Özdemir İnce

Din iman masa kasa durumu (2)

11 Haziran 2021 Cuma

8 Haziran 2021 tarihli yazım şu açıklamayla başlıyordu: Din İman Masa Kasa (Tekin Yayınları) adlı kitabım 2016 yılında yayımlandı. Bütün kitaplarım gibi düzenle kapışma denemesidir. Bütün kitaplarım gibi bu kitabım da düzenle ilgili tahminler, öngörüler içerir. Kitabın önsözüne de çok değer veririm. 1 Ocak 2016 günü yazmışım. Ama yazılar 2010 ile 2016 yılları arasında yazılmış. Önsözü ikiye bölerek yayımlayacağım ve daha sonra kendimle yüzleşeceğim. Gerekirse dalaşacağım.”

Bugün önsözün son bölümünü okuyacaksınız:

***

[İmam hatip okullarının “Sosyal, beşeri ve fen bilimleri ile birlikte İslami ilimleri aynı müfredat altında göstermesi bakımından Türkiye’ye özgü bir tecrübe” olarak tanıtıldığı bilgi notunda ise “Gençlerimize bu okullarda değerler eğitimi verildiği için kötü alışkanlıklar yok denecek kadar azdır” görüşü dikkat çekiyor.

Bu cümle, laik okulların bile isteye AKP hükümeti tarafından sabote edildiğinin itirafıdır.

Broşürün sözünü ettiği “Türkiye’ye özgü tecrübe” Said Nursi’nin Van’da kurmayı hayal ettiği  “Medresetü’z-Zehra” ucubesini örnek almaktadır.

Sonuç olarak: AKP hükümeti pedagoji bilimine aykırı, altı kaval üstü şişhane bir öğretim sistemi içinde Türk gençliğini özgür ve bilimsel düşünceden uzak, kumanda aletiyle güdülebilir bir insan sürüsü haline getirmek istemektedir. ÖNDER’in broşüründe de itiraf edildiği gibi, uygar dünyada böylesine kaçık ve budala bir okul ve öğretim sistemi bulunmamaktadır.

Düşünsenize, gerçek beden eğitimi, müzik, resim derslerinden yoksun bırakılan çocuklarımız “din dersi” adı altında haftada sekiz saat irtica, hurafe ve üfürükçülük dersi alacaklar. Ağustos ayında yapılacak atamalar sonunda 8 bin başlık din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni açığı kapatılmaz ise müftülük, imamlık ve Kuran kursu öğreticiliği yapan (ama pedagoji sertifikası bulunmayan) ilahiyat fakültesi mezunları ders verecek. Ve bu yetkisiz ve yeteneksiz kimselerin mezun ettiği zavallı çocuklar dünya ile yarışacaklar (!).

Böyle bir uygulama karşısında bütün “Aklı başında Türkiye”nin ayağa kalkması, isyan etmesi, uygulamayı yargıya götürmesi gerekmektedir. Ama tıpkı Osmanlı gibi Türkiye de uyuyor. Bütün dikkatini 2 ve 3. sayfalara vermiş olan basın çürümeye devam etmektedir.

Tektanrılı dinler tarihini okuyacak olursanız, Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam, yoksulu ve mazlumu savunmak için ortaya çıkmıştır. Başlangıçta, sırasıyla Musevilik, Hıristiyanlık ve İslama karşı olan eski düzenin siyasal erki (aristokrasi), ekonomik gücü (aristokrasi ve burjuvazi) ve ruhban sınıfı yeni dinleri kabul ederek, konumlarını koruyarak yeni statükoyu yapılandırmışlardır. Mazlum gene mazlum, yoksul gene yoksul olarak kalmıştır. Oysa Museviliği, Hıristiyanlığı, İslamı ilk kabul edenler yoksullar ve mazlumlardır.

İslamda ilk dört halife döneminden sonra kurulan iktidarlar (günümüze kadar) Arap aristokrasinin müstebit iktidarı olmuştur. Bizim ülkede de Diyanet İşleri Başkanlığı, cami ve ruhban sınıfı her zaman halka karşı, masa ve kasadan yana olmuştur

Masa ve kasa iktidarın simgesi, silahları ve bizzat kendisidir.] (1 Ocak 2016)

***

1 Ocak 2016 ile 11 Haziran 2021 arasında geçen zaman AKP’nin Masa’ya oturduğu Kasa’nın anahtarını ele geçirdiği (18 Kasım 2002’de kurulan 58. Hükümet 28 Kasım 2002’de güvenoyu aldı) 28 Kasım 2002 gününden 1 Ocak 2016’ya kadar geçen zamandan çok daha uzun ve daha hızlıdır. Gerçek AKP iktidarı Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmasıyla (28 Ağustos 2007) başladı. Beş yıllık gecikmenin nedeni Ahmet Necdet Sezer’in Cumhuriyeti savunan sorumlu ve yüksek bilinçli, bilge cumhurbaşkanlığı dönemidir. Onun ayrılmasıyla Cumhuriyet ve devlet savunmasız kaldı.

Cumhuriyet ve devlet savunmasız kalınca imamlar devlete el koydu. Bu elkoyma  süreci İmam Hatip Saltanatı ve İmamokrasi (2016), Din İman Masa Kasa (2016), Başyücelik Devleti (2018), Ortak Akılsızlık Halleri (2019) adlı kitaplarımda anlatılır.

***

Türkiye’de üniversite mezunları arasında işsizlik oranı yüzde bilmem kaç ama imam hatip okulu ve ilahiyat fakültesi mezunları arasında işsizlik oranı büyük bir olasılıkla yüzde sıfır. Osmanlı devletinin yıkılışında en büyük pay din adamlarına, ulema sınıfına düşer. Günümüzde de Türkiye’nin içine düştüğü dört taraflı çıkmazın da baş sorumlusu imamlar yönetimi olan İmamokrasidir.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları