Egemen Berköz

‘Büyük Füg’le bir hafta

04 Mayıs 2014 Pazar

Borusan Dörtlüsü, 2013’ün ekim ayında başladığı Beethoven dörtlüleri maratonunu 28 Nisan Pazartesi akşamı yine Süreyya Operası’nın güzelim salonundaki dördüncü konseriyle tamamladı. Bu konserin izlencesinde de, önceki konserlerde olduğu gibi, Beethoven’ın erken, orta ve geç dönem dörtlülerinden birer örnek yer alıyordu. İlk bölümde erken dönemden Op.18 No.6 Si Bemol Majör Dörtlü ile orta dönemden Op.74 No.10 Mi Bemol Majör Dörtlü’yü dinledik. İkinci bölümde dörtlülerin en çetinini, Op.130 No.13 Si Bemol Majör Dörtlü’yü çalacaklardı.
    
Burada, bu dörtlünün öyküsünü kısaca anımsatmak isterim. Beethoven’ın artık tam sağır olduğu 1826’da bestelediği Op.130’un bitiş bölümü oldukça uzun ve çok zordu. Hem dinleyenler, hem çalanlar için. Bu nedenle ilk seslendirilişte anlaşılmadı, tepki gördü. Usta da, öneriler üzerine, daha kısa ve yalın bir bitiş bölümü yazdı. O zor bitiş bölümünü, yani Büyük Füg’ü de bağımsız bir dörtlü (Op.133) olarak yayınladı.
    
Borusan Dörtlüsü Beethoven’ın bu efsane dörtlüsünün özgün biçimini, yani zor olanı seçmişti seslendirmek için. Soluğumuzu tutarak dinledik, o kadar olağanüstüydü Esen Kıvrak (1.keman), Olgu Kızılay (2.keman), Efdal Altun (viyola) ve Çağ Erçağ’dan (viyolonsel) oluşan Borusan Dörtlüsü’nün yorumu. Tümüyle dolu olan salonun bitmek bilmeyen alkışlarıysa bu yoruma ulaşabilmek için verdikleri büyük emeğin küçük bir karşılığıydı yalnızca.

Simon Bolivar Dörtlüsü’nden de Büyük Füg

     Beethoven’ın bu büyük yapıtının bitiş bölümü Büyük Füg’ü Op.133 Dörtlü olarak, yalnızca dört gün önce, 24 Nisan Perşembe akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda Simon Bolivar Yaylı Çalgılar Dörtlüsü’nden dinlemiş olmam ilginç ve hoş bir raslantıydı.
    
Simon Bolivar Senfoni Orkestrası gibi “El Sistema” ürünü olan ve bu orkestranın grup şefleri Alejandro Carreno (1.keman), Boris Suarez (2.keman), Ismel Campos (viyola) ve Aimon Mata’dan (viyolonsel) kurulu Simon Bolivar Yaylı Çalgılar Dörtlüsü’nün konserlerinde seslendirdikleri üç yapıttan biriydi Beethoven’ın Büyük Füg’ü. Simon Bolivar Dörtlüsü’nün çaldığı diğer iki yapıt ise, Mendelssohn’un Op.13 No.2 Yaylı Çalgılar için La Minör Dörtlü’sü ile Brahms’ın Op.51 No.1 Yaylı Çalgılar için Do Minör Dörtlü’süydü. Titiz ve ayrıntıcı sanatçılardan oluşan bu önemli dörtlünün Mendelsshon ve Brahms yorumlarının beni daha çok etkilediğini, Büyük Füg’ün içine ise, ikinci dinleyişimde ancak girebildiğimi söylemeliyim. Bunun nedeni, Simon Bolivar Dörtlüsü’nden, Mendelssohn’un ezgisel, parlak ve çok değişik havada Op.13 No.2 La Minör Dörtlü’sünün hemen ardından dinlemişken; Borusan Dörtlüsü’nden, bölüm arasından sonra ve Op.130 No.13 Dörtlü’nün bitiş bölümü olarak dinlemiş olmamdır diye düşünüyorum. Ayrıca, bu seslendiriliş biçiminde yapıtın önceki bölümlerinin beni bu zor son bölüme hazırlamış olması da olası. Sonuçta, her iki konserden çıkarken de mutluydum.
     Müzik tarihinde önemli yeri olan büyük bir yapıtı iki çok iyi topluluktan birkaç gün arayla – hem de iki değişik seslendiriliş biçimiyle - dinleyince insan “ayrıcalıklı” olduğunu sanmaz mı sizce de?



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları