Alev Coşkun

TÜSİAD, ekonomi ve laiklik

24 Ekim 2021 Pazar

Geçen hafta Türk siyasal yaşamında öne çıkan önemli konular; Merkez Bankası’nın inatla faiz indirim kararını sürdürmesi sonucunda doların tavan yapması, AB ülkelerinin 10 büyükelçisinin Kavala için yaptıkları girişim, Kılıçdaroğlu ve Akşener’in bir araya gelerek gündemdeki siyasal konular üzerinde görüşmeleri olarak sıralanabilir.

Ayrıca, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD) geçen hafta başında yaptığı toplantıda, “Yeni Bir Anlayışla Geleceği İnşa: İnsan, Bilim, Kurumlar” adını taşıyan 300 sayfalık bir rapor sunumu yapıldı.

Bu raporda, doğal olarak ekonomi var ancak geleceğin Türkiyesi’nin yönetim modeliyle ilgili düşünceler de var. 

Bu kapsamda TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan ve Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski görüşlerini açıkladılar. 

TÜSİAD başkanlarının ekonomi dışında demokratik yönetim ve laiklik konusunda görüş ileriye sürmeleri AKP’yi tutan yandaş basında TÜSİAD’a karşı eleştiri konusu oldu. TÜSİAD’ın tarihsel gelişimi içinde, 1978’de Ecevit hükümetinin düşürülmesi için verdiği ilanlar biliniyor. 

Bir diğer husus, 20 yıllık AKP iktidarı karşısında TÜSİAD’ın etkin bir muhalefet yapmadığı konusudur.

Bütün bunlara karşın, TÜSİAD’ın özellikle demokrasi ve laiklik konusu üzerinde ciddi uyarılarda bulunması Türk toplumunun geleceği yönünden de önemlidir. Cumhuriyet gazetesinin duyarlı olduğu demokratik hak ve özgürlükler ve laiklik konusunun TÜSİAD tarafından ele alınması önemlidir.

Ekonomist Prof. Dr. Korkut Boratav şöyle diyor: “Bence daha önemlisi, toplantıda iki başkanın laikliği, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarından biri olarak, demokratikleşme ve hukuk devleti ilkelerinin tamamlayıcısı olarak vurgulamalarıdır. Önemli ve desteklenmesi gereken bir adımdır. Bugünlerde ortaklaşa bir platformda Türkiye’nin geleceğini tartışan altı partili muhalefet platformunun önde gelen mensubu CHP’nin bu tespiti dikkate alması; şimdiye kadar bu konudaki suskunluğuna son vermesi, AKP sonrası Türkiyesi’ni tasarlama iddiasındaki muhalefet gündemine taşıması umulur.”

Prof. Boratav’ın bu görüşüne tamamen katılıyoruz. TÜSİAD’ın, demokratik hak ve özgürlüklere, özellikle laiklik ilkesine vurgu yapması bugünkü koşullarda önemlidir. 

Siyasi partiler anayasanın değişimi ve güçlendirilmiş parlamenter sistem üzerinde yoğunlaşırlarken, TÜSİAD’ın gelecekte uygulanacak sosyal ve ekonomik politikalar üzerinde durması, demokratik hak ve özgürlükler ve laiklik ilkesine vurgu yapması muhalefet partileriyle paralel bir çizgi yaratmaktadır. Bu nedenle ve tarihe not düşmek açısından konuşmalardaki önemli noktaları ele almalıyız.

Laiklik değişmez ilkemiz

TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan şu önemli konulara vurgu yaptı:

  • Merkez Bankası gibi kuruluşların bağımsızlığı tartışılmasın.
  • Barış içinde bir toplumsal yaşamın olmazsa olmazı laikliktir.
  • Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı güvencede olmalıdır.
  • Değeri düşen sadece TL değil, mutluluk ve huzurumuz da geriye gidiyor.
  • Üretimin artması kadar, özgürlük alanları da genişlemelidir.
  • Güzel bir geleceğin kuruluşunu 80 milyonun iradesi belirleyecektir.

Ülkenin geleceği için çağrı

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski ise şu konular üzerinde durdu:

  • Türkiye’nin yeni bir kalkınma anlayışına ihtiyacı vardır.
  • Özgürlük alanlarının daralması, gençlerimizi etkiliyor ve onları dış ülkelere göçe zorluyor.
  • Bağımsız yargı, önemlidir ve hak ve özgürlükler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarıyla uyumlu olmalıdır.
  • İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kabul edilebilir değildir.
  • Ötekileştirme, ayrımcılık ve nefret söylemini kabul etmeyiz.
  • Son 13 yılda kişi başı gelir 2007’nin bile altına düşmüştür.

Liyakat

TÜSİAD toplantısında ayrıca üzerine vurgu yapılan konular şunlardır:

  • Cari açık büyüyor.
  • Buna liyakatli (yetenekli) kadro açığı ekleniyor.
  • Su rezervlerimiz azalıyor, aynı zamanda birbirimize güvenimiz azalıyor.
  • Ekonominin iyileşmesini ne kadar istiyorsak hak ve özgürlüklerin de genişlemesine ihtiyacımız vardır.
  • Gençler, kadınlar, engellilerin ekonomik ve toplumsal hayata katılımı sağlanmalıdır.

Özilhan, “Laiklik Türkiye’nin ve demokrasinin çimentosudur ve geleceğin en büyük garantisidir” derken, Yönetim Kurulu Başkanı Kaslowski de “Laiklik, din ve vicdan özgürlüğünün güvencesidir” dedi. 

Kaslowski’nin konuşmasındaki şu nokta önemlidir: “Cumhuriyeti kuran kadrolar yıkılan bir imparatorluğun yarattığı travmayı aşıp, yerine o günün ileri ülkelerinin eşiti olacak bir ulus-devlet koyma projesine giriştiler. (…) Cumhuriyet rejiminin harcını oluşturan, bugün de demokratik bir rejimin ve barış içinde bir toplumsal yaşamın olmazsa olmaz koşulu sayılması gereken ilke, laiklik idi. / Laiklik din ve vicdan özgürlüğünün güvencesidir. Laiklik ilkesini özümsememiş bir toplumda eşit vatandaşlık kavramının ve bilincinin yerleşmesi çok zordur. Hatta imkânsızdır.”

GENÇLER VE İŞE ALIM

Bu toplantıda gençlerin en önemli sorunu “istihdam” ve işe alım konusunda liyakat (yetenek ve bilgi) üzerinde de duruldu. İşe alımda liyakat yerine partizanlığın uygulanması çok kötüdür. Bu nedenle, “En becerikli, eğitimli, yetenekli, hayalleri olan gençlerimiz, gözbebeklerimiz geleceği başka ülkelerde arıyor. Hedefimiz sadece zenginlik değil, gelişmiş, saygın, adil ve çevreci bir Türkiye’yi birlikte inşa etmektir” denildi.

Bu toplantıya sunulan TÜSİAD’ın raporunda hukuksal konular, adil yargılanma üzerinde de duruluyor ve “Adil yargılanma hakkının gereklerini, sanık kim ve suç ne olursa olsun harfiyen uygulamalıyız. Aksi takdirde adalete güven duygusu onarılmaz yaralar almaktadır” deniliyor.

Bu toplantıda ayrıca ünlü ekonomist Prof. Dr. Daron Acemoğlu da konuştu. ABD’de öğretim üyeliği yapan Acemoğlu da şunları söyledi: 

Diktatörler iktidarı bırakmak istemezler

“Diktatörlükler hiçbir zaman kendi başlarına gitmiyorlar. Kendi başlarına siyasal iktidarı terk etmiyorlar” diyen Acemoğlu, ekonomik krizlerin çoğu zaman daha adil bir demokrasiye neden olduğunu belirtti. 

Kaliteli büyüme üzerinde duran Prof. Acemoğlu, kaliteli büyümenin ve kurumsallaşmanın geriye gittiğini belirtti. 

Türkiye’deki gelir dağılımı adaletsizliğinin çok daha farklı olduğuna ve eşitsizliğin hızlandığı bir dönemden geçildiğine vurgu yaptı.

Prof. Acemoğlu, “Hangi kurumsal indekse bakarsanız, Türkiye’de son 15 yıl içinde birçok gerileme var. Özellikle 5-6 yıl içinde Türkiye dünyada en çok kurumsal kötüleşmeyi yaşayan ülke oldu. Sıralamada Türkiye, Mali’den sonra geliyor. Özgürlükler alanında ise özellikle medya ve basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü konusunda büyük gerileme var” dedi.

TÜSİAD’ın 50. kuruluş yılında hazırlığı üç yıl süren “Geleceği İnşa” başlıklı raporunun açıklanması ve raporda ekonomiden hukuka, demokrasiden cari açığa, iklim değişikliğinden laiklik ilkesine kadar birçok yaşamsal konuda uyarılarda bulunulması Türkiye’nin bugünkü koşullarında son derece önemlidir.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları