Mehmet Ali Güller

Maske ve füze diplomasisi

09 Mayıs 2020 Cumartesi

S-400’lerin aktive edilmesinin ertelendiği, bu konuyu ele aldığımız makalemizin yayımlandığı gün, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından da teyit edildi.

Kalın, ABD’nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ile birlikte katıldığı Atlantic Council panelinde açıkladı: “Koronavirüs nedeniyle S-400’lerde bir erteleme oldu ama süreç planlandığı gibi ilerleyecek” (30.4.2020).

Ne kadar ertelendi? Belli değil...

20 Nisan’da Reuters’a açıklama yapan bir Türk yetkili, birkaç ay ertelendiğini söylemişti.

O zaman da sormuştuk: Bir silah/savunma sisteminin aktif hale getirilmesinin virüs salgınıyla ne ilgisi var? Örneğin salgın var diye TSK tankları çalıştırmıyor mu? Örneğin salgın var diye radarlarımız kapalı mı? Örneğin salgın var diye savaş uçaklarımız havalanmıyor mu?

Böyle mazeret olur mu? Oldu!

Ancak bunun bir “taktik erteleme” olduğu anlaşılıyor...

ABD’ye dolar başvurusu

Türkiye’nin borca ihtiyacı var. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, daha önce yaptığı gibi Londra tefecileri ve New York bankerleriyle görüşmek zorunda kalabilir...

Çünkü Merkez Bankası’nın döviz rezervleri hızla eriyor...

Ki AKP hükümetinin dolar ihtiyacı için daha şubat ayında ABD’ye başvurduğu ortaya çıktı: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dolar ihtiyacını karşılamak için takas hattına (swap line) dahil olmak üzere ABD Merkez Bankası’na (Fed) başvurmuştu!

Ancak bu konuda olumlu bir yanıt alınamayacağı düşünülüyor olmalı ki, Berat Albayrak, “Birden fazla ülke ile swap anlaşması yapabiliriz” dedi (6.5.2020).

Diğer yandan Berat Albayrak’ın 6 Mayıs’ta Citigroup ve Societe Generale’in düzenlediği toplantıda yabancı yatırımcılarla buluştuğu da açıklandı. Kısacası hükümet para arıyor...

AKP’den ABD’ye, ABD’den YPG’ye

Ne demişti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu: “Kendimizin tıbbi ekipman ihtiyacı olmasına rağmen 34 ülkeye yardım elimizi uzattık.”

Bunu 15 Nisan’da söylemişti Çavuşoğlu...

Ve Türkiye’nin ihtiyacı varken, AKP hükümeti sonrasında da sağlık malzemeleri dağıtmaya devam etti. Hatta iki kez de ABD’ye!

İşin vahimi, ABD’ye sağlık malzemeleri gittikten sonra, ABD de PKK’nin Suriye kolu YPG’ye sağlık malzemeleri gönderdi! (1.5.2020)

Peki, “kendimizin ihtiyacı” varken bu sağlık malzemeleri neden ABD başta olmak üzere kimi ülkelere gönderiliyordu? İyilik olsun diye mi?

Oysa hükümetlerin görevi önce kendi vatandaşlarının ihtiyacını karşılamak değil midir?

Bedava maske propagandası

Önce maske satışını yasakladılar, “biz dağıtacağız” dediler.

Bu aslında muhalif belediyelerin çalışmalarına karşı iktidarın “maskeli iç diplomasisinin” gereğiydi. Bedava maske dağıtan hükümet iyi prim yapardı...

Peki, nasıl dağıtacaktı? Önce PTT ile dağıtmaya kalktılar olmadı, sonra e-devlet başvurusu ile denediler olmadı, ardından telefona kısa mesaj ile gelen kod üzerinden eczanelerin dağıtmasına karar verildi, yine olmadı. Çalışanlara işyerleri temin edecek dendi sonra. Ve “Hayat Eve Sığar” uygulaması ile başvuru yapılacağı duyuruldu ardından.

Olmadı, olmadı...

Tüm bu süreçte maskesiz sokağa çıkmak zorunda kalanlara da çatır çatır para cezası kestiler...

En sonunda “maske satışı serbest” bırakıldı!

Yani en başa dönüldü...

Oltadan kurtulmak

Hükümetin içeride sağlık ekipmanına ihtiyaç varken ABD’ye ve İngiltere’ye sağlık ekipmanı “yardımı” yapması da, defalarca “Nisanda aktive edilecek, geri dönüşü yok” denildikten sonra S-400’leri salgın bahanesiyle ertelemesi de para aramasıyla ilgili…

İktidar, o borcun bulunabilmesinin yolunun S-400’leri ertelemekten geçtiğini düşünüyor...

Oysa bu olta gibidir; ertelediniz diye borç vermezler ama aktive edemeyesiniz diye sürekli borca ihtiyaç duyar halde tutarlar!

Üstelik bu kısırdöngüyü sağlayacak “dış operasyonların” başarılı olabilmesini de siz kolaylaştırmışsınızdır: Özelleştirerek, yabancılaştırarak, satarak, kapatarak, tarımı ve sanayiyi çökerterek, ekonomiyi betona ve turizme bağlayarak, kamu kaynaklarının transferi yoluyla yandaş işadamı zümresi oluşturarak...

Kısacası Türkiye’nin bu “maskeli” siyasetten arınması gerekiyor!

Üretimi esas alan, Özal-Çiller-Erdoğan üçlüsünün sattığı stratejik kurumları kamulaştıran, bölge merkezli dış politika uygulayan, S-400’leri pazarlık aracı yapmayıp savunması için kurup çalıştıran, “yurtta barış, komşularda barış” diyen ve Şam yönetimiyle anlaşan, bölgesinde İran, Irak ve Suriye ile güçlü bir hat kuran, bağımsız, laik ve demokratik bir Türkiye’ye hepimizin ihtiyacı var...


Yazarın Son Yazıları

27 Mayıs ve 28 Şubat 30 Mayıs 2020
Akar’ın üç tasfiyesi 18 Mayıs 2020
Darbenin sözleşmesi 7 Mayıs 2020