‘İrfan merkezleri’ ne iş?!
Tayfun Atay
Son Köşe Yazıları

‘İrfan merkezleri’ ne iş?!

27.01.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

İsmail Saymaz dostumuzun haberinden öğreniyoruz, Alevi temsilcileriyle hükümet arasında cemevlerine hukuki statü tanımaya yönelik görüşmelerin ilkinde “irfan merkezleri” çatlağı ortaya çıkmış. Tabiri aylar önce Başbakan Davutoğlu’nun ağzından duymuştuk: “Geleneksel irfan merkezleri”…
Bu, AKP’nin Alevilere şirin gözükmeye çalışırken tam anlamıyla bir taşla iki kuş vurma girişimi. Resmi formülü şu: “Geleneksel irfan merkezleri ile cemevlerine hukuki statü tanıyacak ve mekânların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde mevzuat düzenlemesi.”
Toplantıya katılan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, hükümetin nasıl sağ gösterip sol vurduğunun farkında. Şöyle demiş:
“İrfan evleri ve cemevleri mantığından vazgeçilmediği sürece bu, karıştır barıştır politikasıdır. Kaldı ki irfan evlerinin de ne olduğunu açmadılar. Diğer tarikatları öne çıkarıyorlar. Bir hukuki statüden bahsediyor, ancak ne olduğunu söylemiyorlar. Alevi toplumunun haklarını konuşurken Sünnilerin duyarlılığını ölçüyorlar” (Radikal, 25.01.2016).
Geçmez, önce “irfan evlerinin ne olduğunu açmadılar” dedikten sonra “diğer tarikatları öne çıkarıyorlar” vurgusuyla zaten sırrı faş ediyor da esas üzerinde durulması gereken, hükümetin neden dosdoğru şekilde “tarikat” demeyip lâfı “irfan merkezleri” tabiriyle şık ve fiyakalı şekilde dolandırdığı…
Gayet bariz ki kastedilen, tarikatlar. Çok uzatamayız, sadeleştirerek not edelim: Tarikat, “yol” demek. Allah’a giden yol… Yola tabii ki “şeriat”tan çıkılır. İlk durak orası… “İrfan” ise o yolun sonunda vasıl olunacak Allah’ın “hakikat”inin kalbî bilgisi, diğer deyişle “marifet”
“Şeriat, tarikat, hakikat, marifet” yani!..
Niçin “kırk yıllık” tarikat kullanılmıyor da “irfan merkezi” deniyor peki?..
En kuvvetli spekülasyon şu olabilir: Tarikat hâlâ ülkenin hatırı sayılır bir kesiminde “cıss” etkisi yaratan bir sözcük ve bu kesimleri ürkütmekten kaçınılıyor. Hatta belki de Kemalist Cumhuriyet’te bu sözcük öylesine rahatsızlık yaratıcı hale geldi ki İslâmcı bir iktidar bile şöyle göğsünü gere gere tarikatlara hukuki statü sağlıyorum diyemiyor.
Peki, Geçmez’in “ne olduğunu söylemiyorlar” dediği bu hukuki statü ile amaçlanan ne?.. O da muhtemelen tarikatları kaldıran, 30 Kasım 1925’te kabul edilmiş (“Tekke ve Zaviyeler ile Türbelerin Seddine ve Türbedar ile Bazı Unvanların Men ve İlgasına Dair”) kanundan rövanşı almak!..
Böyle bir rövanşa pratikte çok ihtiyaç olduğu söylenemez, çünkü tarikatlar bu ülkede “yasak bir realite” olarak varlıklarını hep sürdürdü. Ama tabii bunu “yasal bir realite” haline getirmenin vereceği resmî tatminin tadı bir başka olsa gerek!..
Fakat diğer taraftan böyle bir rövanş girişimi hiç beklenmedik şekilde en çok o tarikat çevrelerinden itirazlara da yol açabilir.
Çünkü onlar, hukuki statü eşliğinde yasal korunmaya ek olarak gelecek “kontrol”den de hoşlanmayabilirler.
Aylar önce Cumhuriyet’teki yazı dizimizde onları “içeriden” bilen bir “göz”ün belirttiği üzere, “hepsi holding oldular” çünkü.
Yani ortada öyle “geleneksel irfan merkezi” falan yok, gayet “marifet”li şirketler var!..
Ama kim bilir belki de hükümet, bir taşla iki değil üç kuş vurma hedefindedir.
Yapılacak düzenleme ile hem Alevilerin gazı alınmaya, hem Kemalizmden rövanş alınmaya, hem de çaktırmadan aslında hâlihazırda fiilen her türlü siyasi desteğe sahip, ama öte yandan serbest ve başına buyruk hareket eden tarikat oluşumları zapturapta alınmaya çalışılıyor olabilir.
20’nci yüzyıl başının meşhur Nakşi şeyhi Abdülhakim Arvasi, Cumhuriyet rejiminin tekkeleri kapatmasının beyhudeliğine “Onlar kendilerini çoktan kapatmışlardı” diye tepki vermişti. Çökmüş bir imparatorluk devletinde tüm kurumlar gibi tarikatların da çözülme-bozulma içinde olduğunu işaret ederek…
Şimdi 21’inci yüzyıl başı Türkiye’sindeki tabloya baktığımızda da Arvasi’nin sözünden esinle tarikatların yolunu yeniden açmanın beyhudeliğine işaret edilebilir.
Onlar zaten “yolunu bulmuş” durumda denilerek…  

Yazarın Son Yazıları

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Devamını Oku
10.09.2018
Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Devamını Oku
05.09.2018
Betona tapanların mabedi yapıldı

Betona tapanların mabedi yapıldı

Devamını Oku
03.09.2018
Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Devamını Oku
20.08.2018
‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

Devamını Oku
15.08.2018
Doların da Allah’ı var!

Doların da Allah’ı var!

Devamını Oku
13.08.2018
‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

Devamını Oku
08.08.2018
Üniversite pazarı

Üniversite pazarı

Devamını Oku
06.08.2018
Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Devamını Oku
01.08.2018
‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

Devamını Oku
30.07.2018
‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

Devamını Oku
25.07.2018
Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Devamını Oku
23.07.2018
Meşihat makamı

Meşihat makamı

Devamını Oku
18.07.2018
‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

Devamını Oku
16.07.2018
Ters köşe (10.07.2018)

‘Cülus töreni’

Devamını Oku
10.07.2018
Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Devamını Oku
08.07.2018
Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Devamını Oku
04.07.2018
Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Devamını Oku
02.07.2018
‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

Devamını Oku
26.06.2018
Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Devamını Oku
25.06.2018
‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

Devamını Oku
25.06.2018
‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

Devamını Oku
11.06.2018
Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Devamını Oku
06.06.2018
Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Devamını Oku
04.06.2018
Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Devamını Oku
30.05.2018
Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Devamını Oku
28.05.2018
İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

Devamını Oku
23.05.2018
‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

Devamını Oku
21.05.2018
Eğlenceli ciddiyet: İnce

Muharrem İnce’nin mevcut iktidar ağzı karşısında en büyük avantajı, yerli ve milli “mizah duyusu”na sahip olması. Sanki Erdoğan, hiç beklemediği bir “lügat”le karşı karşıya kalmış gibi geliyor bana. Öyle hissediyorum.

Devamını Oku
17.05.2018
İnanç borsası nefslere açılırken…

İnanç borsası nefslere açılırken…

Devamını Oku
16.05.2018
‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

Devamını Oku
13.05.2018
‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

Devamını Oku
09.05.2018
Eşeğe kurban olun!

Eşeğe kurban olun!

Devamını Oku
07.05.2018
Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Devamını Oku
02.05.2018
Hitler’i anıyoruz (!)

Hitler’i anıyoruz (!)

Devamını Oku
30.04.2018
Biz tarihin yüzüne bu fotoğrafla bakacağız

Eve dönüş yolunda...

Devamını Oku
25.04.2018
‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

Devamını Oku
23.04.2018
Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Devamını Oku
18.04.2018
ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

Devamını Oku
16.04.2018
Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Devamını Oku
11.04.2018