Savaş üzerine kimi notlar ve spekülasyonlar
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Savaş üzerine kimi notlar ve spekülasyonlar

02.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İnsanlar kimi zaman çaresizlik duyguları içinde, biraz olsun rahatlayabilmek için bir büyük aklın, önlenemez bir büyük planın kapitalizmin kaosuna bir düzen verilebileceğine inanmak isterler: “Biri düğmeye bastı!”, “Devlet aklı!”, “Büyük ... projesi”, “ABD şunu yapıyor İsrail bunu, İran onu...”

Ben, pratikte, kimlerin hangi kültür içinde, hangi ideolojiyle, hangi ekonomik siyasi çıkarların hatta kaygıların etkileri altında, nasıl karar verdiğini düşünmeye, felaketlerin sorumluluğunu ete kemiğe büründürmeye çalışırım. Böyle bakınca hemen her zaman büyük felaketlerin, küçük adamların küçük hesaplarının sonucu olduğu; büyük trajik rolleri ise çoğu kez soytarıların oynadığı görülür. Peki: “Bu soytarılara bu olanağı nasıl bir sistem veriyor?”

GARİP BİR DURUM

“Soytarılara” gelmeden önce İran üzerine kısa bir not.

Rejimin karakterini biliyoruz, geçelim. İran yönetimi, İsrail’in nükleer güce sahip olduğunu biliyor, karşılığında, kendisi de nükleer kapasite geliştirmeye çalışıyor; emperyalist merkezlerin liderlikleri ise İran’ın nükleer silah eşiğine gelmesini kabul edilemez buluyor. 2015’te varılan anlaşma zemini, Trump yönetiminin masadan kalkmasıyla çöktü; yaptırımlar yeniden devreye girdi. İran da Rusya ve Çin ilişkileri üzerinden bir manevra alanı açmaya yöneldi. Geçtiğimiz haziran ayında ABD ve İsrail’in hava saldırıları İran’ın nükleer altyapısını, bazı askeri tesislerini ciddi biçimde zayıflattı.

Suriye’de Esad rejimi de çökmüştü, Gazze’de soykırım Hamas’ı ağır bir baskı altına almış, Hizbullah’ın askeri kapasitesi aşınmıştı. İran artık bölgede vekâlet savaşları sürdürecek olanaklardan yoksundu. İçeride tekrarlayan isyanlar, rejimin meşruiyetinin ciddi biçimde aşındığını gösteriyordu. Kısacası İran yönetimi hem siyasal hem jeopolitik olarak savunmadaydı. ABD ile yeniden temas arayışları da bu zayıflığın işaretiydi. Bu tablo içinde son saldırıların zamanlaması, amacı soru işaretleri doğuruyor. Öyleyse gelin, trajedinin aktörlerine bakalım.

DRAMATİS PERSONAE

Donald Trump: ABD devlet başkanı ve başkomutan! Kimi doktorlar Demans belirtileri sergilediğini iddia ediyorlar. Trump, halen faşist bir kadronun devleti ele geçirme aracı olarak ABD devlet başkanı; bu konumunu servetini artırmak için hiç gizlemeye gerek görmeden kullanıyor. Halen toplumsal onaylanma oranı yerlerde sürünüyor. Epstein pedofili skandalında adı geçiyor, her gün yeni bir dosya ortaya dökülüyor. Epstein’in İsrail’in istihbarat mimarisinin bir parçası olduğuna ilişkin güçlü söylentiler var. Öyleyse İsrail istihbaratının elinde Trump ile ilgili resim ve film, belge olabilir. Öyleyse, iktidardan düşmemek için her şeyi kabullenmeye hazır biri olarak Trump’ın, şantaja da açık olduğu düşünülebilir.

Benjamin Netanyahu: Muhafazakâr Siyonist Likud partisinden İsrail başbakanı, yıllardır yolsuzluk suçlamasıyla yargılanıyor. Hapse düşmemesi için iktidarda kalması gerekiyor. Kalabilmek için Bengvir, Smotrich gibi tüm Ortadoğu’nun aslında İsrail toprağı olduğuna inanan faşist siyasetçilerle koalisyon içine girdi. Gazze’de gerçekleşen soykırımdan sorumlu. İktidardan düşerse hem İsrail’de hem de savaş suçlusu olarak uluslararası mahkemelerde yargılanabilir. İktidarda kalmak için her şeyi yapabilir. Trump’ı zorlama olanaklarına sahip, İran’a ilk saldırıyı başlattı, İsrail halkının başına ne gelir adeta umrunda değil.

Ayetullah Ali Hamaney: İran’ın dini lideri, 36 yıldır, egemen ideolojinin, “dinci hakikat rejiminin” bekçisi, ülkenin en güçlü siyasetçisi. Son 20 yıldır, rejimin baskı ve terörünün simgesi, gittikçe koyulaşan baskının ideolojik mimarı, demokratik muhalefetin, özgürlük talebiyle yaşamlarını tehlikeye atarak sokaklara dökülen gençlerin, kadınların nefret nesnesiydi. Son isyandan sonra elinde binlerce, belki de on binlerce insanın kanı var! Molla rejimini korumak, ne pahasına olursa olsun nükleer silahlara sahip olmak için İran halkını feda etmeye hazırdı. Son İsrail, ABD saldırılarında 28 Şubat günü öldü.

Tarihin kopuş dönemlerinde, bazen tarihi aktörler yapar. Bazen de trajik rolleri soytarılar oynar. Bu “soytarılara” bu olanağı nasıl bir sistem veriyor, onları kendi şahsi, küçük krizlerini büyük savaşlarla yönetebilir hale getiriyor?

İlgili Konular: #ABD #İran

Yazarın Son Yazıları

Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026
Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!

Devamını Oku
11.06.2026
Süper El Nino’ya hazır mıyız?

İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.

Devamını Oku
08.06.2026