Özdemir İnce

Nomenklatura üzerine (3)

23 Ocak 2022 Pazar

Nomenklatura’yı ikinci kez “Sol Benim Ailem” (Hürriyet, 10.10.2008) adlı yazımda anmışım. Adı geçen yazımın bir bölümünü bilginize sunuyorum:

***

“Bernard-Henry Lévy, Nicolas Sarkozy’nin kendisini desteklemesini rica etmesine karşın solun adayına oy verdi. Kitapta, ‘Sola oy verdim ve sola oy vereceğim. Ailenize ihanet edemezsiniz’ diyormuş. Bu son derece ilginç ve önemli!

BHL, sol ve sağ ayrımını Françoise Sagan gibi yapıyormuş: ‘Adaletsizlikle karşılaştığında sağcı adaletsizliğin kaçınılmaz olduğunu, solcu ise kabul edilmez olduğunu’ düşünür ve buna göre davranırmış. Bravo Françoise Sagan’a!

Her türlü adaletsizlik devam ederken, bir solcunun bunun kaderin oyunu olduğunu ileri süren sağı desteklemesi mümkün mü? Değil! Sorun burada!

Kuşkusuz, adaletsizliği savunan sağın peşinden giden hiçbir solcu, solcu olarak kalamaz. Sağın kuyruğuna takılmak da elbette başka bir tür sol eleştirisi olamaz.

Solu ailesi kabul ettiği için ona ihanet edemeyen Bernard-Henry Lévy’ye şimdi gönül yakınlığı hissediyorum.

***

Gençliğimden bu yana, insan doğasının sağcı, muhafazakâr ve kapitalist düzene uygun olduğunu düşünürüm. İnsan narsizmden, bencillikten, benmerkezcilikten sıyrılıp arınarak, toplumu, dünyayı ve insanı anlar, mükemmelleşerek solcu olabilir. 

Tarih bunun böyle olduğunu kanıtladı. Eski solda yöneticiler bürokrata dönüştüler. Mükemmellikten uzak işçi-köylü sınıfı sosyalizmi anlayamadı. McDonald’s ve blue jean karşısında baştan çıktılar. Şimdi Sofya vitrinlerinde bol bol ‘Amerikan şalvarı’ blue jean’ler var. Dört bir yanda McDonald’s dükkânları ve adım başı otomobil galerileri.

Olan biteni anlamayan halkın çoğunluğu geçmiş günleri özlemle anıyor. Eski bürokrat Nomenklatura sınıfı yeni düzenin kapitalist milyarderleri ve GEO’ları!...”

***

Şimdi sıra geldi bu Nomenklatura’nın ne olduğuna: Günümüzde bilim ve sanatta adlandırma, sınıflandırma, katalog anlamına geliyor. Ama bu anlamda dilimizde kullanılıyor mu, bilmiyorum. Benim bildiğim, Roma dünyasındaki anlamı: İmparatorların huzuruna çıkanların adını ve kişiliğini bilen, onları takdim eden kişiye Nomenklator, yaptığı işe de Nomenclatura deniliyor. Gene Roma’da asker birliklerinde ad yoklaması.

Sovyetler Birliği döneminde parti içinde yönetimde yer alan güvenilir ve donanımlı kişi, devlet adamı, yöneticiler sınıfı. Ancak bu sınıfı nepotizmden yararlanan hısım-akraba, yâran kitlesiyle ya da İbn Haldun’un “asabiye”siyle karıştırmamak gerekiyor. Bu adamlar partinin güvenilir adamlarıydılar ama iyi öğrenim görmüş, donanımlı, alanlarında uzman kişilerdi. Devlet hizmetinde en itibarlı bürokratlardı. Yabancı dil biliyorlardı, uluslararası ilişkilerde otorite konumundaydılar.

***

Nomenklator ve Nomenklatura’yı iyi kavramak için, ilk yazıdan anımsayalım: Halkın çok büyük bir çoğunluğunun şikâyetçi olduğu yönetici sınıf Nomenklatura’nın, uluslararası ilişkiler konusunda deneyimli olması nedeniyle, kapitalizme geçiş döneminde de yerini koruyacağını ileri sürüyordu. Böylece, mevcut düzende gayri meşru konumda olan Nomenklatura’yı kapitalizm meşrulaştıracaktı.

Smolar ile Rupnik’in tahminleri gerçekleşti: Nomenklatura’nın insanları işadamına, bankacıya, genel müdür ve yöneticiye dönüştü. Ve bunlara şimdi oligark adı veriliyor.

Zararına da olsa devlet güvencesi altında iş sahibi olan işçi, teknisyen ve “beyaz yakalı” uzmanlar işsiz kaldılar. İşlerini koruyabilenler ise karınlarını doyuramaz bir konuma geldiler.

Eski dönemde tiyatroya, baleye, konserlere ve sinemalara gitmeyi alışkanlık haline getirmiş, kitap okumayı gündelik yaşamın doğal parçası sayan bu insanlar kısa zamanda uygar yaşamdan uzaklaşmak zorunda kaldılar.

***

Komünist rejimden şikâyetçi olan, özgürlük özlemi çeken meslek sahibi insanlar komünizm yıkılınca görece özgürlüklerini kazandılar ama mesleklerini yapamaz duruma düştüler. İlk yazıda sözünü ettiğim Sorbonne açıkoturumunda bazı konuşmacıların tahminleri gerçekleşti: Özgürlük isteyenler bunu kazandılar ama sefalete mahkûm oldular. Paris’te, bir Sovyetik başsavcı kadın, bir tanıdığımın evinde hizmetçi olarak çalışıyordu.

Ülkemizde Nataşa olarak ünlenen kadınların arasında öğretmenler, eczacılar, öteki saygın meslek sahibi kadınlar vardı. Ama Nomenklatura yeni kapitalist dönemde özelleştirilen devlet fabrikalarını, işyerlerini iki paraya satın alarak oligark oldular, zenginler sınıfını oluşturdular. Peki, Türkiye’de Nomenklatura sınıfı var mıydı, şimdi var mı?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları