Olaylar Ve Görüşler

Hekimlik

10 Nisan 2020 Cuma

PROF. DR. CENGİZ KUDAY

Amerika ve Avrupa ve hatta bütün dünya küçük bir virüs karşısında aciz kaldı. Fakat bugün bütün dünyada olanaksızlıklara rağmen sağlık elemanları bu savaşta dövüşüyor, hastalanıyor ve ölüyorlar.

Hekimlik bir yaşam şeklidir. Tanrı’nın en büyük mucizesi olan insan denen canlıya dokunma ve onun geleceği için işlem yapma şansına ve ayrıcalığına sahiptir. Hekimlik kalp kasının çalışmasına benzer: yavaşlaması söz konusu değildir. Ya hep çalışır ya da hepten durur. Dün olduğu gibi bugün ve yarın da hastasının bedenine, ruhuna ve mahrem sırrına erişen hekimler tarih boyunca kutsal varlıklar olarak kabul edilmiştir.

Fakat hekimler için bu ayrıcalıklı durum, günümüzde ve bilhassa ülkemizde yanlış değerlendirmeler ve popülist davranışlarla yara almıştır. Bütün bunlara rağmen ülkemizde hekimler birçok sosyal olayda hep öncü olmuşlardır. Savaşta ve barışta hep öncülük yapmışlardır. (23 Mayıs 1919 da İzmir işgalini protesto etmek için Sultanahmet’te 200 bin kişinin katıldığı mitingin organizasyonu ve benzer etkinliklerinin öncüleri hekimlerdir.) Daha önce de talebe oldukları halde ülke uğruna hem asker hem sağlıkçı olmak üzere cephelere koşmuş, hizmet etmişlerdir.

Cumhuriyetin sağlık mucizesi

Cumhuriyetin ilk yıllarında bütün olanaksızlıklara karşı, canla başla ülkenin gerçekleri ile savaşmışlardır. O zaman ki nüfus 13 milyon; 11 milyon kişi köyde yaşıyor, toplam köy 40 bin; 38 bininde okul yok. 2 milyon kişi sıtma; 1 milyon kişi frengi verem veya tifüs, tifo; 3 milyon kişi trahomlu. Bebek ölüm oranı binde 480, yani yarı yarıya. Bütün ülkedeki doktor sayısı 337, eczacı sayısı 60, diş hekimi yok, diplomalı hemşire 4 kişi, 40 bin köyde toplam ebe sayısı 136; ortalama yaş 40.

Bütün bu olanaksızlıklarda ve salgın hastalıklar zamanında genç Cumhuriyetin yetiştirdiği çok az sayıda saygı ve rahmetle andığımız hocalarımız; Cumhuriyetin genç öncü doktorları, köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir dolaşarak, bataklıkları canları pahasına kurutarak sıtmayı, genç Cumhuriyet verem dispanserleri açarak veremi, göz taramaları yaparak trahomayı ve çocuk aşı oranlarını artırarak çocuk ölümlerini asgari miktara indirdiler. Bugün COVID-19 denen bir bela ile tüm dünya karşı karşıya ve hazırlıksız. Bir söz vardır; Savaşta tahkimatla yapılan bir yanlış, savaşın sonucunu belirler. Dünyanın en gelişmiş ülkeleri bile hazırlıksız. Her ay çıkan Scientific America dergisinde değişik tıp gelişmeleri ve gelecekteki tıbbın ne olacağı hakkında yazılar vardı. Nisan 2020 sayısında korona virüs ile ilgili tek satır yok. Gelişmiş ülkeler ve maalesef biz de bu tehlikeyi önemsemedik.

Avrupa aynı hatayı yaptı

Bu günün kudretli ülkeleri 2. Dünya Savaşı’nda kısa zamanda binlerce tank; yüzlerce savaş ve hastane gemisi; binlerce uçak üretebildi. Bugün ventilatör, eldiven, maske için zorlanıyor ve birbirleriyle kavga ediyorlar. Çünkü sağlığa önem vermeyi arka sıraya koymuşlar. Tarih yine acı bir şekilde tekerrür ediyor. Örneğin; çağdaş tıbbın ortaya çıkışından önce salgın hastalıklar çok korkutucu idi. 1. Dünya Savaşı sonrası çıkan İspanyol gribi denen büyük salgın sonucu 25 ile 50 milyon insan hayatını kaybetti.

İspanyol gribi de virütik bir hastalıktı. Neden İspanyol gribi dendi? Çünkü bu hastalık harp esnasında tüm dövüşen cephelerde vardı. Fakat ilgili ülkeler bunu harbin gidişatını değiştirir diye açıklama yapmadılar. Tek bir ülke, İspanya, harbe girmeyen ülke olduğu için açıklama yaptı, kendince önlemler aldı. Kara ölüm veba, 1346-1352 yılları arasında Avrupa nüfusunun 1/4’ünü yok etti. 1880 yılında Panama Kanalı yapımında yerlilerin % 90’ı sıtma oldu. Danimarka’dan gelen bir gemici ile 3 ay içinde Faroe Adaları’ndaki bütün halk kızamıktan öldü.

Anlamlı istatistik

Beyazların, Avrupalıların taşıdığı çiçek hastalığı sonucu (1531’de 168 adamı ile İspanya’dan gelen Pizarro) İnka İmparatorluğu’nun milyonlarca kişisini yok etti. 1600’lerde Avrupalı göçmenler, Missisippi Nehri yakınlarındaki yerlilere çiçek mikrobu taşıyan battaniye ve gereçler vererek tüm bu bölgenin yerli halkını bilinçli bir şekilde yok ettiler. Beyazlar gelmeden önce 20 milyon olduğu tahmin edilen yerli halk 1 milyona düştü.

Eski dünyadan gelen bu fazla bulaşıcı hastalık yeni dünyayı yurt edinirken, Amerika’dan Avrupa’ya gidenlerden tek bir ölümcül olmadı, olduysa ana yurda taşınmış olan frengi olabilir. Bütün bu olanları unutan günümüz; Amerika ve Avrupa ve hatta bütün dünya küçük bir virüs karşısında aciz kaldı.

Fakat bugün bütün dünyada olanaksızlıklara rağmen sağlık elemanları bu savaşta dövüşüyor, hastalanıyor ve ölüyorlar.

Tıp etiği kendi başına kuşkusuz çok geniş bir alan ama olayı biraz basite indirgeyecek olursak;

1) zarar vermemek,

2) yarar sağlamak.

Bir hekim için bu 2 ilkeyi aynı anda yerine getirmenin ne kadar zor olduğunu yaşadığım için iyi bilirim. Yoğun bakımda çalışan sevgili arkadaşlarım bu ikilemi yaşıyorlar ve ileriki günlerde çok yaşayacaklar.

Bütün dünyada olduğu gibi yoğun bakım sayımız yeterli değil. Buradaki ventilatör ve benzer aletler sınırlı.

Kime ve ne zaman kullanıldığı kararları verilirken çok zorlanacaklar. “Bilmediğimizi bilmediğimiz” bir belayla karşı karşıyayız. Bu kavgada dövüşen bütün sağlıkçılarımıza şükranlarımı sunarken, vefat etmiş hocalarımıza, meslektaşlarımıza rahmet, hasta olanlara da şifalar diliyorum.



Yazarın Son Yazıları