Çıplak ya da savunmasız bir toplum
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Çıplak ya da savunmasız bir toplum

25.12.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Vance Packard’ın The Naked Society (Çıplak Toplum) adlı kitabı Fransızcaya Une société sans defense (Savunmasız Toplum) adıyla çevirilip yayımlanmıştı (1965). Fransa’da General Charles de Gaulle iktidardaydı. O yıl 5 Aralık-19 Aralık tarihlerinde cumhurbaşkanlığı seçimi vardı. Mevcut Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ün karşısında Sol’un adayı François Mitterrand vardı. Seçimden bir gün önce televizyona çıkan De Gaulle’ün, “Bana oy verirseniz Fransa’yı seçmiş olursunuz” dediğini hatırlıyorum. De Gaulle yandaşları duvarlara “Mythe + érrant” (serseri efsane) yazmışlardı. Seçimi General kazandı.

***

O yıl Paris kaynamaya başlamıştı. Paris banliyösü Antony’deki karışık üniversite yurdunda kalıyordum. Kurala göre kızlar erkeklerin odasına konuk olabiliyordu ama tersi yasaktı. Bu nedenle kızlar ayaklandılar. 68 günlerinin başlangıcıydı.

Quartier Latin ve Montparnasse kahveleri İspanya, Portekiz, Güney Amerika ve Yunan komünist mültecilerle dolup taşıyordu. Gençler Küba’ya gidip devrime katılmayı düşünüyordu. ABD Vietnam’da savaşmaktaydı. Öğrenci Amerikalılara askere çağrı kâğıtları geliyordu. Hepsi perişan haldeydi.

Kenti hippiler istila etmişti. Joan Baez savaş karşıtı konserler veriyordu. Derken bir gün mini etekli ABD’li kızlar ortaya çıktı.

***

Louis Aragon ve ElsaTriolet ile tanışmıştım. Jean-Paul Sartre her pazar saat onda Le Select kahvesine geliyordu. Varoluş saatim parçalanmıştı, dağınık parçaları toparlamaya ve dünyayı anlamaya çalışıyorum. Vance Packard’ın kitabını gecegündüz yanımda taşıyordum. 55 yıl önceydi. Kitabı artık tamamen unuttum. Neredeyse okuduğum kitapların yüzde 99’unu unuttum ama hepsinden kafamda bir imge var.

***

Çıplak ya da savunmasız toplum ne demek? Hapı yutmuş bir toplum demek. Sıfırı tüketmiş.

O yıllarda Fransa böyle bir toplum değildi. ABD toplumunda sadece Berkeley gibi üniversitelerde bir uyanış vardı, Vietnam Savaşı’na karşı muhalefet kıpırdanmaları başlamıştı. Ama düz halkta böyle bir tepki yoktu. Bu toplum çıplaktı ve savunmasızdı. Vance Packard, bu toplumu savunmasız ve çıplak bırakan mekanizmayı açıklıyordu: Yerel ve federal yasalar, bunların uygulanma tarzı; kitle iletişim araçlarının haber ve reklam bombardımanı; kitle iletişim araçlarının doğrudan çok, yanlışa, gerçekten çok, yalana hizmetleri; toplum güvenliği örgütünün insanların özel hayatını tacizi; bireyin toplum ve iktidar (yönetim) karşısında duyduğu acz; bireyin tehdit altındaki bireysel özgürlüğü... Kitaptan bunları anımsıyorum.

***

Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları hiçbir zaman savunmasız olmadılar. Epeyce çağdaş bir anayasası, çağdaş ve uygar yasaları, Cumhuriyet devletinin kendini ve halkını koruyacak Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay ve Sayıştay gibi kurumları vardı. Cumhuriyet devleti kuvvetler ayrılığı ilkesinin sacayağı üzerine oturmaktaydı. Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine aykırı partilerin kurulmasına izin vermiyordu. Ayrıca statükoya karşı eylemlere girişen partilerin kapatılacağına dair bir yasa da vardı. Toplumu koruyan zırhlar vardı.

***

Vardı ama kendilerini çağdaş ve demokrat sananlar da vardı; Milli Görüş partilerinin DNA’sını taşıyan insanların gömlek değiştirerek Cumhuriyete saygılı, demokrasiye bağlı siyasetçilere dönüşebileceklerine inanıyorlardı. Soldan dönmeler ve Cumhuriyete karşı hınçları olanlar işbirliği yaparak siyasal partilerin kapatılmasını zorlaştırdılar. Hep birlikte Cumhuriyeti tuzağa düşürdüler. Bunların rüzgârını arkasına alan AKP, Cumhuriyetin koruyucu kalelerini yıktı, zırhlarını parçaladı. Bunun sonucu olarak 2002 yılında demokratik olan ülkenin düzeni tek adam rejimine dönüştü. Ve bunun sonucu olarak sadece toplum değil bizzat Cumhuriyetin kendisi çıplak ve savunmasız kaldı.

***

Peki, halk (avam), AKP’nin 19 yıllık iktidarı döneminde ve özellikle de son yılların Başyücelik rejiminde giderek çıplaklaştığını, giderek savunmasız kaldığınızı hissediyor mu?

Osmanlı’nın kulluk döneminden bu yana laik rejime uyum sağlayarak vatandaş olmayı beceremeyen, sözde İslami değerlerin kıskacında en zalim yönetimlere bile itaat ve biat etmenin şart olduğunu düşünen bu mesleksiz kitlenin böyle bir sorunu olmadığına tarih de şahittir.

***

Peki, ne olacak şimdi?

Yazarın Son Yazıları

İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de.

Devamını Oku
18.01.2026
Arkamdan ne derler...

11 Ocak 2026 gün ve 418665 başlıklı yazım “Çünkü ‘Arkamdan ne derler’ kaygısı her zaman en önemli ilkem oldu...” cümlesiyle bitiyordu.

Devamını Oku
16.01.2026
418665

“Dört yüz on sekiz bin altı yüz altmış beş” çocuk işçilik döneminde benim sağlık sigortası numaramdır.

Devamını Oku
13.01.2026
Anadolu 4

12 Aralık 2025 tarihli yazımdan bir alıntı yaparak bugünkü yazıma başlayacağım...

Devamını Oku
11.01.2026
Anadolu (3)

Luvi bölgeleri...

Devamını Oku
09.01.2026
Anadolu 2

Anadolu tarihi: Anadolu’nun tarihi bir anlamda Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya’dan gelen işgal, istila ve fetih dalgalarının tarihidir.

Devamını Oku
06.01.2026
Anadolu

Değerli okurlar geçmişi, şimdiyi ve geleceği anlamak, kavramak için “Şimdi”yi anlayarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Devamını Oku
04.01.2026
Gerçek liderlik ne değilmiş?...

2000-2012 yıllarında yazı yazdığım Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun (AHC), Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’i hiç mi hiç beğenmiyorlarmış.

Devamını Oku
02.01.2026
Digiturk’ten şikâyet!!!

Digiturk’ten şikâyetçi olan benim. Kanalın hem normal hem spor yayınlarına aboneyim. İki abonelik için ayrı ayrı ücret ödemekteyim.

Devamını Oku
30.12.2025
DEM’in zırvaları

Sizler “zırva” sıfat sözcüğünü ağır buluyorsanız başka bir sözcük kurlanıp “DEM Parti’nin kıyakları” ya da “dehası” derseniz karışamam.

Devamını Oku
28.12.2025
Kürtçe anadilde öğretim mi?

Değerli okur(lar) 23 Aralık 2025 günü “DEM’in isterim de isterimleri” adlı yazımı okudunuz.

Devamını Oku
26.12.2025
DEM’in isterim de isterimleri...

Basında yer alan en önemli ortak haber: Öcalan için “özgürlük” talebi; MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan “terörsüz Türkiye” sürecinde DEM Parti de TBMM’deki komisyona raporunu sundu.

Devamını Oku
23.12.2025
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
21.12.2025
Gunnamak

“Doğurganlık hızı felaket!” Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Saray’da yapılan Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’nda, doğurganlık hızının “felaket düzeyine indiğini” söylemiş.

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürk’ü örnek verip...

1 Ekim 2025 günkü Sözcü gazetesinin 11. sayfasında şöyle bir haber yayımlandı:

Devamını Oku
16.12.2025
Piliç değil bilinç

İnsanın kendisine sorduğu “Ben kimim” sorusu ve bir sorgulayıcının ona sorduğu “Sen kimsin” sorusu, gerçek anlamda, o kişiye varlığının adresini sormaktan başka bir şey değildir.

Devamını Oku
14.12.2025
MHP’li Semih Yalçın’a cevap

7 Aralık 2025 günü yayımlanan ve MHP’nin siyaset dağarı ile tarzını tasvir ettiğim “Vehim denen şey” başlıklı yazıma partinin genel başkan yardımcısı ve yazıda adı geçen kişinin (Semih Yalçın) tepki göstereceğini kuşkusuz tahmin ediyordum.

Devamını Oku
12.12.2025
Tek parti=Cumhuriyet

Tarih cahilleri ve tarih inkârcıları için bir kez daha okunması için dökümlü bir şekilde ve tekrar yazıyorum:

Devamını Oku
09.12.2025
Vehim denen şey

1. Gerçekte var olmayan fakat var olduğu sanılan, varmış gibi tasarlanan düşünce ve zan.

Devamını Oku
07.12.2025
Ekümeniklik mavalı

Şu kavanoz kıçlı dünyada her nesnenin, olgu ve olayın bir tanımı vardır.

Devamını Oku
05.12.2025
Kürtçe güçlendirilecekmiş...

Kürtçe güçlendirilecekmiş, hatta kalıcılaştırılacakmış.

Devamını Oku
02.12.2025
30 Kasım 2007

Gelecek yıllarda adını sık sık anmak zorunda kalacağımız Prof. Dr. Engin Arık (14 Ekim 1948) 30 Kasım 2007 günü (nedeni kuşkulu) bir uçak kazasında ekibiyle birlikte aramızdan ayrılmıştı.

Devamını Oku
30.11.2025
3 Kasım 2002’yi hatırlamak!

3 Kasım 2002 günü olanı, olanları aramızdan kaç kişi anımsamakta?

Devamını Oku
28.11.2025
Eski defterler...

Eski defterler son derece önemlidir.

Devamını Oku
25.11.2025
AKP’yi iktidara getiren seçim

1 Kasım 2002 günü “İki gün sonra 3 Kasım 2002” başlığıyla Hürriyet gazetesinin Avrupa baskısında...

Devamını Oku
23.11.2025
Devri sabık yaratmak

Devri sabık yaratmak, Türkiye siyasi tarihinde yeni gelen yönetimin/iktidarın, kendinden önceki dönemi sorgulaması, hesap sorması vb. anlamında kullanılan ifadedir.

Devamını Oku
21.11.2025
Toplu iğne ve nankörlük

Basında yer alan haberlere göre, Cumhuriyetin kuruluşunun 102. yıldönümü münasebetiyle savunma sanayisindeki gelişmeleri anlatan AKP genel başkanı ve Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, “Dünya genelinde satılan her 100 İHA’dan 65’ini biz tedarik ettik, 180 ülkeye ürün ihraç ettik. Sizleri 25 yıl geriye götürmek istiyorum, ülkemizde bir toplu iğne üretebiliyor muyduk” demiş.

Devamını Oku
18.11.2025
‘Entel-dantel Özdemir Bey’in itirazı

“Eşit anayasal vatandaşlık...

Devamını Oku
16.11.2025
Bir veda için adagio*

Değerli okurlar, bir terslik yüzünden 28 Mart 2025 günü yayımlanan bu yazıyı bir kez daha okumak zorunda bıraktığım için lütfen bağışlayın beni.

Devamını Oku
14.11.2025
Karakuşi siyaset

Kuzey Kıbrıs’ta cumhurbaşkanlığı seçimini ana muhalefetin adayı Tufan Erhürman’ın kazanmasının ardından, genel kanıya göre, MHP lideri Devlet Bahçeli önemli bir açıklama yaptı.

Devamını Oku
11.11.2025
İşin aslı

Kürtçülerin, Türkiye’nin demokrasi bağlamında atacağı ilk adımın “ilkokuldan üniversiteye Kürtçe anadilde öğrenim hakkının anayasada yer alması talebinin yerine getirilmesi” olduğunu biliyoruz.

Devamını Oku
09.11.2025
Bir kez daha emriniz olur!

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Devlet Bahçeli’nin “terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili olarak düşüncelerini eleştiriyor.

Devamını Oku
07.11.2025
Kurtarıcının adı toryum (3)

CERN’in (European Center for Nuclear Research-Avrupa Parçacık Fiziği Araştırma Merkesi) evrenin oluşumuyla ilgili olarak yapmaya başladığı deney Türkiye’yi birden bilim dünyasının göbeğine getirdi.

Devamını Oku
02.11.2025
Kurtarıcının adı toryum (2)

Özdemir İnce: Uranyum bu kadar belalı bir madde, tehlikeli, radyasyon yayıyor.

Devamını Oku
31.10.2025
Dreyfus A la Turca

Hüseyin Gün 4 Temmuz 2025 günü tutuklandığına göre işlem çok daha önce başlamış olmalı. Demek ki Merdan Yanardağ’ın casusluğu (!) o günden çok daha önce belli olmuş olmalı. Öyle değil mi? Gecikme operasyon icabı mı aceba? Yoksa kerrat cetvelini (çarpım tablosunu) bilmeyen kasap hali mi?

Devamını Oku
28.10.2025
Kurtarıcının adı toryum (1)

21 Ekim 2025 Salı günü yayımlanan “Toryum dedikleri şey” başlıklı yazımla “toryum” adlı ender elementle tanıştınız.

Devamını Oku
26.10.2025
Bir kez daha toryum denen mucize

Gazetelerde, kitaplarımda yayımlanmamış yazı(lar) da var zulada.

Devamını Oku
24.10.2025
Toryum dedikleri şey

Ülkemizde edebiyattan en ince bilimlere kadar tuhaf bir alışkanlık vardır.

Devamını Oku
21.10.2025
Dilini eşek arısı soksun!

Eşek arısının nasıl soktuğunu çok iyi bilirim.

Devamını Oku
19.10.2025
UYANIN

Uyanın, uyanın artık, ey yitik insanlar!

Devamını Oku
17.10.2025