İstanbul UlaşımındaMetronun Payı Kaç?

17 Ağustos 2012 Cuma
\n

\n

Kapitalizm için işçinin en az maliyetle ve en hızlı bir şekilde evden işe ulaştırılması, sermaye birikimi açısından çok önemlidir. Bunun bilincinde olan erken kapitalistler, daha 1800lü yıllarda belediyelerden metro ulaşımını talip ettiler ve böylece dünyanın ilk metrosu, kapitalizmin beşiği Londrada 1863te, Şikagoda 1897de, Bostonda 1897de, New Yorkta 1904te açıldı. Avrupanın birçok metrosu 20nci yüzyılın başlarında faaliyete geçti. Yükselen ülkelerin bazılarında bile metronun ömrü 20. yüzyıl başıdır. Mesela Buenos Aires metrosu 1913te, Pekininki 1902de, Madridinki 1924te faaliyete geçti. Metro, Sao Pauloda 1972de, Mexico Cityde 1969da, Seulda 1974te, bizde ise ancak 2000de, yani bunlardan 30 yıl sonra faaliyete geçti. Bizde eski İstanbul Büyükşehirin CHPli Belediye Başkanı Nurettin Sözenin başlattığı yatırımı RTE sürdürdü ve eski Saadet Partili Belediye Başkanı Gürtuna, 2000’de faaliyete geçirdi İstanbul metrosunu. O günden bugüne İstanbul metrosuna yeni hatlar eklendi. En yenisi de Kadıköy-Kartal hattı.

\n

Her zaman yaptıkları gibi, şamata ile başlatıyorlar Kadıköy hattını. Nutuktan geçilmiyor, ama İstanbulun ulaşım fotoğrafını büyüttüğünüzde İstanbulda yaşayan 13 milyon nüfusun ulaşımı üstünden koyu bir sömürü, bir özelleşme ve piyasa hâkimiyeti görüyorsunuz. Metro kozmetiğine beş basan bir karayolu taşıma hâkimiyeti var. Her 100 yolcudan 87si karayolunu kullanırken kamunun taşımacılıktaki payı yüzde 15ten ibaret. Metrosu, hafif metrosu, füniküleri, treni ile raylı sistemle yapılan yolculuklar yüzde 10u ancak buluyor. Deniz şehri İstanbulun denizden taşımacılığı ise yüzde 2.5ten ibaret.

\n

İETTnin verilerine göre, 13 milyon nüfuslu İstanbulda her gün 13.5 milyon yolculuk yapılıyor. Bu devasa hareketliliğin yüzde 87 gibi ezici bir ağırlığının karayolu ile yapılıyor olması, dışa bağımlı otomotiv endüstrisinin ihtiyaçlarına denk düştüğü için böyle. Yolculuklarda özel otomobilin payı, tüm park, trafik sorunlarına rağmen yüzde 24e yakın. Balık istifi metrobüs bile yüzde 5 pay sahibi bu toplamda. Servis düzeni, minibüs ağı yüzde 28 pay alıyor İstanbul yolculuklarından. Otobüsle yapılan yolculuklara gelince, pay yüzde 20. Yarısı İETTnin yarısı özel halk otobüslerinin. Karayolu ile gerçekleştirilen İstanbul yolculuklarından özel otoları dışarıda tuttuğumuzda, yaklaşık 9 milyon yolculuğun kamudan çok özel firmalarca gerçekleştirildiği görülüyor. Özel halk otobüsü, minibüs, taksi vb. sistemleri ile İstanbul halkının ulaşımı piyasada, kamu bu hizmeti karşılamıyor, piyasaya terk edilmiş, hem de irrasyonel kara yolculuğuna.

\n

***

\n

Öte tarafta, İstanbul gibi bir metropol için en uygunu olan raylı sisteme bakıldığında bunun toplamda payının yüzde 10u ancak bulduğunu görüyoruz. Bunun bile kamu hizmetinden çok piyasacı bir mantıkla yapıldığını görüyoruz. Aynı şey deniz taşımacılığında da görülüyor. Ortasından deniz geçen, şehrin yolculuklarında denizin payının yüzde 2.5ten ibaret olması kadar akıldışı bir şey olabilir mi? 13.5 milyon yolculuğun ancak 350 bini denizden yapılıyor. Olacak şey değil!

\n

Metro şovlarına rağmen, gerçek şu ki, günde 13.5 milyon yolculuğun yapıldığı İstanbulda bu hareketlilik ortalama yılda 40-45 milyar TLlik bir hanehalkı harcaması anlamına geliyor ve özelleşmiş, piyasalaşmış bu alandan irili ufaklı bir dizi firma pay alıyor. İstanbul halkının ulaşım hakkının daha ucuza, daha kaliteli sağlanması, piyasacı değil, kamucu belediyelerle mümkün olur ve tercihin daha çok raylı sisteme, deniz yolculuklarına çevrilmesi, karayolundan yolculukların özendirilmemesi, caydırılması gerekli. Oysa AKP rejimi ne yapıyor? Üçüncü köprü, kara taşıtı tüpgeçidi

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

27 Şubat 2013