Bir şey demeli...

22 Ağustos 2021 Pazar

40 yıldır Türkiye’nin ne olmayacağını haykırıyoruz.

1980’lerde komşumuz İran’da Humeyniciler solu yanlarına alıp şahı devirdikten sonra 2 milyon insanı katlettiler, kadınları ikinci sınıfa ittiler. Haykırdık:

- Türkiye, İran olmayacak!

1990’larda Cezayir’de camileri silah deposu haline getirip ülkeyi kaosa buladılar. Haykırdık:

- Türkiye, Cezayir olmayacak!

2000’leri yaşamaya devam ediyoruz. Irak’ın, Suriye’nin darmadağın olmasının ardından sıranın Türkiye’ye geldiği söylemleri öne çıktı. Haykırdık:

- Türkiye, BOP’a teslim olmayacak!

Bugün iktidarda, ABD’nin işgali altında büyümüş, sokakta kafa kesen, “asla demokrasi gelmeyecek” diyen, taşlayarak kadın öldürmeyi statta insanlara seyrettireceğini söyleyen Taliban yönetimiyle diyalog kurmanın yollarını arayan, ortak değerleri olduğunu ilan eden bir anlayış var. Yakında yükselecek şu haykırışları duyar gibiyiz:

- Türkiye, Afganistan olmayacak!

Biz de inanıyoruz ki toplumun ortak aklına güveniyoruz ki Türkiye, yukarıda sıraladıklarımızdan olmayacak.

Ama artık bir karar vermeli:

Türkiye ne olacak?

***

İktidar, Türkiye’nin bütün değerlerinin satışını iyi yönetiyor. Bunlar için “Gidemediğin yer senin değildir” sözü yok, şu var:

Satamadığın yer senin değildir!

İktidar, bütün denetim kurumlarını bitirdi. Meclis’i, iktidarı denetleme organı olmaktan çıkardı, iktidarın istediği yasaları çıkarma makinesi haline getirdi. Bunlar için “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” sözü yok, şu var:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Saray’ındır!

Dünyada bütün iktidarların ortak paydası, o ülkenin kurucu değerlerine saygıdır. Varlık nedeni budur. Daha ileri götüreceğini düşünse bile önce temele saygı gösterir, sonra hedeflerine yönelir. Bunların neredeyse tek varlık nedeni, Türkiye Cumhuriyeti değerlerini ve kurumlarını bitirmek. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmet Ali, Atatürk’ün karizmatik liderliğine değiniyor. Bunu bile hazmedemiyorlar. Bu tür ziyaretlerde, ortak açıklama yapılacaksa konuk lider konuşmasını önceden iletir. Çeviriyi yapan bunu alır, hazırlıklıdır. Bu durum dikkate alındığında olay bir çeviri hatası değil, Cumhuriyete ve Atatürk’e karşı planlı bir karşıtlıktır!

Bunlar için “Türkiye laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir” kavramı yok, şu var:

Türkiye Saray’dan ibarettir. İktidar giderse ülke de gider!

Laiklik unutuldu, demokrasi Saray deposuna kondu, sosyal devlet yerine oy karşılığı yardım yapan iktidar geldi. Hukuk, en son 28 Şubat davasında olduğu gibi intikam aracı haline geldi.

***

Türkiye bugün:

Yandaşın “mutlu azınlık” olarak yaşadığı...

Yurttaşın “açık cezaevinde” gibi yaşadığı...

Göçmenin “sığınma evi” olarak gördüğü...

Batı’nın “Doğu duvarı” olarak ördüğü...

Hızla tüketilen bir ülke!

Türkiye’nin ne olmayacağını haykırıyoruz...

Ama artık ne olacağını kurmalıyız...

Kuruluş değerlerimizin özünü güçlendirip 21. yüzyılı yakalamalıyız.

Dört yılda bir oy ver, sonra koyver” diyemeyiz. 

Doğanın yeşilini, doların yeşiline kurban edenlere karşı...

Hududun namus olduğunu anımsatmayı terör faaliyeti sayanlara karşı...

Halkın asgari ücreti 2 bin 825 lira 90 kuruş iken kendi asgari ücretleri üç maaş olanlara karşı...

Ortak bir ses yükseltmeli...

Büyük bir Türkiye kongresi toplamalı...

Bir şey demeli...

Yeter artık, demeli...

Yetti gari, demeli...

Yetti be, demeli...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları