Hikmet Altınkaynak

1919 ruhuyla oku!

21 Şubat 2019 Perşembe

Birçok dostumu, şair ve yazar arkadaşımı önce kitap fuarlarında tanıdım. Fransız gazeteci, yazar, Pierre Assouline ile de fuar nedeniyle tanıştım.
Pierre Assouline, Türkçe yayımlanan Camondoların Sonuncusu adlı romanını (çev: Erhan Büyükakıncı, Can Yay. 1998) fuarda imzalamak için İstanbul’a gelmişti.
Bunu bilen çevirmen arkadaşımız Liz Behmoaras, yalnızca Fransa’nın değil belki de dünyanın en çok satan edebiyat dergisi Lire’in yöneticisi Pierre Assouline ile dergi için söyleşi yapmak istedi. Söyleşiye benim de katılmamı önerdi, amacı iki dergiyi karşılaştırmak, tiraj ve okur sayılarını irdelemekti. İyi fikirdi. Sevinçle kabul ettim.
Taksim’deki Fransız Kültür Merkezi’nde buluştuk, tanıştık, konuştuk. Söyleşiyi Yaşasın Edebiyat dergisinde de yayımladık...
Benim burada değinmek istediğim, Türkiye’nin o yıllarda önde gelen yayın kuruluşu Milliyet Grubu’na ait aylık bir edebiyat dergisinin 4 bin dolayında satmasına karşın, Lire, 110 bin tiraja sahipti, yöneticisi de bir dergiyi en az 7 kişinin okuduğundan yola çıkarak, ortalama 700 bin okuru olduğunu söylüyordu! Dahası bu sayının içinde Frankofon ülkeleri İsviçre, Belçika ile bütün dünyadaki Fransız enstitüleri yoktu. Bunlar da katılırsa, kim bilir okur sayısı ne olurdu! Bu bilgiye çok şaşırdım, edebiyat adına sevinsem de ülkem adına da üzüldüm!
Pierre Assouline (66), 1985’te Lire dergisinde çalışmaya başlamış, 1993’te editör olmuş. Birçok deneme, eleştiri, biyografi kitabı var. Le Monde 2’de köşe yazarlığı yapmış, Paris Politik Araştırmalar Enstitüsü’nde öğretim görevlisi olarak çalışmış. 2012’de de Bernard Pivot’nun başkanı olduğu Goncourt Akademisi üyeliğine seçilmiş işinin uzmanı bir yazar.
Lire’i Bernard Pivot (84) kurmuş. Pivot, bütün Fransa’nın tanıdığı gazeteci, televizyoncu, eleştirmen. televizyona yaptığı Apostrof programıyla (Wikipedi bilgilerine göre) 4 milyon seyirciyi televizyon başında gece sabahlara kadar tutan çok yetenekli bir sunucu. Programı 1975-1990 arası sürmüş. Özellikle Aleksandr Soljenitsin ile 1975, 1983 yıllarında, Charles Bukowski ile de 1978’de yaptığı röportajlar onu büyük üne kavuşturmuş.
Bütün bunları niye mi anlatıyorum; kitaba, kitap fuarlarına ve edebiyat dergilerine dikkat çekmek için. Fuarlar yurdun dört köşesine yayılmış durumda. Tıpkı sanat edebiyat dergilerinin yalnızca İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde kalmayıp yurdun her köşesine yayılması gibi. Şimdilik etkin televizyon ekranlarında kitap programı yok sayılır. Yalnızca FOX TV’de İsmail Küçükkaya’nın “Çalar Saat” haber programı içinde kısa kısa kitap tanıtımlarını saymazsak...
Özetle Samsun’da 5. Karadeniz Kitap Fuarı açık. 24 Şubat’ta kapanacak. Kültürel değeri yanı sıra, bölgesel ve ulusal önemi büyük. İşte size indirimli kitap alma, kitap dostlarıyla buluşma, tanışma, konuşma için bir altın fırsat!
Öte yandan Halkevleri’nin kuruluşunun 87. yılı nedeniyle tüm yurtta kitap okuma seferberliği başlatıldı. Buna katkı için kitap dostu, tiyatro sanatçıları Rutkay Aziz ve Taner Barlas, Ankara’da “Adalet, Sizsiniz” oyununu biletle değil, bir kitap getirenler için oynadılar. “Okumak Özgürleştirir” dediler. Ne güzel!
Türkiye’de 200 dolayında olduğu söylenen küçüklü büyüklü sanat edebiyat kültür dergilerini de desteklemek gerekir. Günümüzde 50 bine gerileyen Lire dergisinin tirajına her biri ulaşabilsin diye.
Diyorum ki Samsun’daki kitap fuarında 100. yılını kutlayacağımız 19 Mayıs 1919’daki gibi bir ruhla ilk adım atılsa, aydınlanmak karanlıktan kurtulmak için, büyük bir okuma seferberliği başlatılsa, sloganı da “1919 Ruhuyla Oku!” olsa. Daha iyi olmaz mı?
İyi ki ülkemizde Cumhuriyet Kitap var, ama Türkiye bir Kitap Cumhuriyeti olsa... Daha güzel olmaz mı?


Yazarın Son Yazıları

Edwin Morgan... 21 Ocak 2021
En uzun yıl biterken 31 Aralık 2020
Tevfik Fikret olmasaydı... 24 Aralık 2020
Başöğretmen Atatürk 19 Kasım 2020
Orhan Veli... 12 Kasım 2020