Uğursuz diyalektik

25 Ekim 2018 Perşembe

Ekonomik krizlerle faşizm arasında uğursuz bir diyalektik var. Sağ popülist olarak adlandırılan, ancak geliştikçe faşist bir töze sahip olduğu anlaşılan hareketler 2007/2008 finansal krizinin tetiklediği “uzun durgunluk” içinde, güçlendiler.
Şimdi İtalya’da, koalisyon hükümetinin faşist tözü artık iyice sırıtan ortağı Liga ve lideri Matteo Salvini’nin, bir finansal krizi derinleştirecek, Avrupa Birliği’nin geleceğini tehlikeye atacak politikalardan beslenmeye çalıştığını görüyoruz.

Batamayacak kadar büyük ama...
AB’nin üçüncü büyük ülkesinde gençler arasında işsizlik oranı yüzde 30’un üzerinde. Cenova’daki köprünün çökmesiyle konu gündeme gelince, altyapının artık sürdürülemez biçimde yıprandığı ortaya çıktı. İtalya’nın toplam kamu borcu 2.3 triyon dolarla GSMH’sinin yüzde 131’ine ulaşıyor. Financial Times’ın İtalya Banka İndeksi, yüzde 20’si son bir ayda olmak üzere son altı ayda yüzde 35 değer kaybetti. Genel MIB indeksinin kaybı yüzde 20’nin üstünde. Salı günü, ben bu yazıyı yazarken ikisi de düşmeye devam ediyordu.
Bu ortamda, seçkinleri ve Avrupa Birliği politikalarını hedef alan 5 Yıldız ve Liga partileri, mart genel seçimlerinden başarıyla çıktılar. “Sistem” karşıtlıkları farklı biçimlerde olmasına karşın, bir koalisyon hükümeti kurdular. Bu hükümet eylül ayında yeni bütçesini hazırladı. Bütçe, büyük sosyal harcamalar, altyapı yatırımları, vergi indirimleri, bunları gerçekleştirebilmek için de yüzde 2.5 açık vermeyi planlıyor. İtalya Avro bölgesinde olduğu için bu açığı kısmen de olsa para basarak karşılama olanağına sahip değil, borçlanmaya devam etmek zorunda.
Yukarıdaki ekonomik manzara içinde, İtalya bütçe taslağını AB komisyonuna gönderdi. Il Giornale pazartesi günü hükümetin AB Komisyonu’ndan gelen ilk uyarılara cevap olarak, “AB’nin istikrar paktına uymadığını biliyoruz ama, başka çaremiz yok... geri adım atamayız” anlamında bir mektup gönderdiğini aktarıyordu.
Salı günü, Komisyon, tarihinde ilk kez bir ülkenin bütçesini reddetti; İtalya’ya düzeltilmesi için üç hafta zaman tanıdı. Salvini “benim için bir şey değişmedi” (Il Giornale) diyor ama bütçesini Avrupa Komisyonu’na kabul ettiremezse, İtalya’nın yeniden borçlanması dolayısıyla eski borçlarını servis etmesi son derecede zorlaşacak; İtalya’nın bir borç ödeme krizine girmesi kaçınılmaz olacak.
O zaman İtalya’nın kurtarılması gerekecek. Ancak 2.3 trilyon dolar borçlu, 2 trilyon dolarlık bir ekonomiyi kurtaracak para AB’de yok. AB merkezi bir kurtarma paketi üzerinde anlaşsa bile, bütün AB üyelerinin onayını alması gerekecek. İtalyan faşistleriyle yakın ideolojik akrabalığı olan partilerin temsilcileri bile bir kurtarma paketine onay verecek gibi görünmüyor. Belli ki “ulusalcı enternasyonal” zırvası da bu vesileyle gömülmüş olacak.
İtalya borçlarını ödeyemezse, ülke içinde ve Avrupa düzeyinde banka sisteminin sarsılması, yalnızca İtalya’da değil, Avrupa çapında, küresel piyasalarda yeni bir finansal kriz dalgası kaçınılmaz. Kısacası İtalya “batamayacak kadar büyük” bir ülke – Akla Titanic geliyor.

Titanic güvertesinde tartışma
Bu ayın başında Il Manifesto üç nedenle bir “mükemmel fırtına” beklediğini yazıyordu: Birincisi, AB açıkladığı konumdan geri adım atamaz, güçlü olduğu için değil, zayıf olduğu için. İkincisi, hükümet geri adım atamaz, siyasi manevra alanı hemen hiç kalmadı. Gerçekten de geçen hafta, 5 Yıldız’ın lideri Luigi di Maio, AB’nin olası tepkisine hazırlık olarak “Bu ülkede oy vermenin bir anlamı kalmadığını kabul edelim gitsin. Öyle ya, hükümet programlarının nasıl olacağına, reyting kurumları ve finansal lobiler karar vermiyor mu?” diyordu. Faşist Liga’nın lideri Salvini’ye göre “İtalyan halkı, piyasaların ve AB’nin kurallarıyla yönetilemez, halkın çıkarları önce geliyor”. Üçüncüsü, Alman bonolarının faizi ile İtalyan bonolarının faizi arasındaki fark 300 puana ulaştı. Il Manifesto bunları, Moody’s İtalya’nın reytingini düşürmeden yazıyordu.
AB Komisyonu ile İtalyan hükümeti bütçe üzerinde tartışırken pazartesi gün Coriere Della Serra’da yorumcular, 5 Yıldız hareketinin liderliğinin, Liga liderliğini hedef alan açıklamalarına bakarak, “Belki de AB’ye ters düşmenin sonuçlarını kavramaya başladı” diyorlardı. Bir yorum, koalisyonun bozulabileceğinden, erken seçim olasılıklarından söz ediyordu. Yazara göre Liga’nın oy tabanı, sanayi çevreleriyle yakınlığı onu 5 Yıldız’a göre daha avantajlı kılıyordu. Diğer bir deyişle, bütçe tasarısı üzerinden çıkacak bir anlaşmazlık koalisyonu bozarak bir siyasi krize yol açarsa, o zaman, 5 Yıldız tartışmanın AB tarafında, bütçeyi satmış parti olarak, Liga ise halk tarafında, kararlı, ilkeli parti olarak kalacak. Yapılacak bir erken seçimde de faşist hareket, krizi yaratmış, iyi değerlendirmiş, daha da güçlenmiş olarak çıkma şansı yakalayacak.  


Yazarın Son Yazıları

Krizler şaşırtır 25 Ocak 2021
ABD neyin örneğidir? 18 Ocak 2021
Genlerinde var 14 Ocak 2021
I. Perde kapandı 11 Ocak 2021
Kitlelerin on yılı 24 Aralık 2020
Yeni on yıl - Yeni dönem 21 Aralık 2020
‘Liberal’ emperyalizm 10 Aralık 2020