Teşekkürler Pavey!

03 Kasım 2013 Pazar
Yani bu ne biçim bir tiyatro? Hanımlar
hacı oldukları için, temizlenmişler ve “bir
daha kirlenmemek için başlarını örtmüşler”.
Çevrelerinde telaş içinde son moda erkek
giysileri içinde erkekler! Aman da aman bir
itibar, bir sözüm ona sevgi seli... Ve bir kadın,
“pantolon giymesi aynı erkekler tarafından
şiddetle karşı çıkılan bir kadın” protest
ayağıyla ağır ağır Meclis kürsüsüne yaklaşıyor
ve tüm içtenliğiyle, oynanan kötü tiyatroyu bir
anda yerle bir ediyor. Teşekkürler Pavey! Bir
Türkiye yurttaşı olarak, binlerce teşekkürler!
Bu ülkede ve tüm dünyada bilinir ki,
“kadınlar daha cesurdur” çünkü erkeklerin
her alanda iktidar olduğu bu dünyada
kadınların kaybedecek
çok şeyleri yoktur...
Siyasetin kirlenmiş
sularında kadınlar
daha masumdur. Tüm
ezilenler gibi kadınlarda
da adalet duygusu
daha gelişkindir. Anne
oldukları için daha
merhametlilerdir.
Burada, erkek egemen
toplumlarda, erkeklerin
istediği gibi oynayan, onların kendi bedenleri
ve davranış biçimlerini yönetmesine izin
veren kadınlar konumuz dışıdır. Onlar erkek
egemenliğinin sürdürülmesinde adeta gönüllü
birer rol modeldir. Beni bu hafta dehşete
düşüren sözlerden birini de, onlardan biri,
başı örtülü, İslami yazar, AKP kurucularından
Hidayet Şefkatli Tuksal Hanım söyleyiverdi:
“Madımak’ta yakılanları yakanların da mağdur
olduğunu” iddia etti. Artık bu kadar yeter!
Gerçekten sizlerde vicdan yok! Açıkça başı
açık, cesur kadınlardan nefret ediyorsunuz!
Alevilerden nefret ediyorsunuz! Bırakın o
zaman tiyatro oynamayı!
Durum bu. Madem iktidar partisi kadınları,
erkeklerin emrinde birer figür olarak görüyor
öyleyse ana muhalefet partisinin, kadınları
eşit yurttaşlar olarak gördüğünü gösterme
zamanı!
Bu sözle, “kadınlar bizim başımızın tacıdır”
demekle olmuyor. Şimdi muhalefet hem yerel
yönetimlerde, hem genelde kadınlara hak
ettikleri yeri verdiğini göstermek zorunda.
Geçen dönemde durum şöyleydi
hatırlatmakta fayda var. 2924 il, ilçe ve belde
belediye başkanlarının sadece yirmi altısı
kadındı. Bunlardan on altısı BDP’li, altısı
CHPli, üçü AKP’li ve ikisi de Demokratik
Partiliydi. Yani BDP olmasa durum iyice
vahim. Görüyorsunuz, ana muhalefet partisi
CHP’nin sadece altı belediye başkanı var.
Oysa çok daha küçük bir parti olan BDP’nin
on altı belediye başkanı var. Çok genç olan
bu kadın başkanlarla yaptığım röportajları
anımsıyorum. İçim ülkem adına onurla
dolmuştu. Şimdi neden ana muhalefet partisi
kendisinden küçük bir partinin yaptığını
yapmasın? Bu ülke insanı, cesur, merhametli,
kendi ve ülkesinin bağımsızlığına vurgun ve
ülke yönetiminde yer almak isteyen kadınların
“kadın hacı milletvekillerine” gösterilen ilgiden
çok daha fazlasını hak ettiklerini düşünüyor.
Yurttaşlar, değişim istiyorlar. Değişim
öyle, “ben değiştim” demekle olmuyor. CHP
bir tüzük değişimiyle, yüzde 33 cinsiyet
kotasını kabul etmiş durumda. Ayrıca
yüzde 10’da genç kotası var. Gerçekten
bu kotanın uygulanıp uygulanmayacağı
herkes için merak konusu. CHP, değiştiğini
buradan başlayarak
gösterebilir. Kadın
ve genç adayları
bize sunabilir. Aksi
takdirde tamam
bazı yerlerde gene
kazanılır ama oy
miktarının düşeceğini
ben kişisel olarak
biliyorum. Çünkü her
ne kadar birtakım
anketler yapılıyorsa
da, asıl seçim ipuçları, pazar esnafında ve
taksicilerdedir.
Ben Kadıköy’de oturuyorum ve
bulunduğum bölgenin kadın bir muhtarı
var ve fazlasıyla memnunum. Sorup
soruşturuyorum, çevremdeki herkes ondan
hoşnut. Parkları bizim için güvenli bölgeler
yaptı. O parklarda az forum yapılmadı.
Velilere yardımcı oluyor ve başı bağlı ya da
başı açık hiçbir ayrım yapmıyor.
Onu yeniden seçeceğiz. Ama Kadıköy
Belediye başkanlığı için durum oldukça
karışık. Çünkü dört dönemdir başkanlık
yapan Selami Öztürk, yeniden aday
adayı. Yani “ben beşinci dönemde de
olmalıyım” diyor. Oysa tam da beklendiği
gibi Kadıköy’den kadın bir başkan aday
adayı var. İnci Beşpınar. Kendisi on beş yıl
Kadıköy Belediye Başkan Yardımcılığı yaptı,
şimdilerde Büyükşehir Meclisi’nde ve Parti
Meclisi’nde canla başla çalışıyor. Ve bence
Kadıköy’e bir kadın aday yakışır. Değişim
sözle olmaz eylem gerektirir. Göreceğiz.

Yazarın Son Yazıları

Koronayla söyleşi (3) 13 Eylül 2020
Alkollüydüm abi! 23 Ağustos 2020
İmdat! Fren patladı! 26 Temmuz 2020
Virüsle söyleşi (2) 19 Temmuz 2020