Biz bize yeteriz de... Size yeter mi?

01 Nisan 2020 Çarşamba

Önceki gün akşamüstü kesintisiz “son dakika”lardan biri şuydu:

Erdoğan kabine toplantısından sonra ulusa sesleniş konuşması yapacak. Saatlerce bu “son dakika” duyuruldu.

Kabine toplantısı saat 15.00’te başladı. Erdoğan, saat 20.45’te kameraların önüne geçti.

Konuşmanın birinci bölümünde mevcut duruma ilişkin Sağlık Bakanı’nın yaptığı açıklamaları pazartesi günü Erdoğan yapmış oldu.

İkinci bölümde ise biz bize yeteriz diye başlayıp yardım toplama kampanyasını duyurdu. Kendisi de 7 maaşını verdi. Bu para Saray’ın birkaç günlük gideri!

Konunun bu boyutu bir yana... 

Dünyanın salgından etkilenen ülkelerinin neredeyse tamamı, devletin halka yapacağı yardımları, bütçeden ayrılan payları açıkladı. Rekor ABD’de: 2 trilyon dolar. Avrupa ülkelerinde de en düşük İspanya: 200 milyar Avro. Erdoğan ilk günlerde 100 milyar lira kaynak aktarıldığını duyurmuştu. Bunun hangi kesimlere aktarıldığını da TOBB Başkanı ile gülümseşerek ifade etmişti.

Önceki akşam ise şu ilan edildi: 

Devlet bütçesi diye bir şey yok. Kim para verecek durumdaysa kesenin ağzını açsın.

Merkez Bankası’nın ihtiyat akçesinin bile bütçe açığı kapatmak için kullanıldığı bir ortamda buna çok da şaşırmamak gerekir. 

Öyle anlaşılıyor ki devlette para olsa bile, krizden etkilenenlere verecek para yok.

***

Afet dönemlerinde yardımlaşma sadece bizde değil dünyada da başlıca yöntemlerden biridir. Elbette toplumsal dayanışma duygusunu güçlü tutmak gerekir. Yardımlaşma da bunun unsurlarından biridir. Ancak yaşadığımız günler afet ortamından farklı. Devletin devlet olduğunu, kurumlarının ayakta olduğunu göstermesi gereken günler. Böyle bir dönemde halka deniyor ki:

- Birbirinize yardım edin... Devlete yardım edin!

Üstelik böyle bir yardım kampanyasını, işlevi gereği başlatmış olan belediyelere de “Sen yardım toplayamazsın, ben toplayacağım” diyorsunuz!

Onların yardımı paylaşacağı insanlar başka ülkenin insanları mı? 

Bu, en hafif anlatımla aczin ifadesidir.

İtibardan tasarruf edilmez” deyip uçak filoları kuracaksınız, sonra da çıkıp “Biz bize yeteriz, yardım edin” diyeceksiniz.

Biz bize yeteriz de... Size yetmemiz zor! 

Biz bize yeteriz de... Size yetiştirmek zor! 

Biz bize yeteriz de... Toplananların nereye gideceğini bilmek zor... 

Biz bize yeteriz de... Bizim bizim için verdiğimiz yardımların kimin için kullanılacağını bulmak zor... 

Gerçekten bizim bize yeteceğimize inanıyorsanız, buna göre siyaset üretmek istiyorsanız, 2020 yılı bütçesini yeniden yapın. Mevcut koşullara, gereksinimlere göre düzenleyin.

***

Bir söz vardır: 

Yönü belli olmayan gemiye, hiçbir rüzgârın faydası olmaz... 

İşte böyle bir dönemdeyiz. 

Her şey bir yana açıklanan verilere güven duymak zor.

Bir iktidar düşünün ki, tarihin en önemli salgınlarından biriyle karşı karşıyayız, Türk Tabipleri Birliği’ni (TTB) dışlıyor.

AKP, salgın nereye bulaşırsa bulaşsın, benim iktidarıma bulaşmasın diyor. Yardım kampanyasını da kendisine yönelebilecek olası eleştirileri ötelemek için kullanıyor. Şimdi bu yardım kampanyasını eleştiren, yerli ve milli olmamakla, Türkiye’nin birliğini, beraberliğini istemeyenlerin ekmeğine yağ sürmekle suçlanacak.

Yok öyle şey... 

Krizi çözmek değil yönetmek üzere adımlar atılıyor. Geçmişteki temel sorunlara bakış da öyle olmadı mı?

Yoksulluğu çözme, yönet... 

Eğitim sorununu çözme, arka bahçe üret...

Komşularla sorunları çözme, yönet... Hatta yeni sorunlar da üret ki ilgi oraya kaysın...

Yeter artık...


Yazarın Son Yazıları

Siyasette bu yaz tufan… 27 Mayıs 2020
Yalnız milyonlar! 17 Mayıs 2020
Silahlar konuşurken... 12 Mayıs 2020