Türkiye-Avrupa İlişkilerinde Tarafların Çelişkileri

18 Nisan 2011 Pazartesi
\n

- AKP 8 yılı aşkın bir süredir Avrupanın (ve ABDnin) istediği açılımları elinden geldiğince yapmaya çalışıyor. Kürt, Ermeni, Kıbrıs, Ege, Patrikhane ve özelleştirme konularında hem Avrupa hem de ABD büyük ölçüde tatmin edildi.

\n

Son aylarda Arap ülkelerinde ortaya çıkan başkaldırılar ve iç çatışmalar konusunda da Ankara hükümeti ABD ve Avrupa (AB) yaklaşımlarına büyük ölçüde yakın durmuş ve halen de destek vermektedir.

\n

Ortadoğu konusundaki iki istisna, Gazze (Hamas) ve İsrail konularında oldu. Ancak her ikisi de reel politikadan çok iç kamuoyuna yönelik etkinlikler olarak kabul edilmektedir.

\n

- Yeni CHP 12 Haziran seçimlerine hazırlanırken Washington ve Brüksele çok sıcak mesajlar verdi. Yeni CHPnin (yeni) ABD ve Avrupa politikalarının ana çizgileri belirlenmeye başladı.

\n

Partinin geleneksel tabanında bazı rahatsızlıklar yaratsa da kimi stratejik küresel önceliklerin değişmesi gerekliliğine inananyeni yönetimin farklı bir politika çizgisine girdiği gözleniyor.

\n

ABD ve ABnin açılımlara bağlı olarak son sekiz yıl içinde değiştirildikleri yerli ortaklarımeselesinde, yeni CHP de dış politikasında değişiklik yapma kararını vermiş görünüyor.

\n

\n

Avrupa’nın çelişkileri

\n

\n

Avrupa tarafında önemli çelişkiler var:

\n

1) Avrupa, kendisine yaşam tarzı ve demokrasi olarak benzeyen bir Türkiye istiyor mu?

\n

2) Yoksa, özellikle yeni açılımlar yolu ile kendi talep ve temennilerinidaha iyi karşılayan bir hükümet (ve meclis) ile mi çalışmayı tercih ediyor?

\n

Avrupa Birliği (ve ABD) bu iki seçenek arasında zikzaklar çizmeye devam ediyor. Ancak son 8 yıllık dönem içinde, ağırlığın AKPden yana geliştiğini gördük.

\n

ABD ve ABnin, dere geçerken at değiştirilmezzihniyetine daha yakın bir noktada bulunmasına karşın İsrail ve Gazze (Hamas) konularında meydana gelen gelişmeler onların da kulağına biraz kar suyu kaçırdı.

\n

Öte yandan İslami yeniden yapılanma konusunda ortaya çıkan değişiklikler, acaba....sorgulamasının yapılmasına yol açtı.

\n

İngiltereyi hariç tutarsak Avrupanın (ABnin) Türkiye politikasında çelişkiler ve zikzaklar Amerikaya oranla daha fazla. Çünkü Avrupa (ve AB) fiilen Türkiye ile iç içedir. Avrupadaki 5 milyon Türk nüfusundan ticari ve kültürel ilişkilere uzanan doğal bir entegrasyon-iç içe geçmelersöz konusudur.

\n

Türkiye piyasaları ile Avrupa piyasaları doğal bir bütünleşme süreci içindeler. Otomotivden turizme, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarından ticari etkileşimlere kadar bu bütünleşmelerin fiili sonuçlarını yaşıyoruz.

\n

Bu nedenle Avrupanın (ABnin) Türkiyeye karşı duyarlılıkları Amerikadan çok daha fazladır. Ayrıca Türkiye Avrupa Konseyinin en eski üyelerinden biridir. Avrupa Konseyinin CENYC’de (Council of European National Youth Com.) Türkiyeyi 1962-1968 yıllarında dış ilişkiler komisyonu başkanı olarak temsil etmiş biri olarak gelişmeleri fiilen yaşadım.

\n

Türkiye AB dışında da olsa, Avrupa ile doğal bir etkileşim ve entegrasyon içindedir. Ortada fiili, doğal ve tarihsel bir bütünleşme söz konusudur. Avrupanın (ve ABnin) Türkiyeyi, bu entegrasyona karşınkendinden görmeme ve içine almadan denetimi altında tutmagibi bir politikası Gümrük Birliğinden Avrupa Parlamentosu kararlarına, Kıbrıs politikasından AB süreci için imzalanan 2004 ve 2005 anlaşmalarına kadarher alanda açık olarak görülür.

\n

Ama buna karşın fiili bir iç içe geçmişliğin fiili sonuçları vardır. Bu durum Avrupanın (ve AB) Türkiye politikalarında çifte standartlara dayalı çelişkilerin yoğun bir biçimde yaşanmasına neden oluyor.

\n

\n

Erdoğan’ın Avrupa \t\tKonseyi’ndeki çıkışı

\n

\n

Erdoğan AKPMde yaptığı konuşmada ve sorulan sorularda Avrupa Konseyini (ve Avrupayı) karşısına alarak,öteki gibi algılamasıbir yönü ile 12 Hazirana yönelik bir girişim olarak kabul edilebilir. Ancak öte yandan AKPnin Avrupa konusundaki reel politiğinide ayna gibi yansıtan bir duruştur.

\n

Erdoğanı dinlerken bir ara karşımda rahmetli Necmettin Erbakan konuşuyor sandım. Erdoğan kendi penceresinden, taktik değil ama stratejik bir konuşma yaptı”. Kendisine destek veren liberalleri rahatsız eden de galiba buydu. Bana, uzun yıllar önce BM Genel Kurulunda sansasyonel bir konuşma yapan Kuruşevi hatırlattı.

\n

- Avrupa (ve AB) acaba kendi yaşam tarzına ve katılımcı demokrasiye yakın bir Türkiye politikası mı çizecek?

\n

- Yoksa kendine uzak, siyasal İslama yakın bir Türkiye mi görmek isteyecek?

\n

Bu sorulara bir tane daha eklemek gerekir; acaba Avrupanın talepleri hangi olasılık içinde gerçekleşebilir? Eski AKP ve yeni CHP Avrupa yaklaşımlarında, bu üç soruyu kendilerine de sormak zorundalar.

\n

Avrupa büyüklerinin çok uzun yıllardan beri değişmeyen bir bölge politikası vardır; ne kadar ekmek, o kadar köfte....(Fransız kalanlar da bu kuralı hiç unutmazlar...)

\n

***

\n

Bir not; Genco Erkalın Aziz Nesinden uyarladığı tek kişilik oyunu Nereye Gidiyoruzizlenmesi gereken bir başyapıt. Tiyatro sanatı ile siyaset ve günlük yaşam arasındaki bağlar o kadar güzel bütünleşmişler ki...

\n\n

Yazarın Son Yazıları