Ahmet Gürel

Türk Kadını Siyasal Yaşamda

05 Aralık 2013 Perşembe

Türk kadını, 3 Nisan 1930 tarihinde “belediye seçimlerinde seçme ve seçilme” hakkını elde ettikten sonra, 26 Ekim 1933 tarihinde “köy ihtiyar heyetine ve muhtarlığı seçme ve seçilme” hakkını da kazanmıştır. Kadınların elde ettiği siyasal hakların en önemlisi ise 5 Aralık 1934 günlü “milletvekili seçme ve seçilme” hakkıdır. Yasayla; yirmi iki yaşını bitiren her Türk, “milletvekili seçme” hakkına, aynı yasanın 11. maddesiyle de otuz yaşını bitiren kadın-erkek her Türk “milletvekili seçilebilme” hakkına kavuşmuştur.
Başbakan İnönü ve 191 milletvekilinin imzasıyla önerilen “kadınların milletvekili seçilme” hakkı yasa tasarısı; Meclis’e katılan 317 kişiden 258’inin olumlu, 58’inin çekimser ve 6’sının boş oyuyla kabul edilmiştir. Başbakan İsmet İnönü yaptığı sunuş konuşmasında şunları dile getiririr: “Kadına siyasal haklarının tümünü tanımakla, Türkiye’nin ona, eski yetkilerini vermekten başka bir şey yapmadığını, Türk kadınının hakkı olduğu yerden ayrılıp bir süs gibi, memleket işine karışmaz bir varlık gibi köşeye konması, Türk töre ve anlayışına uymayan bir usuldür. Bu usul, asırlarca geçirdiğimiz felaketlerin esaslılarından birisidir.”
Oturumda söz alan Sivas milletvekili İsmail Mehmet ise şöyle diyordu; “Senelerden beri hizmet ettiğimiz padişahtan biz bu hakkı isteseydik, ödül olarak bizi ya ipe çekerdi ya denize atardı. Türk kadınları, sizin için mutluluğun yolu açılmıştır, çünkü başımızda Atatürk vardır.”
Cumhuriyetin 11. yılında Türk kadınının elde ettiği milletvekili seçilme hakkına; Fransız kadını 1944’te, İtalya’da 1945’te, Yunanistan’da 1952’de, Belçika’da 1960’ta ve İsviçre’de 1971’de kavuşmuştur. 1935 yılında yapılan ilk genel seçimde de 18 kadın milletvekili TBMM’ye girmiştir. Kadınların “milletvekili seçilme” hakkı rejim tarafından verilmiş olarak görülse bile onların bu hakkı kazanırken gösterdikleri çaba ve fedakârlıklarını unutulmamalıdır.
Atatürk’ün kadının siyasal hakları bakımından aldığı bütün önlem ve uygulamalara karşın, Türkiye’de hâlâ büyük bir kadın kesimi, bu hakların farkında değildir. Farkında olan kadın kesimi de çeşitli nedenlerden dolayı siyasal etkinliklerden uzaktır. 1935 yılında parlamentoya giren 18 kadın milletvekili, Meclis’in yüzde 4.6 oranını temsil etmekteydi. Bu oran 1950 yılında yüzde 0.6’ya gerilerken kadın milletvekili sayısı 3’e düşmüştür. Bu gün ise, yüzde 14 oranıyla 78 kadın milletvekili parlamentodadır.
Çoğalan ve temsil oranı artan kadın milletvekili sayısı hiçbir zaman Atatürk’ün arzu ettiği seviyeye ulaşmamıştır. Atatürkçü düşünce ve devrim, tek kurtuluş yoludur. Bu aydınlık yolda kadınlarımıza büyük görevler düşmektedir. Türk kadınlarının asli görevi; Cumhuriyet kazanımları olan kadın haklarına sahip çıkmak olmalıdır.
Çağdaş, kadın-erkek eşitliğini insanlığın ve uygarlığın baş koşulu sayan tüm yurttaşların yer alacağı ortak örgütlenmelerin gerçekleşmesinden sonra kendimizi ve ulus devletimizi güvencede sayacağız.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Anılarla Gazi İzmir'de 7 Haziran 2019