Olaylar Ve Görüşler

Kıbrıs’ta Barış Nasıl Korunur? - Ahmet GÖKSAN

10 Haziran 2021 Perşembe

Yarım yüzyılı aşan süredir Türk dış politikasına yön verdiği düşünülen Kıbrıs uyuşmazlığı, saman alevi gibi parlayıp içten içe yanmayı sürdürüyor. Bu nedenle belirli zamanlarda ayak bağı olarak da görülüyor. Şunu peşinen söylemeliyiz: Akdeniz’de yüzer bir gemi görüntüsü veren adanın İngiltere’ye uzaklığı 1500, Yunanistan’a 800, Türkiye’ye ise 40 deniz milidir. Gerek İngiltere gerekse Yunanistan, garantör ülke olmalarının ötesinde adayı stratejik olarak tanımlıyorlar. Bu nedenle Kıbrıs’ın stratejik konuma sahip olduğunu Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra göreve gelen bütün siyasiler de gündeme taşıyorlar.

FEDERASYON ZAMAN KAYBI

Ağırlıklı olarak iki ulusun uzantılarının yaşadığı ada yarım asrı aşan sürede büyük sıkıntılar, çatışmalar yaşamıştır. Yaşananlara çözüm bulmak için 1968’de Beyrut’ta aracıların çabalarıyla başlayan görüşmeler, değişik şekil ve yöntemlerle sürmüştür. Bu süreçte adadaki sıkıntıların temeline inilmeden siyasi içerikli konuşmalar yapılmıştır. Bugüne dek Kıbrıs konusunda konuşulmadık konu kalmamıştır. Fakat en önemli konu olan karşılıklı güven konusu öne çıkarılmamıştır.

Uzun soluklu yürütülen müzakerelerde, BM gözetiminde alınan kararlar, bir öncekini aratır duruma gelmiştir. Karşımızdaki unsur, Cenevre’ye gidilirken, 4 yıl önce Crans-Montana’da kalınan yerden görüşmelerin sürdürülmesini önermiştir. Bunu dikkate aldığını tahmin ettiğimiz genel yazman, yaratıcı olun” çağrısı yapmıştır. Toplantıya hazırlıklı katılan Türk tarafı, iki devletli yapının kurulması önerisini sunmuştur. Bu öneriyle, müzakereler yeni bir boyut kazanmıştır. Federasyon çözümünün gündemden düşmemesi, yine yılların kaybı olacaktır.

KIBRIS’TA NASIL BİR ÇÖZÜM İSTENİYOR?

Cenevre görüşmeleri başladığında garantör ülkelerden olan İngiltere’nin 7 maddelik Kıbrıs çözüm planı ortalığa çıkarıldı. Plan taraflarca yeterince inandırıcı bulunmadı. Gündemde de yer bulamadı. Çünkü taraflar, planın ada gerçeklerini göstermediğini vurguluyorlar. Bir başka gerekçe ise planın içerik olarak Annan Planı’nı çağrıştırması.

Annan Planı, uluslararası hukuk kuralları içinde oluşturucu devlet” yapısından söz ediyordu. Bu devletlerin nerede, hangi bölgede kurulacağı belli değildi. Hangi devletin Türk, hangisinin Rum devleti olacağına ilişkin netlik de yoktu. Yapı, 1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yapısını çağrıştırıyordu.

HUKUKİ HAKLAR

İngiltere’nin 7 maddelik çözüm planı ise Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran iki toplumun kurucu, eşit, egemen toplum devletlerinin, Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’ni de oluşturmasını” öngörüyor. Daha önce bakanlar kurulu için, 7 Rum, 3 Türk önerilirken bu kez sayının 6 Rum, 3 Türk olarak önerilmesi, önemli bir gelişme gibi sunuluyor.

Bu öneriler Türk ve Rum toplum liderlerine sunuldu. Yanıt alınamadı. Bunun üzerine İngiltere, önerisinin, köprü öneri olduğunu açıklamak zorunda kaldı. Rum tarafının yıllardır birincil istekleri arasında bulunan Maraş ve Güzelyurt’un verilmesi duygusal bağ” olarak tanımlandı. Ne demekse? 

Kıbrıslı Türklere uluslararası anlaşma yapma hakkının verilmesi de öngörülüyor. Her iki toplum açısından güvenlik ve egemenlik konusuna değinilmiyor. Mülkiyet konusu, Türk vakıf mallarına ilişkin çözüm önerileri nadasa bırakılıyor.

Annan Planı’na evet” diyen Kıbrıs Türkleri, oylama öncesi verilen tüm sözlere karşın sadece sempati kazanmakla yetindiler. En son gündeme getirilen İngiliz Planı’nın kabul edilmesiyle sempati bile kazanamazlar. Cenevre görüşmelerinin ardından dünya turuna çıkan karşımızdaki unsurun her düzeyden yöneticileri, Türk tarafının uzlaşmaz tutumunu anlatıyorlar. Adada gerçek çözüm isteseler, dünya turuna çıkmalarına gerek olmazdı. Yapmaları gereken, Kıbrıs Türklerinin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını teslim etmektir.

ÇÖZÜMÜN YOLU BELLİ

Rum liderlerinden Glafkos Kliridis anılarında Türk tarafını nasıl uzlaşmaz taraf ilan ettiklerini, Türk tarafının sunduğu çözüm önerilerini nasıl engellediklerini ayrıntılarıyla anlatır. Cenevre görüşmeleri sonrası da Rum yöneticiler, Türklerle ortak yönetimi asla kabul etmeyeceklerini söylüyorlar.

31 Mayıs 2021’de Rum Temsilciler Meclisi seçiminde, Yunanistan’da kapatılan ırkçı Altın Şafak Partisi’nin adadaki uzantısı ELAM partisinin oyu ve milletvekili sayısı arttı. Bu durum, yeni sıkıntıların yaşanacağının işaret fişeğidir. Bu nedenle; adada sınırları güvence altına alınmış, şimdiki gibi iki devletli yapı, çözümün temelidir.

AHMET GÖKSAN

GAZETECİ/YAZAR


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları