Kılavuzu ABD olanın...

19 Ağustos 2021 Perşembe

ABD Başkanı Biden, şu cümleyi kurup çıktı işin içinden:

Amerika’nın Afganistan’da misyonu bir ulus inşası değildi...”

Bize göre doğru bir cümle! ABD’nin işi inşa etmekten çok yıkmak üzerinedir. Somali’den Libya’ya, Suriye’den Irak’a bunun çevremizde pek çok örneği var. 

Oysa bu tür işgaller başladığında hedefler hep büyüktü:

Sonsuz özgürlük, kalıcı demokrasi, kardeşlik rejimi...

ABD, 2001 yılında Afganistan’a girerken Biden senatördü. Şu demeci vermişti:

Bu ülkenin yeniden inşasının temelini oluşturacak bir hükümet hedefliyoruz.

2003’te de şu derin saptamayı yapmıştı:

Ulus inşasının alternatifi kaostur. Bu kaos, savaş ağaları, uyuşturucu kaçakçıları ve terörist üretir.

Şimdi ne oldu?

Aslında Biden’ın geldiği nokta şaşırtıcı değil. Geçmişte devletin üst katlarında sorumluluk almış, ABD ile de temasta olmuş bir kişi, şu saptamayı yapmıştı:

ABD için ortaklık, stratejik ilişki, karşılıklı çıkar diye bir şey yoktur. Kendi çıkarları vardır. Kendisinin zerre kadar çıkarı ile sizin için çok hayati bir durum karşı karşıya gelse tereddütsüz zerrenin yanında olur.

***

Afganistan konusu ABD açısından tartışılırken şu ikilem ortaya atılıyor:

Amerika için hezimet mi zafer mi?

Sorunun yanıtını günlük gelişmelere, Afganistan’daki trajik olaylara bakarak verenler bunu hezimet olarak yorumluyor. Oysa daha geniş açıdan bakınca gelinen nokta ABD’nin uzun erimli hedefleriyle örtüşüyor. 

ABD, şöyle bir İslam dünyası istiyor:

- Demokrasi ve laiklik olmasın.

- Kendi çıkarlarına dayalı karar mekanizmalarını uzatan parlamento tipi yapılar olmasın.

- Yönetimde kontrol edilebilir tek kişi ya da dar bir ekip olsun. 

- Yönetimi değiştirme bilincinde bir toplumsal uyanış olmasın.

Böyle olursa ABD istediği gibi at oynatabilir, o coğrafyanın kaynaklarını sömürebilir.

Afganistan’da ABD’nin bu hedefleriyle örtüşen bir yapı oluşuyor. Bakmayın Taliban’ın ılımlı gibi görünen mesajlar verdiğine. Baskıcı rejimler zafer elde ettiklerinde halkın telaşlanmaması için rahatlatıcı mesajlar verirler. Halkı gevşetirler. Biraz yerleşince bildiklerini okurlar. 

Taliban şimdi ABD ile yaptığı anlaşmaya dayalı olarak pek çok ülkenin tanıyacağı bir kimliğe bürünecek. Devamında Taliban’ın içinden yeni grupların çıkması için ABD’nin çok çaba harcamasına gerek yok!

***

ABD’nin Afganistan’ı getirdiği nokta, Türkiye ve etrafındaki coğrafya için de dersler içeriyor.

Suriye’yi sütuna yatıralım...

Ülkenin kuzeyinde ayrı bir devlet yapısı oluşuyor. Bunun altyapısı hazırlandı. Öyle ki bölgenin kimi “bakanları” AB üyesi ülkelerle özel görüşmeler yapıyor. Buradaki oluşumun altyapısını, ABD’nin büyütüp beslediği IŞİD’le mücadele edecek güç arayışı oluşturuyor.

2013’ten itibaren “IŞİD’e karşı YPG” diye özetlenebilecek bir “denge” kuruldu. Türkiye, bu yapının da terör temelli olduğunu söyleyince yanıt hazır:

Ama onlar kanlı, vahşi terör örgütü IŞİD’le en iyi mücadele eden sadık müttefiklerimiz!

Terör örgütünü terör örgütü ile temizlemek!

Suriye’nin kuzeyi bugün ne durumda?

IŞİD, bir bakıma Taliban oldu. Böylece iki bin kilometre ötemizde diye düşündüğümüz Taliban komşu oldu! 950 kilometrelik Suriye sınırımızın 140 kilometresi Taliban tipi bir kontrol altında olabilir. 

Bugün için öne çıkan bir konu değil ama yakın gelecekte Hatay’ın hemen yanı başındaki İdlib’de Taliban etkili güç olursa şaşırmamak gerekir.

Yeri geldi soralım:

İnsan boğazlayan, sokakta infaz yapan Taliban’la temas için çırpınıyorsunuz, “birbirimizi anlarız” diyorsunuz, Esad’la temas kurmamak için bin dereden su getiriyorsunuz! Bu ne yaman çelişki?

Suriye’nin böylesine ciddi, iç içe geçmiş kaosların içine sürüklenmesi en çok İsrail’i mutlu ediyor. Son yıllarda Esad yönetimi, güçlerinin büyük bölümünü kuzeye yığdı, güneyde İsrail’in Golan Tepeleri’ni ilhak etmesi bunun sonucu oldu.

Konunun özüne dönersek...

Kılavuzu ABD olanın ülkesi kaostan kurtulmaz!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları