. Demek ki veriliyormuş.

Bütün bunlar ne anlama geliyor? Her şey değişebilir. Değişmeyen tek şey şahsımdır, değişimdir!

İsrail’le de limanda ticaret, mikrofonda lanet siyaseti izliyorum. Bununla neyi kanıtlıyorum? Lanet ticarete mani değildir! 

Geçmişte ne dedim? “Van minüt” dedim. Her şeyi özetledim. Bu ne demek? Her şey bir dakikada değişebilir demek. Tabii anlayana! Beni en iyi İsrail anlıyor! 

Öyle bir laf edeceksin ki içeriden bakınca kafa tuttuğunu düşünecekler, dışarıdan bakınca çanak tuttuğunu!

Bunlar diplomasinin incelikleri. Benden sonrakiler de şahsıma telifini ödemek kaydıyla kullanabilir.

İcat ettiğim bir başka söz de şu oldu:

Yurtta karış, dünyada karış!

Bu karış sözcüğü çok diplomatik! Her şeye karışmaktan her şeyi karıştırmaya kadar her anlama geliyor. Maşallah karıştırmadığımız komşu kalmadı!

***

Memlekette sığınmacı tutmak işini de çok tuttum. Geçmişte, “Yurtdışından halk ithal edecek halimiz yok. Ne yapacaksak bu milletle” diye bir söz varmış. İşte bunu da bozdum. 

Halk da ithal ettik.

Böylece bir yandan Avrupa’yı ürkütüyorum, “Bakın bunları üstünüze salarım, parasını verin salmayayım” diyorum. Bir yandan da şahsıma ait milleti korkutuyorum, “Tepemi attırmayın, sizin yerinize onları seçmen yaparım” diyorum.

Tarihte Dede Korkut vardı, şimdi Şahsım Korkut! 

O benim kadar bilgilendirici hikâyeler yazamamış ama olsun. Tarihteki yerini aldığı için dokunmadım.

En çok diplomat olmak için onca üniversite, yüksek lisans, bilmem ne okuyanlara gülüyorum. Yavvv bu işin diploma ile ne alakası var. 

Hele yabancı dil şart diyenler yok mu! En çok onlara gülüyorum. Dünyanın onca ülkesine gittim. Beni doğru dürüst anlayan çok az çıktı. Demek ki dil bilmeleri işe yaramıyor.

“Vin-vin”i de ben buldum. 

Baktın olmadı, vınnn!



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Çiller-Miller! 28 Şubat 2024

Günün Köşe Yazıları