1 Mayıs: Biz Taksim’deyiz!

29 Nisan 2014 Salı

İlk 1 Mayıs kutlamalarına gittiğimden bu yana kaç 1 Mayıs geçti; sayısı oldukça çok. Ve her seferinde hep aynı heyecan. Ve hep aynı sözler dilimde: “Boş tencere dolar mı kendi kendine, kaldırmadıkça başlarımızı…”
Neden bu heyecan, bu yerinde duramama hali! Evet, 1 Mayıs’ta Taksim’deyim; çünkü kendi gençliğime ihanet edemem! Bunca yıldır gördüklerime, duyduklarıma ve inandıklarıma ihanet edemem!
Çünkü ben gencecik bir devrimciyken, grevdeki Gamak işçisi Şerif Aygün hemen yanı başımda polis kurşunuyla öldü. O günün anısına ve Şerif Aygün’e ihanet edemem.
15-16 Haziran’da köprüler açılınca, ortak tutulan bir tekneyle karşıya geçip Cevizli, Kartal, Pendik yöresinden gelen işçilerle birlikte “Boş tencere dolar mı kendi kendine” şarkısını söyleyip yürüdüm. O güne ihanet edemem!
12 Mart askeri darbesinde, bu ülkenin en güzel insanları polis kurşunuyla, idam edilerek öldürürdü. Onlara ve anılarına ihanet edemem!
12 Mart döneminde işkence gören, gördükleri işkenceye rağmen hapishaneden bana umut dolu mektuplar gönderen arkadaşlarıma ihanet edemem!
Dağlarda, ovalarda öldürülen, yıllar geçmesine rağmen failleri bulunamayan genç yaşlı ölülere ihanet edemem!
Ölüm orucunda ölen Sevgi Erdoğan’ın ölüme bir kala gözlerinde gördüğüm umut parıltısına ihanet edemem!
Dört yaşında, elinde çiçeklerle babasını Davutpaşa’da görmeye giden kızıma ihanet edemem!
Diyarbakır’da film atölyesi yaptığımda, gecenin anlamını “korku” olarak tanımlayan ve kurşun seslerini duymamak için sürekli şarkı söyleyen öğrencimin o şarkısına ihanet edemem!
Yıllardır kayıp çocuklarını bekleyen Cumartesi Anneleri’ne ve Berfo Ana’ya ihanet edemem! 1 milyon kişinin katıldığını gördüğüm
1
Mayıs’lara ve oradaki inanca ihanet edemem!
Her 1 Mayıs’ta Kazancı Yokuşu’nda ölen kızı için sokağa usulca kırmızı bir gül bırakan babanın sabrına ihanet edemem! Uludere katliamında ölen çocukların, kaçağa sadece yeni aldıkları bilgisayarların taksitini ödemek için gittiklerini duyduğumda, yüreğimi alıp götüren acıya ihanet edemem!
Gezi olayları sırasında ölenlerin gençliğine ihanet edemem!
Başbakan’ın sözüyle Berkin’in annesini yuhalayan kadınların karşısında duyduğum utanca ihanet edemem!
Bu ülkenin dağlarına, denizlerine, ovalarına, akarsularına ihanet edemem!
Müzelerdeki Kibele heykellerine ihanet edemem! Her 19 Mayıs’ta Atatürk’ün gözlerine baktığını ve elini sıktığını gözyaşları içinde anlatan babama ihanet edemem!
Kanlı 1 Mayıs’ta eve bir türlü gelmeyen küçük kızı için sessizce ağlayan ama bir yanda da “Bugün hepinize bir anne çorbası iyi gelir” diyerek çorbayı karıştıran annemin anısına ihanet edemem!
Gerze’de direniş çadırında, termik santral kentlerine gelmesin diye nöbet tutan o Karadenizli amazonlara ihanet edemem
Bembeyaz giysilerle girdiğim ve kapkara çıktığım Zonguldak madenlerinde ömür tüketen madencilere ihanet edemem!
Kısaca dostlar ben kendi hayatıma ihanet edemem. Bu nedenle 1 Mayıs’ta Taksim’deyim. Sizin de pek çok nedeniniz vardır Taksim’de olmak için!  


Yazarın Son Yazıları

Belleğimdeki deprem 1 Kasım 2020
Koronayla söyleşi (3) 13 Eylül 2020
Alkollüydüm abi! 23 Ağustos 2020