Allah’ın dili Arapça, terörün dili Kürtçe mi?

16 Ekim 2020 Cuma

Tabii ki Dario Fo’nun oyunu yasaklanmadı.

Tabii ki Dario Fo yazdığı oyunda PKK propagandası yapmıyor.

Tabii ki Dario Fo’nun bu oyunu ve diğer oyunları yıllardır bu ülkede oynanıp duruyor.

Yasaklanan, bir dil.

Yasaklanan, bir kültür. 

Yasaklanan, bu yasaklı dille ve bu yasaklı kültürle siyasetler üstü, bambaşka bir yerden bir bağ kurma çabası.

Yasaklanan, sanatın cesaretinin kirli politikaları umursamayıp kendi evrensel dilini kullanmayı sürdürme iddiası.

Yasaklanan, mutlak bir barış inadı.

Yasaklanan siyasi oyunlara başkaldıran tiyatro oyunlarının varlık ısrarı.  

Özgürlük ve azadi

Artık kanunen yasak olmasa da bilinen bir gerçek var.

Sokaklarda “özgürlük” diye bağırırsanız bir şey olmaz...

Ama “azadi” diye bağırırsanız “bir şey” olur.

Dario Fo’nun oyununu Türkçe oynarsanız bir şey olmaz.

Ama Kürtçe oynarsanız “bir şey” olur.

Hele bunu İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları bünyesinde oynarsanız “çok şey” olur.  

Zira bu ülke şu anda; 

Sigara kâğıdının üzerinde Arapça harflerle yazılmış yazı var diye onu düştüğü yerden alıp, öperek başına götüren ve evde yüksek bir yere itinayla iliştiren bir güruhun temsil ettiği derin cehaletin tercihleriyle iktidara gelen kurnaz bir zihniyetin elinde. 

Bu zihniyetin cüreti çok yüksek. 

Çünkü hedef kitlelerini, Allah’ın bir dili olduğuna, onun da Arapça olduğuna resmen ikna edebildiklerini gördüler.

Camilerden yapılan namaz çağrısını Türkçeleştiren aydınlanmacı bir devrimciye halkı düşman edebildiklerini ve ülkeyi hedefledikleri karanlığa sürükleyebildiklerini gördüler.

Allah-u ekber” yerine “Allah uludur” denilirse dinin elden gideceğine inanan geniş bir kitlenin şuurunu kontrol edebildiklerini gördüler. 

Cumhuriyetin devrimlerini tek tek ateşe atabildiklerini...

Bunu yapa yapa iktidarda kalabildiklerini de gördüler.

Öfkeyi meşrulaştırmak

Laikliği sorun haline getirebildiler ve şimdi aynı cüreti Kürt sorununu çözmemek için göstermeye devam ediyorlar.

Yasal bir partinin milletvekillerini, parti başkanlarını hapse attıkları, seçilmiş belediye başkanlarını görevden aldıkları yetmedi... 

Karşılıklı öfkeyi meşrulaştırabilecek yersiz ve tehlikeli bir hamle daha yapıyorlar.

Sözde kaldırdıkları askeri vesayetin ülkeyi kaosa sürükleyen ve yıllarca bitmek bilmez sinsi bir iç savaşı besleyen tuzak politikalarının en hassası olan dil meselesini kendi meşreplerince yeniden hortlatıyorlar.

Bu ülkeyi Arapçanın, Allah’ın dili olduğuna nasıl ikna ettilerse...

Şimdi de ülkeyi, Kürtçenin terör dili olduğuna yeniden ikna etmekte ısrar ediyorlar.

Dil üzerinden yıllar boyu yürütülen sorunlu politikaların savaşı beslediği ve barışı gölgelediği gerçeğine çoktan ikna olunması gerekilen bu zamanda ve coğrafyada...

O kirli ve tehlikeli politik dili deşifre edebilecek, geniş kitlelere doğru bir yerden aktarabilecek en olanaklı ve temiz alanın sanat olduğunu onlar da biliyorlar. 

Ve algı operasyonlarıyla onu da kirletmeye çalışıyorlar.

Sanatın uyaran dilinden çok korkuyorlar.

Kamu güvenliği

Bir dili yasaklayarak...

Bir oyunu engelleyerek...

Kürtçeye terör dili diyerek kamu güvenliği sağlanamaz.

Ama kalabalık olsun ya da azınlık olsun, herhangi bir nüfusun anadili görmezden gelinerek ve bir dil düşman bellenerek kamu güvenliği hızla tehlikeye atılabilir. 

O yüzden ısrarla tekrar etmek gerekir.

İnsanlar farklı dillerde konuşabilirler.

Farklı dillerde şarkı söyleyebilirler.

Farklı dillerde oyunlar oynayabilirler.

Ama hep aynı dilde savaşırlar.


Yazarın Son Yazıları