Cumhuriyet’in internetçisi

26 Şubat 2017 Pazar

Hakan Kara ile Türkiye’de internetin bebeklik günlerinde tanışmıştım. Ankara’da Bilkent’te çalışıyordum ama interneti tanıtma ve yayma çabaları nedeniyle İstanbul’a gidip gelmeye başlamıştım. Bir gün bir arkadaşımla, elimize bir modem alıp, emrivaki yapıp, “Artık Cumhuriyet’e internet bağlama vakti geldi” diye, Orhan Bursalı’ya gittik. O ise bizi üst kattaki Hakan Kara’ya teslim etti.

O zamanlarda Haber Müdürü olan Hakan, işin teknik ve idari boyutunu halletti ve bu şekilde Cumhuriyet’in haber kaynakları arasına internete bağlı bir bilgisayar da katılmış oldu. O sırada basın ve Türkiye interneti henüz tanımaya çalışıyordu.

Ben İnternet Konferansı, İnternet Haftası ve İnternet Teknolojileri Derneği etkinlikleri nedeniyle ayda 2-3 kere İstanbul’a geliyordum. Vakit buldukça Hakan’a uğrar, onun küçük odasında sohbet eder, internet ve teknolojik gelişmeleri paylaşırdık. Hikmet Çetinkaya’nın o küçük odalarda köşe yazılarını üretmesine de şahit olmuşumdur. İnternet Konferansı İstanbul merkezli bir etkinlik olmuştu. İnternet Haftası, tüm Türkiye’ye yayılan bir etkinlik olmakla birlikte tanıtım için İstanbul’da basın, radyo ve TV’ler önem kazanmıştı. O zamanki ana medya başta Sabah, Vatan, Milliyet ve Hürriyet olmak üzere, Cumhuriyet gazetesinin yanında bizi destekliyorlardı. Köşe yazarları, bu etkinliklerde panelist, forum yöneticisi, konuşmacı olarak katkı veriyordu. Cumhuriyet’ten de Orhan Bursalı, Aydın Engin, Oral Çalışlar ve Hakan Kara bu çalışmalara katkı verdiler.

Hakan, bu çalışmalara elinden gelen tüm katkıyı verirdi. Basın duyuruları konusunda beni eğitmeye çalışırdı. O dönem, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde lisans ve yüksek lisans öğrencilerine “İnternet Gazeteciliği” dersleri vermeye başladı. Genç gazetecilerin interneti etkin kullanması, web teknolojileri ile tanışması, onu anlaması ve etkin kullanması için dersler verip notlarını internette yayımlamaya başladı.

Daha sonra, gazeteci örgütleriyle, bu çabayı tüm ülkeye yaymaya katkıda bulundu. Pek çok şehirde, küçük bir ekip, “İnternet ve Gazetecilik” temalı eğitim toplantıları gerçekleştirdiler. İşin hukuki boyutunun da tartışıldığı bu toplantılarda Fikret İlkiz ve Hakan Kara hep vardı.

Hakan, iyi bir gazeteci ve köşe yazarı olmasının yanı sıra, iyi bir programcıdır. Kendi işlerini daha iyi yapmak, Cumhuriyet’ttin iç işleyişini hızlandırmak ve kolaylaştırmak için çeşitli programlar yazdı. Her görüşmemizde, yeni bir uygulama gösterirdi. Ben, onun yanında amatör kalırım. Örneğin, kendi kullanımı için bir arşiv oluşturdu ve hızlı çalışan bir arama servisi kurdu.

Cumhuriyet içinde bilişim uygulamalarının yaygınlaşmasında, gazetenin internete taşınmasında ve Cumhuriyet Portalı’nın kurulmasında kilit rol oynadı. Portalın tasarımı, kodlanması ve mobil uygulamasını tek başına yaptı.

Hakan’la, internet ile gazetecilik dışında çevre ve klasik müzik hakkında konuşur, müzik dinlerdik. Hakan, arada bir gitar resitalleri verirdi. İnternet ve demokrasi en fazla konuştuğumuz, kafa yorduğumuz konulardı. Ben, devletin saydamlaşması, katılımcı olması, toplumsal denetim ve dayanışması için zaman zaman küçük notlarımı Bilim Teknik ve Cumhuriyet’te yayımlardım.

İnternet, sanayi devrimi boyutlarında bir gelişmeyi temsil etmektedir. İnsanlığın yeni toplum biçimi olarak tanımlamaya çalıştığı “Bilgi Toplumu”nu işaret ediyor. Bireyi, şimdiye kadar olmadığı kadar özgürleştiriyor, kitlelere işbirliği ortamları sunuyor. Bir yandan insanlığın ortak mülkiyetinde, başta Linux olmak üzere milyonlarca özgür yazılım üretiliyor, milyonlar avaaz. org üzerinden çevre ve temel insan hakları için örgütleniyor. Farklı düşünebilen, aykırı sorular sorabilen, girişimci bireyler yeni ekonominin motoru olmaktadır. Ülkemiz, Steve Jobs, Bill Gates, Zukerman’ı rol model alan girişimci bireyleri yetiştirmek için çırpınıyor ama bunun ifade özgürlüğü, bilim, teknoloji ve hukuk devleti ile olacağını kavrayamıyor. Genç kuşaklar, internet çağında büyüdükleri için, bu özgürlüklerin önemini daha iyi anlama şansına sahipler. Sevgili dostlar, sizleri özledik. Umarım adalet Silivri’ye çabuk uğrar ve gelişmiş, demokratik Türkiye için hep birlikte çalışırız.

(MUSTAFA AKGÜL)


Yazarın Son Yazıları

Önce Cumhuriyet! 9 Eylül 2018
İklim için ses ver! 2 Eylül 2018
Özel yaşamın sonu mu? 26 Ağustos 2018
Çatılar boş mu kalacak? 19 Ağustos 2018
Limitleri yine aştık 5 Ağustos 2018
Katil robot uyarısı 22 Temmuz 2018
Normal(!) 15 Temmuz 2018
Ütopyalar zamanı… 1 Temmuz 2018
Çölleşme 17 Haziran 2018
Oyuna sahip çık 10 Haziran 2018
Plastiğe boğulmak… 3 Haziran 2018