Algı Yönetimi (2)

20 Nisan 2015 Pazartesi

Seçimler de yaşamın her seçme alanı gibi psikolojik etkilerle yönetilir. Bu etkilerin en önemlisi “algı yönetimi”dir. İnsanların algısını değiştirerek “gerçekte olmuş olanı” istenilen doğrultuda “yeniden oldurmak” algıyı yönetmektir. Bunun yöntemlerini de “alıştırma”, “meşrulaştırma”, “örtme”, “unutturma” olarak belirtmiştik. Başka yöntemler de vardır.

Saldırma
Bu yöntem AKP yönetimi tarafından yıllar boyu uygulanmaktadır.
“En iyi savunma saldırı”dır diyerek bütün rakiplerine doğru-yanlış bakmadan her türlü yolla saldıran taraf, karşısındakileri savunma durumuna itmektedir. Bizim toplumumuzun kültüründe ise savunan taraf zayıf ve haksız görünür. Saldırı yöntemine karşı en etkili tutum savunma değil, “karşı saldırı”dır. Kılıç hamlesine karşı kalkan değil, kılıça karşı kılıç. Bu tutum öncelikle denklik yaratır. Dikkat edilecek olursa ülkemizde, saldıran taraf isterse yalan söylesin, bu yalan kanıtlanana kadar “yönlendirilen algı” yerleşmiş olur.
Kabataş yalanı, Gezi olaylarında bir saldırı yöntemi olarak kullanılmış, yalan ortaya çıktığı halde etkisinden medet umulmuştur. “İki ayyaş” diye nitelenen Cumhuriyet kurucuları olayı, kaba saldırının bir başka örneğidir.

Korkutma
Bir başka yöntem “korkutma”dır. Bu yöntemde en çok “dinsizlik” suçlaması tehdit aracı olarak kullanılmaktadır. Başbakan olduğu dönemde R.T.Erdoğan, TÜSİ- AD üyelerini bile bu yolla, “sonra size dinsiz derler” diyerek tehdit etmiştir. “Dinsizlik” toplumda bir suç olarak algılatılmış, “laiklik” gibi bir kavram bile hiç ilgisi olmayan “dinsizlik” etiketiyle gözden düşürülmeye çalışılmıştır.
Devletten yardım alanların yardımının kesilmesi tehdidi de korkutmanın başka bir aracı yapılmıştır. İnsanlara iş bulmak yerine yardım etmek, onlara hükmetmenin başka bir yoludur. Bunu bilerek yapmak ise aslında bir insanlık suçudur.

Saptırma
Olayları saptırma, algı yönetiminin bir başka yoludur. Seçimler sırasındaki elektrik kesilmelerini “trafoya kedi girmiş” diyerek insan aklıyla alay eder gibi saptırmak, bunlara örnektir.
Bu konuda bilinen örnekler, sokak dolandırıcılarının “bul karayı, alparayı” oyunudur. Bir de üç beş kişinin toplanıp bir yere bakmalarının yeni gelenleri de aynı yere baktırdığı bilinir. Saptırma da başlangıçta saçma görünse de alıştırma yoluyla algıyı değiştirir. Bir bakanın Twitter’de “hakarabakara” sözcüğüyle kutsal kitapla alay ettiği olgusu, “paralel yapının marifetidir” saptırmasıyla hasır altına itilmiştir.

Rıza yönetimi
Algı yönetiminin asıl amacı “rıza yönetimi”dir. İnsanları kendi istekleriyle bir şeye razı etmek çok önemlidir.
Piyasa ekonomisinde buna “marka sadakati” denir ki, insan o markayı almazsa içi rahat etmez. Seçimlerde de bir parti, seçmeni kendi isteğiyle yanına çekerse başarıya ulaşır.
AKP, bunu din duygusunu kullanarak ve ekonomik desteklerle yapıyor ve başarıya ulaşıyor. Çok yönlü seçim rüşveti her zaman uygulanıyor. Ancak bu tutumun sonuna gelinmiştir.
“Rıza yönetimi”ni bilinçli seçmen tercihine dönüştürmek gerçek sosyal demokrat partilerin amacı olmalıdır. Bu da seçimden seçime çalışmakla elde edilemez.
Yıllık, aylık, haftalık, günlük programlarla bütün ülke sathında çalışılarak “bilinçli seçmen” hedefine ulaşılmalıdır.
Bu hedef, seçmenin “neyi seçtiği?”, “neden seçtiği?”, “seçtiğinden ne beklemesi gerektiği?”, “seçtiğini nasıl destekleyeceği, nasıl denetleyeceği” gibi bilinç alanlarında aydınlatılmasıyla gerçekleşir.
Seçimden seçime sloganlara dayanarak başarı beklemek, etkin bir kazanma stratejisi değildir.
Bu seçim, ülkenin geleceğini belirleyecek dönemeçtir. Bunu bilelim.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları