ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

02.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeyi düşleyen ABD’nin İran ile anlaşmazlığı uzun süredir gündemdeydi. ABD İran’dan;

- İsrail için tehdit oluşturan nükleer silah edinme gayretinin sonlandırılmasını,

- Menzilleri İsrail’i de içine alan ve gelecekte ABD’ye de erişebilme ihtimali olan balistik füzelere menzil ve sayı kısıtlaması getirilmesini,

- Ortadoğu’da İsrail ile mücadele eden silahlı gruplara verilen desteğin sona erdirilmesini diretiyordu.

Sonunda sorun, ABD ve İsrail’in birlikte İran’a karşı giriştikleri bir hava saldırısına dönüştü. ABD başkanı saldırının gerekçesini “ülkesinin çıkarlarına yönelik tehditler” olarak açıkladı. Ve iki ülke birlikte İran’ın nükleer tesislerini, füze üslerini ve askeri karargâhlarını hedef aldılar. İran’ın dini lideri başta olmak üzere bazı asker ve sivil üst düzey kadrolar öldürüldü. İran saldırılara uzun menzilli balistik füzelerle yanıt verdi. ABD’ye ve İsrail'e yardım eden ülkelerdeki her üssün hedef alınacağını belirterek Katar, Kuveyt, BAE, Bahreyn’deki ABD askeri üslerini/tesislerini vurdu. Kaygı verici bu ortam bölgede Türkiye açısından tehlikelerle dolu sıcak bir savaşı gündeme getirdi!

TÜRKİYE VE İRAN

Türkiye, İran’la 560 kilometrelik sınıra sahip bir ülke olarak topraklarında belli sayıda bir ABD askeri varlığı barındırıyor. Taraflar arasındaki çatışmada dört ayrı tehditle karşı karşıya... Bunlar: - Türkiye’deki ABD askeri varlığını; özellikle de İncirlik, Kürecik gibi NATO ve ABD bağlantılı tesisleri hedef alan bir İran saldırısı,

- İran’dan Türkiye’ye yönelebilecek bir “kitlesel göç” hareketi,

- Harekâtın her iki tarafça bir şekilde Türkiye ile ilişkilendirilmesi,

- Uzun evrede İran topraklarındaki bölücü/ayrılıkçı PJAK yapısının, ABD ve İsrail çıkarları doğrultusunda oluşturulması amaçlanan Ortadoğu “Kürdistan”ına eklemlenecek bir konumda şekillenmesidir! Gelişmeler bu yolda iken siyasal iktidar şu ana kadar ABD’ye ve de İsrail’e karşı kuşkudan uzak, açık, kesin, kararlı bir tavır sergilememiştir. ABD ve İsrail’e karşı oluşturulan herhangi bir siyasal hareket tarzından söz edilmemiştir. Dilekte bulunmaktan ya da etkisi olmayan gelir geçer ifadeler beyan etmekten öteye geçilmemiştir. İzlenen bu tutum, İran ile ilişkilerin sürdürülmesi ve ulusal çıkarlarımızın korunmasına katkı sağlamaktan çok uzaktır!...

İRAN VE JEOPOLİTİK KONUMU

“Büyük Kiros”un medeniyet beşiği topraklarda kurduğu “Pers İmparatorluğu”nun mirasçısı İran, 2 bin 500 yıllık geçmişe sahip bir ülke. Büyük İskender, Cengiz Han ve Timurlenk’in ayak bastığı topraklar; Makedonlar, Partlar, Moğollar, Araplar, Afganlar ve Türklerden izler taşıyor. İran dünya enerji kaynaklarının yüzde 75’ine sahip olan Avrasya’da; Hazar havzası, Kafkasya, Ortadoğu ve Orta Asya’yı birbirine bağlayan bölgede kilit bir noktayı tutuyor. Her dört bölgede etkinlik sağlayan jeopolitik bir konumu var... Bölgede Arap ülkeleriyle ve de İsrail ile dengelerin kurulması ve korunması açısından önemli bir aktör. Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Azerbaycan’ın denizle olan bağlantısını sağlıyor.

Bu ülkeler açık denizlere ulaşabilmek için İran’a bağımlılar. İran; Basra Körfezi’ni Hint Okyanusu aracılığıyla dünyaya açan Hürmüz Boğazı’na egemen konumuyla Körfez bölgesini; petrolün ve sıvılaştırılmış doğalgazın güneye sevkini kontrol edebilme olanağına sahip bir ülke. Saldırının daha ilk gününde boğazı gemi geçişlerine kapattı. Eğer bunu sürdürebilirse özellikle Çin, Hindistan, Güney Kore ve Japonya’nın alımları başta olmak üzere, petrol ve gaz akışının kesilmesiyle dünya genelinde ekonomik yaşamın ve enerjiyle sağlanan gönencin ciddi derecede etkilenmesi kaçınılmaz olacak.

ULUSAL GÜÇ VE ETKİSİ

İran ulusal güç unsurları açısından büyük olanaklara sahip bir ülke. Yaklaşık 1.7 milyon kilometrekarelik geniş topraklarda büyük nüfusuyla genel bir savaşı uzun dönem sürdürebilecek güçte ve yetenekte. Bazı alanlarda kısıtlama içinde olsa da belli etkinlikte bir silahlı kuvvetlere sahip. Ayrıca yarı askeri güçleri ve milis kuvvetleri de var. 90 milyona yaklaşan nüfusun yüzde 50’si Farisi, yüzde 40’ı Türk, yüzde 6’sı Arap, yüzde 4’ü ise diğer unsurlardan oluşuyor. Bu doku ABD’nin İran’da düşlediği rejim değişikliğinde önemli bir etken. Toplum İslami rejime karşı genel bir duruş sergilese de özellikle Farisi kesimde ABD karşıtlığı çok yüksek. Yurttaşı oldukları her ülkeye bağlılıkları ile bilinen Türklerin ise ABD/İsrail yanında yer almaları ihtimal dışı. Varsa bile ABD ile birlikte hareket edebilecek unsurların etkin güçte olduklarına ilişkin bir bilgi yok. Bütün bunlar dikkate alındığında; İsrail ile birlikte Ortadoğu’yu şekillendirme girişimlerini sürdüren ABD’nin; Irak ya da Suriye’de oluşturabildiği resmi İran’da oluşturabilmesi olanak dahilinde görülmüyor.

GELECEĞE BAKIŞ

ABD ve İsrail’in İran’a karşı giriştikleri bu saldırı ne sonuç verirse versin ortaya çıkacak yeni resim; Türkiye açısından sorunlarla dolu bir gelecek olacaktır. Hiç kuşku yok ki Türkiye bölgede varlığını güvenle sürdürebilmek için hareket tarzları geliştirecek ve önlemler alacaktır. Ancak Türkiye her koşulda çatışmanın dışında kalmalıdır. Ulusal haklar, çıkarları, hedefleri ve güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda kararlı bir duruş sergilemeli; İran’ın iç işlerine karışmaktan uzak durmalı; rejim sorununun ülke dinamiklerince barışçıl yollardan çözümüne katkı sunmalıdır. Taraflardan herhangi birine sağlanacak; limanlar, havaalanları, yollar dahil ülkenin kara, deniz ve hava sahasını kullandırma, topraklarında konuş bölgesi ya da üs bölgesi tahsis etme, askeri tesislerinden yararlandırma, personel desteği sağlama; araç, gereç, silah, teçhizat, mühimmat temin etme gibi faaliyetin Türkiye’yi hedef haline getireceği ve bunun yıllarca sürecek bir anlaşmazlığın nedeni olacağı unutulmamalıdır.

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Türkiye’nin çevresinde, ilgi ve etki alanındaki tehdit niteliğinde her gelişme “Genelkurmay BaşkanlığıDışişleri Bakanlığı-Milli Güvenlik Kurulu- TBMM” zincirinin kurumsal yapısı içinde ele alınmalı; bu yapıya dayanmayan, ulus iradesini yansıtmayan “Denetimsiz Başkanlık Sistemi”nin yarattığı ya da ortaya çıkardığı ya da dolaylı yollarla sağladığı olanaklardan yararlanarak Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği, tarihimizde yaşanmış acı örneklerde olduğu gibi kişisel kararlara bırakılmamalıdır!

DOĞU SİLAHÇIOĞLU

EMEKLİ TÜMGENERAL

İlgili Konular: #ABD #Ortadoğu

Yazarın Son Yazıları

ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026