Darbeli Matkap Yasaklanır mı?

10 Ocak 2015 Cumartesi

Adalet ve Kalkınma Partisi, 2004 yılından bu yana ceza yargısını, kendi siyaset görüşüne göre şekillendiriyor, uygulayanları ödüllendiriyor, uymayanları da cezalandırıyordu.
Cemaatle ortaklığının kutsandığı dönemde yapılan düzenlemeler; Ergenekon, Balyoz, Casusluk, Odatv davaları başta olmak üzere, düzmece delil ve gizli tanıklarla, bir tür yok ederek hınç alma nedeniyle yapılmıştı.
Aynı süreçte istenenleri harfi harfine uygulayanlar hukuksal yönden koruma altına alınmış, kişisel tazminat davalarından da kurtarılmıştı.
Vakta ki 17-25 Aralık darbesi (!) yaşandı, uygulama tersine döndü.
“Demokrasi” ya da “AB’ye uyum” tanımlamalarıyla kimi hukuk alanlarında görece de olsa yapılan iyileştirmeler, darbenin hayınlığına uğrayanları (!) kurtarmak için tersyüz ediliverdi.
Haksız kazanca el koymayı zorlaştıran hükümler konulmuşken ya da sevilen yargıç ve savcıları koruyan değişiklikler yapılmışken işler rayına sokulduktan sonra kaldırılıverdi.
Nedeni de darbecilerle (!) savaşım olarak açıklandı.
Ama bir de baktık ki neredeyse AKP karşıtlarının tümü darbeci oluvermiş.
Gazetecisi, yazarı, çizeri, muhalif siyasetçi ile iş insanları sayesinde Türkiye dünyanın darbecisi en çok olan ülkesi olma yönünden de rekor kırdı.
Bu kafayla gidilirse korkarım darbeli matkapa da yasak getirilmesi kaçınılmaz olacak!

***

Ceza hukukumuzda yapılan son değişiklikler, yolsuzluk ve rüşvetin uluslararası sözleşmelerde yer alan tanımlarını bir yana koyuverdi.
Oysa Türkiye bu tanımları da içeren uluslararası sözleşmeleri imzalamış, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden usulünce geçirerek yasa değeri kazandırmıştı.
Dört eski bakanın da yer aldığı yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet iddialarından kurtarma görevi siyasete düştü.
AKP’li milletvekilleri de üzerlerine düşen görevi hakkıyla yerine getirdiler.
Her ne olduysa, kendilerine iletilen dosyalardaki tüm kanıtlar “hukuka aykırı kanıt” sayıldı.
Zaten savcılık da kendi yetkisine giren sanıklar hakkında takipsizlik kararı vermişti.
“Hukuka aykırı kanıtlar” yok değerindeydi. Anayasamız dahil, hukuksal belgeler böyle diyor.
Diyor, ama uluslararası hukukta kimi ayrıcalıklar belirlenmiş.
Yolsuzluk ve rüşvet olayını ortaya koyan hukuka aykırı kanıtlar varsa, bu kanıtlardan yola çıkarak soruşturma ya da kovuşturma yapılmasının gerekliliğinden söz ediliyor.
Soruşturma Komisyonu’ndaki çoğunluk, kararını beklendiği yönde verdi. Görev artık TBMM Genel Kurulu’nda...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları