Dokunulmazlıkta da Çifte Standart...

26 Mart 2016 Cumartesi

Siyasal tercihlerden yola çıkarak hukuku yok sayma girişimlerinden biri ile daha karşı karşıyayız.
Önce, yeni hukuk düzeninin savcılarının uygulamalarının, tam bir çifte standardı yansıttığını vurgulayarak başlayalım.
PKK’nin silahlı bir terör örgütü olduğunu doğrudan kabul etmeyenler bile son toplu kıyımlar nedeniyle görüşlerini gözden geçirme zorunluğunu duydular.
PKK bir terör örgütü olduğuna göre eylemli üyeliği ya da övülmesinin, yardım ve yataklık yapılmasının suç olması da doğaldır.
Ama bu suç iddiası, neden sadece Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili ve yöneticileri için geçerli oluyor?
PKK terör örgütünü övmek bir yana, kayıtlara geçmiş açıklamalarla yardım ve yataklık yapıldığı itirafları neden savcılarca dikkate alınmıyor?
Teröristlerin taziye çadırlarına giden AKP milletvekilleri yok mu?
Hukuk ve yasalar geçerliyse böyle bir görmezden gelme nasıl yapılabiliyor? Anlı şanlı hukukçu yandaş yorumcular neden ağızlarını bile açamıyorlar?
Soruları artırmak olası. Hukukun olmadığı bir ülkede hukuku tartışıyor olmak, dünyanın en büyük garipliği ama, ne yaparsınız ki olup biteni anımsatmak gerekiyor!

*** 

HDP’li kimi milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması hatta Meclis’ten atılmaları, siyasal bir yaklaşımla Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından gündeme getirildi. Şimdiki AKP Genel Başkanı ve Başbakan Davutoğlu da emir sayarak üzerine gitti.
İsteğin hukuk yerine siyasal olduğunu da kapsamı genişletip “Hodri meydan” diyerek belgeledi.
MHP zaten benzer görüşteydi.

*** 

Önerilerde Anayasa’nın dokunulmazlıkla ilgili 83’üncü maddesinde geçici bir madde ile değişiklik yapılması görüşü ağır basıyor.
Dokunulmazlıkların TBMM Genel Kurulu kararıyla kaldırılması yerine yasayla kaldırılması öneriliyor.
Değişiklik gerçekleşirse Anayasa’nın 85’inci maddesinin bir bölümü de işlevsizleşecek. Dokunulmazlığın yasa ile kaldırılması itiraz yolunu tümden kapatıyor. Çünkü anılan maddeye göre Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusu yapma koşulu, dokunulmazlığın Genel Kurul kararıyla kaldırılmasıyla sınırlı. Hukuk ilkelerine göre de sakıncalı bir durum ama ciddiye alan yok.

*** 

Dokunulmazlık, çoğunluğun ya da iktidar partisinin rahatsızlık duyduğu milletvekillerinden olur olmaz iddialarla kurtulmaya çalışmasını engelleme amacına dayalı.
Hukukun olmadığı bu süreçte tutuklamanın önünü sonuna kadar açan katalog suçlardan biriyle iddianame düzenlettirmek
o kadar sıradanlaştı ki. (En son örnek de Can Erdem davası...
Oysa dokunulmazlıkları Anayasa’daki kürsü dokunulmazlığını koruyarak öteki suçlar için geçersiz kılmak, yargılamanın tutuksuz, duruşmaların da Meclis’in çalışmadığı günlerde yapılmasını sağlamak hukuka daha uygun görünüyor.
Ancak, Osmanlı’daki Enver Paşa’nın “Yok kanun, yap kanun” yaklaşımı ağır basıyor. Hem karşıt milletvekili sayısını azaltmak, hem de boşalacak milletvekillikleri için ara seçim yaparak Anayasa’yı değiştirme gücüne ulaşmak uğruna yapılmayacak şey yok gibi...


Yazarın Son Yazıları

Kurtarıcı... 14 Eylül 2017
Gazeteciyi Kim Öldürdü? 17 Haziran 2017