Olaylar Ve Görüşler

Uzaktan Yönetilmek - A. Celal BİNZET

16 Aralık 2020 Çarşamba

23 Kasım 2020 günlü gazetede üst başlıktan verilen Atatürk Yine Yok! Haberinde yer alan açıklamalar yürek acıtıcı. MEBin desteğiyle hazırlanan Medeniyet Bilinci” seminerinde yine sultanlık kurumu yanında dinci yapılanma övgüleri yapılarak çağdaşlaşmanın öncüsü Atatürk’ün yok sayılmaya çalışıldığı dikkatlerden kaçmıyor. Zaten bunların varlık nedeni böyle bir görev için.

Türkiye Cumhuriyeti ile kurucusunu atlayarak Osmanlı düzenini -daha açıkçası kul/efendi- sistemini yerleştirmek olduğu bilinen bir gerçek. Hedeflenen bu sistemi yalnızca bize özgü bir eylem sanmak biraz fazla saflık olacak.

BİR GÖZLEMİ ANIMSATALIM

Olaya daha geniş bir pencereden bakıldığında Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) Atlantik ötesinden yönlendirmeli bir düzenleme olduğunu anlamak zorundayız. Çevre ülkeler yönetimlerinin son yıllarda yaşadıklarına bakılırsa ne demek istendiği kolayca anlaşılacaktır sanırım. Söylemek istediklerimizi kolaylaştırmak anlamında geçmiş tarihli bir gazete haberiyle bir gözlemi aktarmak yeterli olur mu bilemem!                                                                                                

16 Haziran 2003 tarihli Cumhuriyet’ten bir haber dikkatlerden uzağa düşmüştü. Yazılanlara göre Amerika Irak tarihini değiştiriyor”. ABD ve onun işbirlikçisi güçlerin yardımıyla Irak’ta darbeyle ülkenin yasal başkanı devrilip öldürülecekti. Her darbe yapanın kendince haklı nedenleri vardı elbet. Bu haklılığı da eline tuttuğu propaganda araçlarıyla kitlelere benimsetmeye çalışacaktı.

Nasılsa yeni gelenler demokrasi(!) için gelmişlerdi. Irak’taki ABD yönetimi yeni öğrenim yılı için Saddam Hüseyin ve Baas rejimiyle ilgili bütün bölümleri okul kitaplarından çıkaracağını açıklıyor. İşgal güçlerinin eğitimden sorumlu danışmanı Dorothy Mazaka, Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada Okul kitaplarını gözden geçirmeye başladık bile.

Baas propagandasının yapıldığı bütün bölümlerle Saddam Hüseyin resimlerini çıkarıyoruz” diyor.  Şu kısacık haber bile komşumuz Irak’taki darbeyi kimlerin kotardığı konusunda oldukça yeterli ipuçlarına sahip. Şimdi biraz daha gerilere uzanıp bir gözlemi aktarmanın zamanı. 1984-85 yılları. Dört yıl öncesinin 12 Eylül darbesi aracılığıyla pişirilen açık-örtülü savaş dönemi.

Dedelerinin mezar taşlarını okuyabilsinler bahanesiyle Kenan Evren’in doğu ve güneydoğu illeri üzerinden helikopterlerle Kuran adlı kitaptan Arapça yazılı sayfaları attırdığı yıllar. Anılan dönemde Konya yolu üzerinde eğitici bir kamu binası var. Burada eğitsel filmler, kitap, broşür gibi basılı malzemeler hazırlanmakta. Kurumun başında yönetici olarak emekli bir albay görev yapıyor.

Dönemin Milli Eğitim Bakanı V.D. de bu kurumun hemen yukarısındaki Atatürk Anadolu Lisesi’nde görev yapan eşini her sabah okuluna bıraktıktan sonra buraya geliyor. Buraya geliş gerekçesi bakanlık makamında ziyaretçi çokluğundan doğru dürüst çalışamaması. Bir süre sonra binanın giriş katındaki genişçe bir bölüm burada çalışacak yabancı bir grup için hazırlanıyor.

SİS PERDESİ ARALANIYOR

Çalışanlarla hiçbir bağlantının olmadığı bu grubun Amerikalı olduğu çıktı ortaya. Bu arada küçük bir sorun var. O dönem ülkemizdeki iletişim teknolojisi bugünkü düzeyde olmadığı için uluslararası telefon görüşmelerinde PTT santrallarının devreye girmesi zorunlu. Ancak bizim konuk ABD’liler. ülkeleriyle yapacakları görüşmelerde aracı bulunmasını kesinlikle istemiyor.

Çözüm mü?

PTT kurumu hemen kolları sıvayarak o günün koşullarında bu yetkin uzmanların kendi ülkeleriyle doğrudan bağlantı kurmalarını sağlayacak telefon sistemini kurdu. Bu kişiler özlem içindeki aileleriyle mi görüştüler? Arkadaşlarıyla havadan sudan mı konuştular yoksa! Bilinmez. Bilinen, onların bu isteğini kırmayan ilgililerin ülkemizde o gün var olmayan bir sistemi salt onlar için kurmasıdır.

Bugünden dönüp bakıldığında ülkemize gelenlerin, sonrasında Irak’ta görülen uzmanlarla  aynı görev anlayışı içinde olup olmadıkları sorusu üzerindeki sis perdesi aralanmış oluyor. Yoksa bizim de bir Dorothy Mazaka’mız oldu mu? Çünkü son yıllarda Atatürk adını her yerden silme çabalarının giderek hız kazandığı görüldükçe benzer senaryoların uygulandığı bir laboratuvarda bulunduğumuz duygusu ağır basıyor.

Aynı çatı altında buluşan yerli yöneticiler ile ABD’li uzmanlar mutlu bir şekilde yaşayıp gitti. Tıpkı masallardaki gibi gökten bu kez birçok elma düştü. Birisi Irak’ın başına, birisi Suriye’nin başına, öteki bölge ülkelerinin başına, birisi de...   

A. CELAL BİNZET


Yazarın Son Yazıları